Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Akılalmaz Bir Yolculuk!

0

April Yayıncılık etiketiyle kitapçılarda yer alan Akılalmaz Beyin, okuyucuyu gizemlerle dolu beyne hem şaşırtıcı hem de eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.

Beynimiz, üretme kapasitesine sahip olduğu hayalin ötesindeki sınırlarını henüz ortaya çıkaramadığımız bir gizem. Bu gizem çözüldüğünde, bana kalırsa dünyadaki en romantik hikâye ortaya çıkmış olacak.

Helen Thompson, kitabında böyle tanımlıyor beyni. Gizemli, sırlarla dolu, hâlâ çözülmeyi bekleyen bir puzzle olarak karşımıza çıkıyor beyin. Nörobilim ve Bilim İletişimi alanlarında eğitim alan ve bilim muhabiri, haber editörü ve son olarak serbest gazeteci olarak çalışan Helen Thomson tüm bu deneyim ve bilgilerinin yardımıyla Akılalmaz Beyin’i kaleme alıyor. Araştırmalarının sonucunda dünyanın farklı yerlerinde yer alan sıra dışı beyinlere sahip 9 kişiyi buluyor. Yaptığı görüşmeler sonucunda onların sorunlarını, yaşadıklarını ve bununla birlikte beyinle ilgili bilimsel gerçekleri aktarıyor. April Yayıncılık etiketiyle kitapçılarda yer alan Akılalmaz Beyin, okuyucuyu gizemlerle dolu beyne hem şaşırtıcı hem de eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.

KitapEki
KitapEki

Akılalmaz Beyin nörobilim alanında yazılan bir kitap olmasına rağmen sadece beyinle ilgili bilimsel gerçekler sunmuyor okuyucuya. Bu yönüyle de çoğu bilim kitabından ayrılıyor. Kitapta nörobilim alanındaki ilk çalışmalara ve bu alanın tarihsel gelişimine değinilerek bir başlangıç yapılıyor. Böylelikle okuyucunun bu alanda bilgi sahibi olmasını ve bu alanı bilmeyen insanların nörobilimi bir noktaya oturtmasını sağlıyor. Yine beyinle ilgili bilimsel veriler sunuyor. Beynin ve onu oluşturan bölümlerin işlevlerini aktarıyor. Kitabın en önemli ve ayırt edici özelliği ise bu verileri somutlaştıran, aynı zamanda da duygusal bir boyut katan kısmı yani çeşitli beyinsel rahatsızlıkları olan kişilerle yapılan görüşmelerin aktarılması. Bu kısımlarda tüm bilimsel veriler somut bir şekilde karşımıza çıkıyor ve okuyucunun da bunları daha iyi anlamasına neden oluyor. Aynı zamanda bu 9 kişinin deneyimlerini, karşılaştığı sorunları okudukça okuyucu, bu insanlarla duygusal bir bağ kurmaya, kendi hayatını düşünmeye ve sorgulamaya da başlıyor.

‘’Ben de yaşamıştım,’’ ‘’Bu, bana da oluyor, benim başıma da gelmişti,’’ ‘’Ben de böyle birini tanıyorum,’’ kitap boyunca okuyucunun en çok kullandığı cümleler oluyor. Tabii ‘’Hadi be, böyle bir şey nasıl olur!’’ cümlesinden sonra. Çünkü burada yer alan vakalar bizim yaşadıklarımızın çok üstünde, duyduklarımızın da çok ötesinde olan vakalar. Ve bu vakalar sayesinde okuyucu tüm bu insanların penceresinden bakıp, onların gizemli ve zorluklarla dolu dünyasının kapısından da girmiş oluyor.

9 kişi ve 9 birbirinden sıra dışı vaka

Peki kitap boyunca anlatılan 9 kişi ve 9 birbirinden sıra dışı vaka ne? Sırasıyla Bob, Sharon, Ruben, Tommy, Slyvia, Matar, Louise, Graham ve Joel’le tanışıyor okuyucu. Birbirinden haberleri olmayan, birbirinden çok uzaklarda yaşayan bu 9 farklı birey olağanüstü beyinleriyle ortaklaşıyor ve bu kitapta yer alıyor.

Düşünseniz ya 9 aylıksınız ve annenizin sizi emzirdiği anı hatırlıyorsunuz. İmkânsız gibi geliyor. Peki, gerçekten öyle mi? Çoğumuzun bebeklik anılarımızı bir kenara bırakalım, 7-8 yaşına kadar bile çok net şekilde hatırladığımız an bir elimizin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Fakat Bob en erken anısı 9 aylık olduğu zamana ait; o tüm anılarını hatırlıyor ve asla unutmuyor. Acıları, sevinçleri ve tüm yaşadıkları onu anbean takip ediyor. Belki de ara ara hepimizin yaşadığı bir sorun nerede olduğumuzu unutmak, yer yön algımızın kaybolması. O anlar ne kadar da zor geliyor, eski haline gelene kadar, nerede olduğumuzu hatırlayana kadar olduğumuz yerden kıpırdayamıyoruz bile.

Bir de Sharon’ı düşünün! Sharon bunu her gün yaşıyor; hem de en ağır haliyle. Oryantasyon bozukluğu olan bu kadın, çoğu zaman evinden çıkamıyor, hatta çalışamıyor bile. Tommy ise kişilik değiştiriyor ve değiştirdiği kişilik onun sanatsal yönünü de ortaya çıkarıyor. Fakat iyi ve kötü olarak zıtlaşan bu kişilikleri ailesine neler neler yaşatıyor. Hem de onun elinde olmayan sebeplerden ötürü. Normalde renk körü olan Ruben’in insanların auralarını görmesi, hem de renk körü olmasına rağmen yeşilin her tonunu bu auralar sayesinde algılaması hiç de yadsınamayacak büyüklükte ve şaşırtıcılıkta bir beyinsel bozukluk. Kitapta anlatılan diğer bir kişi ise Slyvia, sürekli bir halüsinasyon halinde olan bu kadın, duyma kaybı olmasına rağmen müzikal halüsinasyonlar görüyor.

Beynin gizemlerini anlatıyor

Beni ve bence çoğu okuyucuyu en çok şaşırtan ise bu kitapta kaplan gibi hisseden Matar olmalı hiç kuşkusuz. Kaplan gibi ısırmak, saldırmak ve yemek istiyor. Matar’ın tüyleri kaplan gibi hissetmeye başlayınca diken diken oldukça, kitapta onun deneyimlerini okuyan okuyucuların da hiç kuşkusuz korkudan ve şaşkınlıktan tüyleri aynı şekle giriyor. Ve Loise gibi duyarsızlaştığınızı düşünseniz ya; anılarınıza, ailenize ve hatta kendinize. Hiçbir şey size ait değil. Ne kadar da zor! Ya da Graham gibi ölü gibi hissettiğinizi bir an olsun aklınızdan geçirseniz ya; bu dünyaya ait olmadığınızı, mezarlıkta yaşadığınızı hatta bir kefenin içinde daha mutlu olduğunuzu. Son olarak da Joel gibi başkalarının hislerini ve duygularını hissetmek ve fazla empati kurmak, hatta o kadar fazla ki cansız varlıklarla, mesela vazo ile kendinizi özdeşleştimek nasıl olurdu?

Akılalmaz Beyin sadece bu 9 karakter üzerinde durmuyor. Bunların yanında başka sorunları olan insanlardan da kısa kısa bahsediliyor. Kısaca her kişiyi ve hikâyesini okudukça şaşırıyor, meraklanıyor, heyecanlanıyor ve bilgi sahibi oluyorsunuz. Kendinizi onların yerine koymaktan, onların yaşadıklarını düşünmekten alıkoyamıyorsunuz. İşte Akılalmaz Beyin hem beynin gizemlerini anlatıyor ve sırlarla dolu bu beynin nelere yol açabileceğini gösteriyor karakterler üzerinden hem de sizleri bu insanların şaşırtıcı, inanılmaz aynı zamanda da sımsıcak yaşamlarına bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Akılalmaz Beyin
  • Yazar: Helen Thomson
  • Çeviri: Murat Karlıdağ
  • Türü: Popüler Bilim
  • Baskı Yılı: Kasım 2018
  • Sayfa Sayısı: 264 Sayfa
  • Yayınevi: April Yayıncılık

Latest posts by Nimet Kirşan (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *