Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

10 kitapla her işte vardır bir “HAYIR”

0

Bir liste hazırladık… Bu kitapların çoğunu okumadık… Hangisinin okunup okunamayacağına KitapEki takipçileri karar verir diye düşündük. Genelde başlıklarını çok sevdik, siz de seversiniz diye paylaşmak istedik…

Sadece bu liste özelinde önerdiğimiz kitaplar umarız iyi çıkar diye düşünüyoruz. Ama bazılarına kefiliz…

KitapEki
KitapEki

1
Hayır Hayır Bana Ne!

“Selin küçük, şirin, ama bir o kadar da inatçı bir kızdır. Annesi ondan ne zaman bir şey istese hep hayır der. O kadar çok hayır der ki annesi bazen düşünür, küçük kızının içinde bir ‘hayır canavarı’ mı saklı diye… Acaba Selin annesine ‘hayır’ daha ne kadar diyecektir?”

Çocukların belli dönemlerde her şeye “hayır” dediklerine hepimiz şahit olmuşuzdur. Büyüme sürecinin doğal bir parçası olan bu dönemi son derece eğlenceli bir üslupla anlatan bu kitap, hem çocuklara hem de anne-babalara sabrın ve karşılıklı anlayışın önemini hatırlatıyor. Annick Masson’un birbirinden güzel resimleriyle sıcacık bir öykü sizleri bekliyor…

2
Terapiye Hayır

Terapistlere, onların belirli niteliklere sahip oldukları inancıyla gideriz; sevecenlik, anlayış, duyarlılık, yakınlık, doğruluk ve bütünlük. Ancak, herhangi bir kimsenin bu yeteneklere sahip olduğuna neden inanmak zorundayız?
Bu yetenekler kazanılabilir mi?
Freud, kazanılabileceğini düşünmüş ve psikoterapistlerin çoğunluğu tarafından kabul görmüştür. Fakat, bu eğilimler nasıl kazanılır? Bunlar, sınıfta, bir “eğitim programı”sırasında mı kazanılır? Hatta, az da olsa bu yetenekler öğrenilebilir mi?
Örneğin, dinleme yeteneğini kazanabilir miyiz? Bu yeteneklerin kazanılabileceğini varsaysak bile, kazanılmış olup olmadığına kim karar verecek? Müstakbel hasta, terapistin gerçektende bu niteliklere sagip olduğunu nasıl anlayacak?

3
İmparatorluğa Hayır

Elinizdeki kitap, ABD imparatorluğunun kapitalist-emperyalist sistemin bekası için dünyanın dört bir yanında yıllardır gerçekleştirdiği örtülü operasyonları, askeri darbeleri, kanlı müdahaleleri, dezenformasyon girişimlerini ve her türden ayak oyunlarını son derece akıcı ve yalın bir dille anlatıyor. Reel sosyalizmin çözülüşünden sonra gemi azıya alan ABD emperyalizminin, kendisine bir meşruiyet zemini yaratmak için başvurduğu yalan ve bahaneleri bir bir sergileyen Parenti, finans kapitalin dünya halklarını iliğine dek sömürmekle kalmadığını, aynı zamanda Amerikan halkını da Üçüncü Dünya’ya özgü koşulların kucağına ittiğini belgeleriyle ortaya koyuyor.

4
“Hayır” Cevabını Hedefle!

“Evet” cevabı hedefiniz,
“Hayır” cevabı ise,
O hedefe gidiş yolunuz olsun!

“Benim ekibimdeki bir danışman, müşterilerimize telefon etmek konusunda tereddüt yaşıyordu. Ben de, ekipteki herkesin akşama kadar üç tane “hayır” cevabı almasını istedim. Her birimiz üçer adet “hayır” cevabı aldığımızda henüz akşam olmamıştı. Fakat bir yandan da birkaç “evet” cevabı almıştık.”
Jenny Locklin / Abronne International

“Benim başarım, başkalarının başarısızlık korkusunu yenmelerine yardımcı olabilmeme bağlıdır. “Hayır” Cevabını Hedefle! Adlı bu kitap, insanların “hayır” cevabının p kadar da ürkütücü bir şey olmadığını görmelerine yardım etmek için bir yöntem sunuyor.”
Bill Woods / Melaleuca

“Bu, benim tarzıma uygun bir kitap. Okuması kolay ve yalın olmasına rağmen, mesajı oldukça işlevsel. “Hayır” cevabını duymak için uğraşacağıma inanmazdım. Yirmi yıldır satış işindeyim ve satış olayına hiç bu şekilde bakmamıştım.”
Steve Ehneyi / SCM Office SYSTEMS Inc.

5
Hayır Demeyi Bilmek

Psikolog Marie Haddou bu yapıtında (aile ortamında, işte, arkadaşlar arasında ve aşk ilişkilerinde) yaşanmış gündelik olaylardan örnekler sergileyerek çoğu insan için bir karabasana dönüşen `hayır` demenin zorluklarını ele alıyor.

6
Biz Hayır Diyoruz

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano Latin Amerika’da militan gazeteciliğin önde gelen isimlerindendir. Bu seçkide, gazeteciliğin edebiyatın bir alt kolu değil, aksine, en etkililerinden biri olduğunu savunan Galeano’nun yirmi altı yazısına yer veriyoruz: Che, Zidane, Salgado, Evo Morales, Latin Amerika edebiyatı, yazarın işlevi, televizyon, beden, işkence, sürgün, Şili, Küba, Bolivya, ABD, emekçiler, eşcinseller, beyazlar, siyahlar, yerliler, Latin Amerika… Sözün onuruna inancını hep koruyan bir yazardan, edebiyatın hakkıyla kullanıldığında gazeteciliği ne denli etkili kılacağını gösteren güçlü politik metinler.

7
En Sevdiğim Sözcük Hayır

Mert çok sevimli bir çocuktu, taki hayır demeyi öğrenene kadar!
Hayır, üstümü değiştirmem!
Hayır, banyoya girmem!
Hayır, pasta bile yemem!
Sonunda annesinin aklına güzel bir fikir geldi.
Peki mert evet demeyi öğrenebilecek mi?

8
Hayır…

“İnsanın düşünsel faaliyeti derinleştikçe, başkaldırı sesinin de derinlerden, boğuklaşmış olarak gelmesinden daha doğal ne var? Haykırmalar, savsözler ancak yüzeyden yüzenlerin kulak yırtan gürültüsünden başka bir şey değil.”

“Adalet Ağaoğlu, yalnızca Hayır’ın son halkasını oluşturduğu üçlemesiyle, bütün romanlarıyla kimi sorunsalların peşinde bir yazar kimliğindedir. Romanlarında en öne çıkan yan, düşünsel içeriktir. Hayır onun bu özelliğinin belki de en yoğun biçimde alımlanabileceği bir roman…”
-Füsun Akatlı-

“Hayır, baştan sona, bir yazarın nasıl kendine özgü bir dil yaratabileceğinin serüvenidir. Hayır’ın, bütün öbür olumlu özelliklerinin yanı sıra, yazınsal Türkçenin çağcıl başyapıtlarından biri olduğunu düşünüyorum.”
-Semih Gümüş-

9
Yetmez Ama Hayır

Yetmez Ama Hayır, ikinci baskısıyla yeniden okur karşısında. Hayır’ın, neden Evet’ten önce geldiğini savunmaya devam ediyor.

“Biraz ısınma hareketlerine geçelim.
Aşk olsun aramızda aerobikin lafı mı olur.
Şimdi ben toz kaldırmazsam, çekildim sanmayın!”

 10
Her İşte Bir Hayır Var

Yazgı mı dersiniz, evrenin cilvesi mi dersiniz, tanrısal bir rastlantı mı dersiniz, her işte bir hayır vardır mı dersiniz…

38 yıl boyunca annesiyle yaşamış olan Bartholomew Neil, hastalanıp ölen annesinin ardından kendi ayakları üzerinde nasıl duracağını hiç bilememektedir. Kızıl saçlı yas danışmanı Wendy, artık yuvadan uçması ve kendi sürüsünü bulması gerektiğini söyler söylemesine ama, tüm yaşamı annesine, cumartesi ayinlerine ve kütüphaneye saplanıp kalmış bir adam, uçmayı nasıl öğrenebilir?

Bartholomew, annesinin iç çamaşırı çekmecesinde Richard Gere’dan bir “Tibet’e Özgürlük” mektubu bulduğunda, aradığı ipucuna kavuştuğuna inanır. Son günlerinde annesi ona “Richard” demeye başlamıştır, kozmik bir bağlantı olması işten değildir.

Oyuncunun yazgısında kendisine yardım etmek olduğuna inanan Bartholomew, Richard Gere’a oldukça mahrem içerikli mektuplar yazarak başlar yeni yaşamına. Jung’dan Dalai Lama’ya, felsefeden inanca, uzaylılarca kaçırılanlardan telepati kurabilen kedilere, Katolik Kilisesi’nden kadınların gizemine dek her şey vardır bu açıkyürekli mektuplarda.

Ama bu mektuplar, her şeyden önce, bir adamın kendi ailesini toplamak için giriştiği ağırbaşlı uğraşı yansıtacaktır.

 

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *