Responsive banner image
 

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde KHK ile atılan hocalarımızın kitaplarını hatırlayalım!

1

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde DTCF Tiyatro Bölümü’nden KHK ile atılan hocalarımızın kitaplarını hatırlayalım istedik.

Olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında çıkarılan ve Resmi Gazete’de yayınlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden 3’ü profesör 5 akademisyen ihraç edilmişti.

Kırmızı Kedi Temmuz 1

Araştırma görevlisi Elif Çongur, Prof. Dr. Banu Beliz Altan, Prof. Dr. Neziha Selda Öndül, Araştırma görevlisi Şamil Kürşat Yılmaz, Prof. Dr. Tülin Sağlam gibi isimler DTCF Tiyatro Bölümü’nden ihraç edildi. Bir önceki KHK ile ihraç edilen Süreyya Karacabey ile birlikte toplamda 10 kişilik öğretim kadrosu olan bölümde 4 akademisyen kalmış DTCF Tiyatro Bölümü fiilen kapatılmıştı. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde DTCF Tiyatro Bölümü’nden KHK ile atılan hocalarımızın kitaplarını hatırlayalım istedik.

MODERN SONRASI TİYATRO VE HEİNER MÜLLER
Süreyya Karacabey
De Ki Basım Yayım, 2009.

Tarihsel avangardlar modern sonrası estetik eğilimlerin tarih öncesi’dir. Simgecilerin lirik dili, statik dramı, gerçeküstücülerin otomatik yazımı, kolaj metinleri, dışavurumcuların rüya sahneleri, dadacıların burada ve şimdi ilkesi modern sonrası tiyatroda da karşımıza çıkacaktır. Alıntının genelleşmesi, gösterenlerin özgürleşmesi, gündelik olanın estetikleştirilerek sanatın ortadan kaldırılması modern sonrası için belirleyici çabalar olarak görünmektedir. Metin ve alıntı arasındaki ayrım silinmekte, gösterenle gösterilen arasıdaki anlamsal bağ yok edilmekte ve gösterilen sonsuz zinciri göndergenin yerine geçmektedir. Gerçeklik algısı değişmiştir….

BRECHT’TEN SONRA
Süreyya Karacabey
De Ki Basım Yayım, 2009.

Süreyya Karacabey’in Türkiye’de önemli bir boşluğu dolduran çalışması Brecht’ten Sonra, Bertolt Brecht tiyatrosunu ve etkilerini inceleyen önemli bir çalışma. Kitapla ilgili Karacabey’in söylediklerine kulak verelim: “Bence sorun Brecht’te değil, bir dogmaya karşı çıkarken bile yeni dogmalar yaratma konusunda mucizeler yaratan “bizlere” aittir. Bir takım isimlerle birilerini kolayca birleştirme kolaycılığımızda, düşünce denilen kavramsal alanın “tek yönlü” bir yol izlediğine gizliden gizliye inanmayı sürdürmemizdedir. Brecht, modası geçmiş Brecht alışkanlıkların, doğru kabul edilenlerin hep yeniden düşünülmesine dikkat çektiğinde, ya/ ya da ‘ya hapsolmuş önyargıları, onların algılayamayacağı, kabul edemeyeceği bir noktada kırılmaya uğratmış-tır. Bir bütünlük olarak insan yanılgısına temellenen bu eleştiriyi gerçekte çok az kişi anlamıştır, gerideki tüm olumsuzlamalar ya da olumlamalar Brecht’e rağmendir.”

SOPHOKLES’TEN STOPPARD’A İRONİ VE DRAM SANATI
Beliz Güçbilmez
Yayınevi : Deniz Kitabevi, 2005.

“Bu kitap ele aldığı ironi kavramının hem felsefe alanında,hem de oyun metinlerinde,tarih boyunca nasıl kullanıldığı ve dönüştürüldüğü sorusuna yanıt arayan bir çalışmadır.Özellikle de modern sonrasında başvurulan bir dramatik araç olarak “yeni ironi”nin örnekleri Tom Stoppard`ın oyunları ile örneklenmektedir.Bu anlamda kitap,kuramsal bir çalışma olduğu denli,pratik tiyatro uygulamaları için bir dramaturgi kaynağı olarak da değerlendirilebilir.Sophokles`ten Stoppard`a İroni ve dram sanatı tiyatro öğrencileri,araştırmacıları ve uygulamacıları için bir başvuru kaynağı olarak tasarlanmıştır.” (Tanıtım bülteninden)

ZAMAN ZEMİN ZUHÜR
Beliz Güçbilmez
Yayınevi : Deniz Kitabevi, 2006.

“Osmanlı ve sonrasında Türkiye`li oyun yazarı, bu meseleyi sınanmış biçimsel araçlarıyla ele almayı denememiş, ya da benim gözümden kaçmış denemeler varsa bu uygulamalar neden yaygınlaşmamıştır? Aynı soruyu başka başka vurgularla ya da kalkış noktalarıyla çoğaltmak mümkün ama gereksiz. İddia bu: Türk tiyatrosu Batı oyun yazarlığının egemen kalıplarından birini, geçmişi, şimdinin gerekçesi olarak gösteren ve bunu yaparken kendini içine yerleştirdiği çerçeveyi bir resim çerçevesine benzeterek içinde bir merkezi perspektif kurduğu yapıyı kalıcı ve süreğen bir biçimde model almamıştır. Bunun yerine yine Batı tiyatrosunda kullanılan bir başka formüle bir gün bir şey olur ve her şey değişir formülüne yaslanmayı seçmiştir. Türk tiyatrosunun neyi kabullenerek içselleştirdiği, baktığı yerde durduğu halde neyi görmezden gelerek yok saydığını içeren seçimi hiçbir biçimde rastlantı olamaz. Bu çalışma sözkonusu seçimin önce toplumsal ve siyasal nedenlerini, sonra de estetik ve sanatsal gerekçelerini aramayı deniyor..” (Tanıtım Bülteninden)

ÇÖL OYUNU
Beliz Güçbilmez
Yayınevi : Nota Bene Yayınları, 2013.

Manzar. (halıyı göstererek) Manzar budur. Hem göz bebeğidir, hem gözün gördüğüdür. Göz kendini görmez, manzar öğretir göze kendini bilmeyi. Manzar oyundur ve de oyun dünyadır. Bütün dünya bir manzardır. Oyunbaz, hırsızdır. Hırsızların tanrısına tapar. Yedi cihandan kovulduğu gibi, cennetten de kovulması bundandır. Ve dahi anlatmak suçuna suç katmaktır. Anlatırken saygı gösteririz başkalarının mahremiyetine; fâşetmez, saklarız; çözmez, düğümleriz. Anlattığımızdır aslolan, kimin hikâyesini anlattığımız gizdir.Ol hikâye, yüzyıl önce meddahlar şehrinde duyulmuştur ilk kez. NotaBene olarak yeni başladığımız Sahne Sanatları Kitaplığı, hem sahne metinleri hem de kuramsal çalışmalar yayınlamayı hedeflemektedir. Yayın önceliğimiz, sahne sanatlarını kendilerine özgü kavramsal dille okuyan; sahnenin özgül dilini siyasallaştırıp derinleştiren çalışmalardır. Sahne metinlerinde ise verili biçimlerin yeniden üretimi dışına çıkan deneysel eserlere öncelik verecek; yeni bir düşüncenin ancak yeni biçimlerle doğabileceğini ima eden ve bu biçimleri arayan metinlere odaklanacağız. Anlaşılacağı üzere uzun vadedeki hedefimiz alana “katkı yapmak” değil alanı dönüştürmektir. (Tanıtım Bülteninden)

KENDİ OYUNUNU KENDİN YAP
Tülin Sağlam
Yayınevi: Deniz Kitabevi, 2007.

Bu kitap, ilköğretimin son yılları ve lise düzeyindeki öğrencilerle bir tiyatro etkinliği gerçekleştirmek ve/veya sonunda bir temsil sunmak amacıyla yola çıkan öğretmenlere ve etkinliğin katılımcılarına yönelik olarak yazılmıştır. Eğitim sürecinde dramanın bir tiyatro oyunu üretmek ve temsil etmek amacıyla yapılandırılması ve sonunda katılımcıların oluşturduğu bir sanat yapıtına ulaşılması sürecine, az da olsa, ışık tutmak amaçlanmıştır. Kendi düşüncelerine ses verecek oyun bulmakta zorlanıyor gençler. Aynı şekilde öğretmenler de. İlginç, yeni, gencin dünyasını kavrayan, ona seslenen oyun bulmak zor. Bu zorluğu sanatın hem üreticisi hem de tüketicisi olabilen gençler, kendi oyunlarını üreterek aşabilirler. Yeter ki araç onlar için ulaşılabilir, anlaşılabilir kılınsın. Kitabın hedefi, bu süreci bir nebze olsun aydınlatarak gençlere, tiyatro yoluyla kendi düşüncelerini dillendirme olanağı verecek yollardan birine işaret etmektir. Yaratıcı, özgün, kendi gibi olmaktan ve kendi düşüncelerini seslendirmekten çekinmeyen; herkes gibi olmayan, yaşamda farklı yolların ve çözümlerin olanaklı olduğunu bilen, çoğunluğun peşinden değil kendi yolundan giden bireyler bu yolla çoğalır. (Tanıtım bülteninden)

SENİN ADAMIN GOL DİYO
Elif Çongur
Yayınevi : İmge Kitabevi, 2015.

İki spor var. Biri, transfer görüşmelerinde, kulüp odalarında, menajer telefonlarında, manşetlerde yolunu bularak hayatın merkezine yerleşmeye çalışıyor. Diğeri ise merkezine hayatı alıp endüstriyel sporun kalesine şut üstüne şut çekerek yaşamdan besleniyor. Elif Çongur’un spor yazıları, önüne çıkanları dirsekleyerek, hayatı işgal etmeye yeminli spora karşı yazılmış yazılar. Çongur, spordan portreler, vakalar, yakın planlar, anekdotlar, tartışmalar getiriyor bize ve sporun yalnızca spordan ibaret olmadığını güçlü örneklerle bezeyip anlatıyor. Sanatla, siyasetle, dirençle, kültürle örülen; spor dünyasının en özgül anlarını, güncelin en taze tartışmalarıyla besleyen yazılar bunlar. Senin Adamın Gol Diyo, yalnızca spor profesyonelleri ve ateşli spor takipçileri için değil, aynı zamanda sporun s’siyle selamı olmamışlar için de kaleme alınmış. Çünkü, hayatın merkezinde spor yok, ama sporun merkezinde hayat var.

 

Paylaş

1 Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *