Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Adalet ve vicdan üzerine: İnsan Çürümeye Başladığında

0

Mustafa Becit, ilk romanı Her Şey Ben Yaşarken Oldu’dan yaklaşık iki sene sonra bir roman kaleme aldı: İnsan Çürümeye Başladığında

“Becit’in kaleme aldığı hikâye toplumsal tabularla ilgili görünse de, onun etrafında dönse de temelde adalet ve vicdan üstüne güzel metaforlar ve örneklemeler barındırıyor. İhsan Yüce’nin senaryolarından bildiğimiz kötü adetleri yıkma çabası var bu romanda.”

KitapEki
KitapEki

Mustafa Becit, ilk romanı Her Şey Ben Yaşarken Oldu’dan yaklaşık iki sene sonra bir roman kaleme aldı: İnsan Çürümeye Başladığında. Türk Edebiyatında, yazılan ilk romandan yazılan son romana kadar yerli hikâye-yabancı hikaye diye bir ayrım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Önceleri, Türk kültürünün şehir, kasaba, köy, varlıklı ve yoksul kesimi üstüne harika romanlar yazıldı, birçokları gereken değeri buldu; bazısı da yeni yeni kıymetleniyor. (Zaten iyi metin, uzun zamanda çok satan, üstünden yıllar geçse bile hala zihinlerde olan metin değil midir?)

Bir de dili Türkçe; betimlemeler, tamlamalar Türkçe olsa da yabancı addedeceğimiz romanlar var. Bu topraklarda asla kaygısını gütmediğimiz, bir çocuğun, yetişkinin veya yaşlının hayatının hiçbir safhasında karşılaşmadığı, aklına bile getirmediği fikirler üstüne yazılmış romanlar vardır. Burada iyi roman-kötü roman ayrımı yapmıyorum, sadece şunu demek istiyorum: Roman içeriği yerli olan eserler olduğu gibi, içeriği –bu topraklara- yabancı eserler de var.

İyi roman-kötü roman nedir, bunu söylemek kimsenin haddine değildir. Bunu tarih belirler; eleştirmenler, editörler ve yayıncılar değil. Paul Auster’ın son romanı 4321’de şöyle bir hikaye geçiyor: Roman kahramanlarından Archie Ferguson–ki küçük bir çocuk- okuduğu Dönüşüm, Candide ve Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı çok beğeniyor ve şöyle diyor: “Hepsi kendine özgü bir biçemde yazılmış ve hepsi de mükemmel, demek ki iyi kitap yazmanın sadece tek bir yöntemi yok.” Usta romancının satırlarından anlaşılana göre roman dar kalıplara hapsedilmemeli ve tabular yıkılmalı.

İnsan Çürümeye Başladığında yerli bir hikâye olarak yazılmış. Özetle Başkomiser Rauf’un polisiye bir hikâyede, bir doktor cinayetinin detaylarında katilin çıkmazında kaybolup çürümesinin, yavaş yavaş yok olmasının hikâyesidir. Muhsin ve karısı, çocukları olmadığı için bir tüp bebek merkezine başvururlar. Uzun uğraşlar sonucu çocukları olur olmasına ama Muhsin’in içini kemiren bir şey vardır, oğlu Servet kendisine benzememektedir. Gecesi gündüzü zehir olan Muhsin, ya benim çocuğum değilse sorunsalına düşer. Testler yapılır ve düşündüğü gibi babası olmadığı anlaşılır.

Hikâye buradan sonra başka bir boyuta geçiyor, fitillenip alevleniyor. Muhsin, burada söylemekten kaçındığım bir nedenden –polisiye bir hikâye olduğu için okuma zevkini baltalamamasını istediğimden- ötürü bir cinayet işler. Burada okur, vicdanıyla baş başa kalır. Adaleti sorgular, vicdan muhasebesi yapar. Bu cinayet bir adalet midir yoksa intikam mıdır? Zalim nedir mazlum nedir, adalet herkesin kendisinin tesis edebileceği bir şey midir yoksa hukuk merkezleri mi bunu tesis etmelidir?

Burada okur gibi ikilem yaşayan biri daha vardır: Başkomiser Rauf AKA, namı diğer Akabey. Rauf, sürekli iç hesaplaşmalar yaşayan, Muhsin’inkine benzeyen çevre baskıları yaşamaktan korkar, el âlem ne der kaygısı yaşar sürekli. Rauf’un da çocuğu olmaz çünkü ve hepimizin içinde yaşadığı şu toplumun çocuk sahibi olamayanlarla ilgili, genellikle gıyaben söyledikleri şeyler iç açıcı şeyler olmadığı ahlak sınırlarının da çok çok uzağındadır ve bundan çekinir Rauf. Rauf, Taksici Muhsin’de kendisini görür. Kendisinin de tüp bebek sahibi olmayı düşündüğünü, Muhsin’in düştüğü duruma düşme ihtimalini düşünür. Rauf, hak-adalet, vicdan, intikam, içsel hesaplaşmalarla boğuşur.

Böyle anlattım diye bütün romanı bundan ibaret sanmayın, kendi içinde tutarlı bir bağlamı, etkili bir işlenişi var.  Becit’in kaleme aldığı hikâye toplumsal tabularla ilgili görünse de, onun etrafında dönse de temelde adalet ve vicdan üstüne güzel metaforlar ve örneklemeler barındırıyor. İhsan Yüce’nin senaryolarından bildiğimiz kötü adetleri yıkma çabası var bu romanda. Dil ve üslup hayli akıcı ve hızlı ama temas ettiği konu, işleyiş biçimi, adalet arayışı ile bu roman Türk Edebiyatındaki emsalleri arasında güzel bir yerde.

  • İnsan Çürümeye Başladığında
  • Yazar: Mustafa Becit
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2017
  • Sayfa Sayısı: 216 Sayfa
  • Yayınevi: Küsurat Yayınları

 

SÖYLEŞİ

Hüseyin Aktaş’ın İnsan Çürümeye Başladığında’nın yazarı Mustafa Becit’le gerçekleştirdiği söyleşi:
“İnsan psikolojisine derin bir bakış: İnsan Çürümeye Başladığında”

Söyleşiyi okumak için TIKLAYINIZ

Mustafa Becit, Küsurat Yayınları’ndan çıkan ikinci romanıyla çürümeye başlayan insan psikolojisine derin bir bakış atıyor. Adalet ve Kader kavramlarını kafaya takmış karakterler, tüm ülkeyi ilgilendiren bir skandalla baş başa kalıyor. Mustafa Becit’le İnsan Çürümeye Başladığında’yı konuştuk.

Ahmet Deniz

Ahmet Deniz

Editörlük yapıyor, öyküler yazıyor. 1994 yılının Eylül ayında Rıfat Ilgaz ve Oğuz Atay’ın da doğduğu kentte, Kastamonu’da doğmuş olmakla –muzipçe- övünür.
Ahmet Deniz

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *