Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

18 maddede “entel”i tanıyalım!

0

Karşınıza çıkan bir kişiye: “Enteller şaşırmazmış!” deyin, size: “Aa! Niye ki?” diye sormuyorsa o kişi enteldir.

Kutsal Aile ve İktidarsızlar romanlarının yazarı Fatih Altınöz’den bu kez bir deneme kitabı: Absürd Yeni Dünya. Altınöz bu denemelerde gündelik hayatın içinde sorgulamadan kabul ettiğimiz şeylerin aslında ne kadar tuhaf, saçma ve hatta anlamsız olduğunu anlatıyor.

KitapEki
KitapEki

Bir dönemin efsane dergisi Şizofrengi’nin kurucusu olan Altınöz kendine has üslubu ve bir psikiyatr gözüyle dünyaya bakışımızdaki “arıza”ları anlatıyor. Fatih Altınöz’ün Absürd Yeni Dünya kitabındaki bir yazısını, “Entel nedir? Klinik belirtileri nelerdir?”i yayınlıyoruz. Zira şu sıralar çokça tartışılan bir konu…

Entel nedir? Klinik belirtileri nelerdir?

  1. Entelektüel olmak isteyip de ol(a)mayana entel denir.
  2. Türkiye’de 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi sonrası büyük şehirlerde ortaya çıkmış bir canlı türünün adıdır.
  3. Bu terim edebiyat, sinema, tiyatro, müzik, resim gibi sanat alanlarına, bilim, felsefe ya da politikaya ilgi duyan bazı kişilerde görülen birtakım ortak özellikleri eleştirel bir tonda tanımlamak için kullanılmaktadır.
  4. Genellikle 30 yaşına ulaşamadan 12 Eylül’e yakalanmışlarda görülür. Lise-üniversite yıllarında başlar ve bütün bir ömre yayılır.
  5. Dil, din, ırk, etnik grup ve cinsiyet ayrımı gözetmez.
  6. Bu rahatsızlığa düçar olan kişiler herhangi bir düşünme yöntemine sahip değildirler. Bu nedenle herhangi bir konuda kendilerine ait özgün bir düşünce ve tavır geliştiremez ve taşıyamazlar.
  7. Belirli bir düşünsel alana uzun süre odaklanamazlar. Kopyalayarak fragmanlar halinde düşünürler. Yazarlarsa fragmanlar halinde yazarlar. Konuşurlarsa daldan dala atlayarak fikir firarlarıyla, fragmanlar halinde konuşurlar.
  8. Belirgin özdeşim sorunları nedeniyle bağımsız birer varlık olarak tezahür edemeyerek birtakım şahıs,  grup veya hareketlere aşırı bağlılık ve bağımlılık geliştirirler. İlgilendikleri alanlara ilişkin görüş ve tutumlarını belirlemede hayranlık duydukları kişi ya da grupların düşüncelerini rehber alırlar. Onlardan alıntı yapmadan konuşamaz ve yazamazlar. Onlarla ilgili tartışmalara kesinlikle kapalıdırlar. Kutsallarını tartışanları yok sayma eğilimi gösterirler.
  9. Her dönem belirli gazete ve dergilere müptela olur ve onları kimliklerinin bir uzantısı gibi, bir bayrak gibi yanlarında taşırlar.
  10. Konuşmalarında belirli niteleme sıfatlarına ve vurgulamalara sık rastlanır. Bir kitaptan, resimden, filmden ya da bir şahıstan bir yemekten bahsedermiş gibi bahsederler. “Çok sevdim-Hiç sevmedim. Çok beğendim-Hiç beğenmedim. Çok güzel-çok çirkin. Çok iyi-çok kötü.”
  11. Anlayabildikleri sanatsal yapıtlardan hiç hoşlanmazlar. Kendileriyle ilgili değersizlik hisleri o denli yüksektir ki anlayamadıklarının zaten anlamsız olabileceğini ise asla düşünmezler.
  12. Gençlik dönemlerinde alaycılık ve sinizm, yaşlılık dönemlerinde ise melankoli en belirgin özellikleri arasındadır.
  13. Özellikle orta yaş ve üstü örneklerinde alkol ve psikoaktif madde bağımlılığına sık rastlanır.
  14. İradi ya da bünyevi olarak oryantalisttirler.
  15. Belli bazı etnik ya da dini gruplara takım taraftarlığı düzeyinde özel sempati duyarlar. Belli bazı etnik ya da dini gruplara antipatileri ise neredeyse moleküler düzeydedir.
  16. İçinde bulundukları her ortamda konuşulan konularla ilgili mutlaka bir görüş serdetmek zorunda hissederler. Konuyla ilgili hiçbir fikirleri yoksa konu değiştirme çabaları dikkat çekicidir. Zira odağı olmadıkları ya da içinde kendilerine yer bulamadıkları konuşmalardan çabucak sıkılırlar. Diyelim önemli bir yazar ya da düşünürden, örneğin Tolstoy’dan bahsediliyor. Tolstoy’a dair dağarcıklarındaki fikir kırpıntılarını düzenleyip lafa şöyle girebilirler: “İstanbul’a kaçarken ölmüştü di mi?” ya da “Karısını da çok üzmüş. Ben sevemedim” ya da “Anna Karenina’nın filmi çok kötüydü. Zaten falanca da feci şeyler yazmış” ya da “Ben kesinlikle Dostoyevskiciyim aslında yani.”
  17. Bir film setinde görüntü yönetmeninin küçük oğlu Sıtkı da bulunmaktadır, mavi topuyla. Annesi o gün onu babasının yanına bırakmıştır. Sette o gün bazı sahneler çok sayıda tekrar ile çekilmektedir. Dolayısıyla babası Sıtkı ile yeterince ilgilenememektedir. Sıtkı ortamdaki sessizlikten sıkılarak topuyla oynamaktayken topu elinden kaçırır ve mavi top tin tin tini mini hanım efektleriyle ahşap evin merdivenlerinden yuvarlanmaya başlar. Ortalık birden buz keser. Herkes yönetmenin şerrinin doğrudan küçük Sıtkı’ya yöneleceği kanaatindedir. Fakat hiç beklenmedik bir şey olur. Yönetmen Sıtkı’ya döner ve topu alarak yeniden yuvarlamasını ister. Uzun uzun topun önce tahta zeminde yuvarlanışını ve ardından merdivenlerden aşağıya doğru tek tek inişini çeker usta yönetmen! Film gösterime girdiğinde top sahnesinin anlamları ve alt metinleri, mavi topun seçilmesiyle yönetmenin ne anlatmak istediği, nerelere göndermelerde bulunduğu birçok yazıya ya da muhabbete konu olabilir. Entel kişiler sanki sembolizm tarihi olarak bu ülkenin topraklarında zuhur etmiş ve pek çok sanatçı tarafından yetkin bir biçimde özümsenmiş bir akımmışçasına huşu içinde Sıtkı’nın mavi topunu konuşabilme kapasitesine sahiptirler.
  18. Laboratuvar ya da röntgen tetkikiyle teşhis edilemezler, ama şöyle olabilir: Enteller şaşırmaz. Karşınıza çıkan bir kişiye: “Enteller şaşırmazmış!” deyin, size: “Aa! Niye ki?” diye sormuyorsa o kişi enteldir.

  • Absürd Yeni Dünya
  • Yazar: Fatih Altınöz
  • Türü: Deneme
  • Baskı Yılı: 2017
  • Sayfa Sayısı: 384 Sayfa
  • Yayınevi: Çınar Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *