Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

A’dan Z’ye Bira Kültürü

0

“Keyif, biradır. Sıkıntı sefere çıkmaktır.” Mezopotamya Atasözü

Binlerce yıl öncesinde Mezopotamyalıların yaptığı gibi günümüzde de milyonlarca, milyarlarca insan bira içmekten keyif alıyor. Esasında bira, diğer içkilere nazaran önemsenmeyen, hor görülen, çok da özel bir şey olduğu düşünülmeyen bir içkidir. Bir “adabı” olmadığına inanılır. “Bira işte, yuvarla gitsin” yaklaşımı çok yaygındır. Şarkılara, romanlara, şiirlere konu olmamıştır bira… Hayır, olmuştur! Tahta çıkan Bizans imparatoru Julyanus, birayı tattıktan sonra, onunla ilgili küçümseyici bir şiir yazmıştır:

KitapEki
KitapEki

“…
Öyleyse Demeter’in içkisi demeli sana
karalamadım Diyonisos’un adını,
arpa suyu denebilir belki, ama Bromios
denemez, boşuna tüketme nefesini.” 

Şarabı kutsayan ve günümüzdeki konumuna gelmesinde büyük emeği olan Romalılar (ve ardılları Bizanslılar) kuzey ve doğu halklarının içkisi olan birayı küçümsediler çünkü “Batılılar” için Kuzey ve Doğu, geri olan demekti(r).

Filmlere de konu olmamıştır bira. Şarap veya diğer “star içkiler” filmlerde neredeyse başrole bile çıkarlar (The Angels’ Share, Sideways) ancak bira, tam da tersi, filmlerde toplumun alt kesimlerinin, zevk yoksunu insanların sembolü olarak kullanılır.

Kitaplarda da durum farklı olamazdı. Bira ile ilgili yazılmış, Türkçe’ye çevrilmiş kitaplar diğer star içkilere nazaran oldukça azdır. Bugün bunlardan birini tanıtacağım…

A’dan Z’ye Bira Kültürü”, Gurme Mehmet Yalçın’ın “Gusta Kitapları” serisinin bir parçası. Mehmet Yalçın, Türkiye’nin ilk içki yazarlarından. Asıl ilgi alanı viskiler ama şarap ve birayla da ilgili epeyce birikimli. “Gusta” adlı, şu anda var olmayan bir içki dergisi de çıkarmış. Bu dergide beraber çalıştıkları, Teoman Hünal, aslında biralara kendisinden daha çok eğilmiş bir gurme. Mehmet Yalçın da kitabı, Teoman Hünal’ ın yazması gerektiğini düşünmüş ama Hünal yoğunluktan dolayı kitabı yazamamış.  Gerekli yerlerde desteğini sunmuş yalnız.

Yalçın’ın kitapta sık sık atıfta bulunduğu diğer bir kişi de Michael Jackson… Hayır, o değil elbette… Bu Michael Jackson süper star olanı değil veya şöyle söyleyelim, bu Michael Jackson, biranın süper starı… Şu anda yaşamıyor ama birayla ilgili gelmiş geçmiş en büyük otorite kabul ediliyor. Yalçın da kendisiyle epeyce hasbıhal etmiş birisi. Jackson’ın kitaba dolaylı yoldan katkısı yadsınamaz.

Mehmet Yalçın’ın oldukça kıvrak ve ilgi çekici bir kalemi var. Hoş anekdotlarla, tarihten ilgi çekici hikâyelerle bilgileri destekliyor.

Kitapta dört ana bölüm var. İlk bölümün başlığı “Bira Nedir?” Elbette öncelikle biranın tarihiyle başlıyor. En eski içki biradır. En az 10 bin senedir var olduğu biliniyor. Mezopotamya kökenli bir içki ama biranın günümüzde geldiği noktada Avrupalıların rolü çok büyük. Kendisine karakterini onlar vermiştir. Şerbetçiotunu onlar biraya katmışlardır ki biraya şerbetçiotu katılması, onu bambaşka bir şey haline getirmiştir.

Sonra biranın içeriğinden bahsediyor. Malttan bahsediyor. Türkiye’de oldukça yanlış değerlendirilen şeylerden biridir malt. Ne olduğunu ve ne olmadığını kitaptan öğreniyoruz. Şerbetçiotundan bahsetmiştik. 19. yüzyıla kadar ne olduğu bilinmeyen mayadan bahsediyor. Ve de sudan… Bazı bira markaları su için neler neler yapıyorlar! Alplerin 200 metre derinine inenler var, tam aradıkları suya sahip olduğunu düşündükleri bölgeyi 4000 yıllığına kiralayanlar var.

Biranın üretiminden bahsediyor sonra. Bu üretim esnasında tercih edilen ufak tefek yöntemlerin nasıl da biraları bambaşka şeyler haline getirdiklerini anlıyoruz. Bira çeşitlerine geliyor sıra. Bugün 140 temel tür, 40 bin tane de marka varmış. “Bütün biraların aynı olduğunu” düşünen o kadar çok insan var ki! Bir “Bira Sözlüğü” de eklemiş kitabına yazar. Halkımızın bira ile ilgili bildiği bir tane farklı kavram var: Ale… Bulmacalarda çıkan “Bir tür bira” sorusunun yanıtı ama tıpkı ale’nin ne olduğunu bilmediğimiz gibi stout, IPA, heffeweiss, lager, pilsen, doppelbock, trappist, micro-brewery ne demek, onları da bilmiyoruz. Bu sözlük hayat kurtarabilir.

İkinci bölüm “Biradan Tad Alma Sanatı” adında… Biradan alınan tadı etkileyen birçok faktör var. Kullanılan bardak, biranın sıcaklığı, bardağa doldurulma şekli, yanında seçilen atıştırmalık… Bunlarla ilgili bir dolu da “doğru bilinen yanlışlar”, “yanlış bilinen doğrular” var. Mehmet Yalçın bunların hepsini aydınlatıyor.

Üçüncü bölümün adı “Dünya Biraları”. Önce Türkiye’deki bira tarihiyle başlıyor elbette. 150 yıllık bir tarih bu. Az bir süre de değil ama bugün gelinen noktaya bakıldığında, bu uzun sürenin hakkının verilemediğini görüyoruz. Sonra önemli bira ülkelerinden ve onların geleneklerinden bahsediyor. Belli bir enlemin üzerinde olan ülkeler bunlar. Alçak enlemlerde çok iyi üzüm yetiştiği için o ülkeler şarapçılıkla daha fazla haşır neşir olmuşlar. Elbette Almanya’yla başlıyor. Kişi başı üretime bakıldığında en çok bira içen ülke değildir Almanya  (Çekya’dır bu ülke, İrlanda ikincidir) ama biraya en çok emek vermiş ülkedir. Sonra Britanya adasından iki ülke, İngiltere ve İrlanda inceleniyor. Buraların daha çok “Pub” kültürü üzerinde duruluyor.

Kitabın yazıldığı 2013 senesinde adı Çek Cumhuriyeti olan ama 2016’da ismini Çekya yapan ülke tam bir bira ülkesidir. Şerbetçiotunu ilk kullanan ülkedir. Çok bahsettim, açayım biraz: Bugün biradan alınan o acımtırak tat şerbetçiotundan gelir. Çekyalıların sekizinci yüzyılda, bu otu biraya katmalarından önce bira, bozaya benzeyen, yavan bir içecekti. Çekya, üzerinde durulmayı fazlasıyla hak ediyor. Sonra, evlerinde bira musluğu olan ülke Belçika geliyor. Bu küçük ve karmaşık ülke bira konusunda dünyanın en iyilerinden biri.

ABD’ye de değiniyor yazar. 1930’lardaki “içki yasağı” ile ilgili olan bölüm oldukça ilgi çekici.

Sonra “Diğer Ülkeler” adıyla kısa bir bölüm var. Dünyada birkaç Ortadoğu ülkesi hariç her ülke kendi birasını yapıyor. Uzak Doğu’nun, Güney Amerika’nın, Afrika’nın biralarını da tanıyoruz.

Son bölüm “Biraseverin Rehberi” adında. Mekânlar, festivaller ve evde bira yapımı konuları ele alınıyor…

Bu kitabın, Efes’in sponsorluğunda yazıldığını ekleyelim. Dolayısıyla biraz da kaçınılmaz bir şekilde Efes ve ürünlerine hak etmedikleri övgülerin düzüldüğünü görüyoruz. Yapacak bir şey yok! Böyle ciltli, kuşe kâğıda basılmış, zengin görsellerle donatılmış bir kitabı basmanın mutlaka bir maliyeti var.

Birayla ilgili bir şeyler öğrenmek isteyen birisinin rahatlıkla başvurabileceği ve aradığı şeyi bulabileceği, yakışıklı bir kitap. Dili çok iyi.

Biranın makûs talihini yeneceği ve dolayısıyla daha fazla kitaba, şarkıya, şiire, romana konu olabileceği zamanlarda yaşamak dileğiyle…

 

  • A’dan Z’ye Bira Kültürü
  • Yazar: Mehmet Yalçın
  • Tür: Yeme-İçme
  • Baskı Yılı: 2013
  • Sayfa Sayısı: 146 Sayfa
  • Yayınevi: Baküs Yayıncılık

Baran Doğan

1979 Ankara doğumlu, aslen Sivaslı. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. O tarihten beridir Milli Eğitim Bakanlığı'nda İngilizce öğretmenliği yapmakta. İlk yazma tecrübesini, kendi deyimiyle "ilk blog yazısını" sekiz yaşında yazdı. O gün bugündür, genellikle kişisel blog sayfasında olmak üzere, ilgi duyduğu konularla ve düşünce dünyasından geçenlerle ilgili yazılar yazmakta. İlgi duyduğu konular; sinema, futbol, müzik, tarih, mimari, seyahat ve gastronomidir. Yazılarını www.sinekikilisi.com sitesinde yayınlıyor.

Latest posts by Baran Doğan (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *