Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Araştırma, tarih ve politika üzerine en yenilerden dikkat çeken 10 kitap

0

Kitap Eki listelerinde bugüne kadar ağırlıklı olarak edebiyat kategorisinde kitaplara yer verdik. Takipçilerimizin yaptığı geri dönüşleri de dikkate alarak edebiyat dışı kategorilerde de kitap önerilerimizi sizlerle paylaşacağız.

Bu listemizde tarih araştırmaları, inceleme ve güncel siyaset üzerine yeni çıkan kitaplardan bir seçki hazırladık. Keyifli okumalar…

KitapEki
KitapEki

1. Doğu Kaynaklarından Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi – Joseph Von Hammer

Say Yayınları

Yaşadıklarımızın gerçeğine neden bir türlü erişemiyoruz? Neden gerçek, yaşadığımız dünyada ışımasıyla kararması bir olan bir fotoğraf filmine dönüştü? Bu gerçeğin kırılgan tabiatından mı yoksa yaşadığımız dünyanın gerçeğe giderek kendini kapatan karanlık ahvalinden mi ileri geliyor?

Bu sorular menziline doğru ne kadar çatallanırsa çatallansın şurası kesin: Yaşadıklarımızda ister dert edinmediğimiz ister peşine düşüp yeter sebatla takip etmediğimiz için erişemediğimiz gerçek biz istesek de bizim peşimizi bırakmıyor:

Bir ülkenin düzlüğüne dün dağlık bölgeler ve bu sonuncularına da içine dağılmış kaleler veya müstahkem mevkiler hükmederdi. Dün buralara haşin dincilik ve sofuluk perdesi altında “Hakikat diye bir şey yok, her şey mubah” yaygarasıyla ‘ibahiye’ sancağının altında toplananlar yuvalanıyordu. Buraların cebir veya hileyle efendileri olmak, devlet içerisinde devlet olarak varlıklarını sürdürmek bunların temel siyasi hedefiydi. Bu hedeflerine bağlılarının kör itaat ve bağnaz fedailiği sayesinde kralları desise veya korku ile dehşete düşürmek, düşmanlarına karşı katillerin eline silah vermek suretiyle ulaşıyorlardı.

Bugün bu müstahkem mevkilere kimler, hangi siyasi maksatlarla yuvalanıyor? Dünün ‘ibahiye’sinin yerini bugün kim, hangi sloganlarla alıyor? Bu sloganlar nerede, hangi eller tarafından hazırlanıp tedavüle sokuluyor? Dün başımıza gelenlerin gerçeğini aydınlatmadan bugün başımıza gelenleri anlayamayız.

Kitap bu ve benzeri soruları bir istikamet üzere düşündürmenin yanı sıra gizli cemiyetlerin zayıf hükümetlerde tehlikeli hatta ölümcül tesirinin canlı bir tablosunu ortaya koyup dinin dizginsiz ihtirasın emellerine korkunç yataklığının ikna edici tasvirini sunmaktadır.

2. Paris Komünü ve Marksizm

Kor Kitap

Paris Komünü (1871) burjuvazinin gerilemeye başlaması açısından dünya tarihinin en önemli bir olayı, 19. yüzyıldaki işçi hareketinin en parlak ve büyük örneğidir. İnsanlık tarihinde ilk kez işçi proleter devrimi gerçekleşti, işçi sınıfı iktidarı eline geçirdi ve 72 gün boyunca bu iktidarı elinde tutabildi. Böylece kapitalist rejimin ortadan kaldırılması ve sosyalist bir rejimin kurulması, teorik tartışmalardan işçi sınıfının kurtuluş mücadelesi pratiğine geçti. Paris işçileri, “göğün fethine çıkmak” yolundaki kahramanca girişimleriyle, devrimci sürecin yeni bir dönemini başlatmış oldular. Başlayan bu süreç büyük bir gelişme gösterdi ve 1917’de Ekim Devrimi’nin zaferine yol açtı.

Paris Komünü, çeşitli toplumsal öğretilerin denek taşı işlevini gördü, sekterliğin ve reformizmin küçük burjuva ideolojik niteliğinin dayanıksızlığını ortaya koydu ve bilimsel komünizmin temel doğruluğunu tarihsel olarak gözler önüne serdi. Komün deneyiminden bir sentez yapacak, Komün derslerinde işçi sınıfı için tinsel bir zenginleşme kaynağı bulacak ve işçi sınıfının mücadelesi için zorunlu teorik silahı oluşturacak gücü de yalnızca Marksizm gösterdi. Komün proleter yığınların bilincini derinden derine değiştirmeye katkıda bulundu ve Marksist öğretiyi işçi sınıfının ve onun siyasal partilerinin ideolojik bayrağı durumuna dönüştürme önderliğini üstlendi.

Paris Komünü ve Marksizm kitabı bu önderliği komünün pratiği, Marksizm ve teorisinin gelişimi, bu teorinin işçilerle kurduğu bağ üzerinden irdeliyor ve işçi sınıfının üzerinde yarattığı etkiyi bizlere aktarıyor.

3. Olgular Değişince – Tony Judt

Yapı Kredi Yayınları

Türk okurunun Anılar Şalesi, Kötülük Kol Gezerken, Savaş Sonrası ve Yirminci Yüzyıl Üzerine Düşünceler adlı eserleriyle tanıdığı Tony Judt, İkinci Dünya Savaşı sonrasının en büyük tarihçilerindendir. 2015 yılında hayata veda eden Judt’un kariyerinin baştan başa bir kesitini veren bu denemeler derlemesi, kendisi gibi tarihçi olan eşi Jennifer Homans tarafından yapılmıştır.

Derlemeye alınan denemelerin konu yelpazesi, Fransız toplu belleğinin ülkenin Yahudilerine İkinci Dünya Savaşı’nda ne olduğuna dair kasıtlı körlüğünden sözde Filistin sorununun İsrail’in önüne koyduğu çetin ahlakî güçlüklere kadar uzanmaktadır. Judt’ın eserinin değeri, acımasız dürüstlüğü, entelektüel olağanüstülüğü ve etik berraklığındadır.

Bu konu yelpazesiyle Olgular Değişince, büyük bir tarihçinin, okuruna dünyanın geçmişteki ve bugünkü hali ile gelecekte alması gereken hali arasında derin bir bağ kurdurma kudretini gözler önüne serer.

4. Sosyalizmin Yön Arayışı

İleri Kitaplığı

Türkiye sosyalist hareketinde Marksist düşüncenin yetkin ve nitelikli temsilcisi Metin Çulhaoğlu’nun 70. doğum günü ve sosyalizm mücadelesindeki 50. yılı bir armağan kitapla kutlanıyor. Aralarında Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. İzzettin Önder, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Doç Dr. Cenk Saraçoğlu, Mustafa Sönmez, Güray Öz, Haluk Yurtsever gibi isimlerin bulunduğu 22 yazarın ortak eseri olan kitabın editörlüğünü ise Can Soyer gerçekleştirdi.

Metin Çulhaoğlu, devrimciliği her daim teoriden, teorinin ışığını mevcut dünya ve ülke gerçekliğine yansıtmaktan üreterek 50 yıllık siyasal yaşantısını muazzam bir tutarlılıkla geçirmiştir.

Çulhaoğlu, teorinin bir tür kibre, suya sabuna dokunmayan bir sinizme dönüşmesine de tüm gücüyle karşı koymuştur. Çulhaoğlu’nun çalışmalarında devrimci pratik, teorik arılığın ve ortodoksinin biricik güvencesi haline getirilmiştir. Kendisiyle özdeşleşmiş bir deyişi kullanırsak, Metin Çulhaoğlu’nun 50 yıllık siyasal yaşantısı “doğruda durmanın felsefesidir”.

5. Modern Avrupa Halkları Tarihi – William A. Pelz

Kolektif Kitap

Tarihi kim yapar? Kütüphaneleri dolduran ciltlerce kitaba göre reformu din adamları, coğrafi keşifleri seyyahlar, endüstri devrimini dâhiler, savaşları komutanlar yapmıştır; hak ve özgürlükler aydınların, monarşilerin yıkılması burjuvazinin, ülkelerin refahı yöneticilerin başarısıdır. William A. Pelz Modern Avrupa Halkları Tarihi’nde bu geleneksel anlatının karşısında durarak halkların tarihin nesnesi değil öznesi olduğunu savunuyor.

6. Onlar Uyanırken – Çetin Altan

Yordam Kitap

Onlar Uyanırken, Türkiye emekçi halkının 1960’lı yıllarda kurulu düzeni sorgulayan bilinç ve eylemlerinin, yanı sıra da sosyalizm arayışlarının çarpıcı bir yansımasıdır. Onlar Uyanırken’in iki yazarı vardır. Kitabın birinci kısmında yer alan Türk Sosyalistlerinin El Kitabı başlıklı bölümün yazarı Çetin Altan’dır. Parlamento kürsüsünde kapitalizme yönelttiği öldürücü eleştirileri, miting meydanlarında yaptığı coşkulu konuşmaları, kahvehanelerde anlattığı çarpıcı ülke sorunları ve gazetelerde ikna edici bir dille yazdığı alternatif sosyalist toplum tahayyülleriyle 1960’lı yılların siyasal yıldızıdır Çetin Altan.

Kapitalizm yandaşlarının düşmanı, sosyalizm arayışları içindeki emekçilerin sevgilisidir. Türk Sosyalistlerinin El Kitabı, sosyalist düşünce ve toplum düzeninin herkes tarafından anlaşılabilecek bir yalınlıkla ve akla gelebilecek her türlü soruyu önceden hesap edip yanıtlayan bir ustalıkla yazılmıştır. Akıcı ritmi, canlı anlatımı, berrak üslubu, akıl yüklü kurgusu, kahredici eleştirileri ve aşıladığı umutlarıyla sosyalist fikirlerin popülerleştirilmesinde eşine ender rastlanabilecek düzeyde vurucu bir metindir.

Kitabın ikinci kısmında yer alan Mektuplar’ın yazarı işçisi, ırgatı, marabası, şoförü, kahvecisi, bakkalı, terzisi, zanaatkârı ve arkasız memuruyla Türkiye emekçi halkıdır. Yurdun doğusundan, batısından, güneyinden ve kuzeyinden gelen binlerce mektup arasından kura usulüyle Çetin Altan tarafından seçilen bu küçük demet, devrin emekçi halkının sınıf bilincini ve siyasal dağarcığını yansıtması bakımından eşsiz bir tarihsel belge niteliğindedir.

Onlar Uyanırken, bir günde on üç bin kopya satılan ilk baskısının üzerinden tam 50 yıl sonra, Türkiye Marksizminin yaşayan en önemli temsilcilerinden Metin Çulhaoğlu’nun ‘Sunuş’uyla yeniden okuyucuyla buluşmaktadır.

7. Osmanlı’nın Çöküşü – Eugene Rogan

İletişim Yayınları

Yüzyıllarca hükmetmiş muazzam bir imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı’yla beraber içine girdiği çöküş sürecini ele alan Eugene Rogan, Osmanlı’nın kaderini belirleyen savaş boyunca mücadele ettiği tüm cepheleri ayrıntılarıyla inceliyor. Hazin Sarıkamış yenilgisinden Çanakkale zaferine, Kudüs’ün düşmesinden Kafkas cephesine uzanan geniş bir “savaş meydanı”nda, savaşan tarafların planlarını, stratejilerini ortaya koyarken Ortadoğu’daki Büyük Savaş’ın Batı Cephesi’ni nasıl etkilediğine de değiniyor. Topyekûn savaşın ve seferberliğin yol açtığı açlık ve yoksulluğun yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, Rumların ve diğer azınlık unsurların savaştaki durumları ve akıbetlerini de hem belgelerle hem de ilk ağızdan tanıklıklarla gözler önüne seriyor.

8. Taşnaklar ve İttihatçılar – Dikran Mesrob Kaligian

Aras Yayıncılık

Taşnaktsutyun’un Meşrutiyet dönemindeki stratejilerini ve faaliyetlerini incelerken en merkezi mesele, partinin Abdülhamid istibdadını devirme mücadelesindeki esas müttefiki İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle (İTC) olan ilişkileridir.

İmparatorluk için, Ermeni nüfusun ayrımcılık ve zulümden kurtuluşunu ve makul ölçüde güvenliğini temin edebilecek başka bir uygulanabilir sistem düşünemediğinden Meşruti rejimin en yılmaz savunucusu olan ve bütün kaynaklarını Meşrutiyet’in başarısı için seferber eden Taşnaktsutyun, bu sebeple İTC subayları arasında geniş bir çevre edinebilmişti. Taşnaklara göre İttihatçıların pek fazla alternatifi yoktu. Meşrutiyet’in başarısı İTC’nin başarısından ayrı düşünülemezdi. Partinin İTC’yi savunması ve Adana katliamlarında yaşanan zulümden sonra bile işbirliğini sürdürmesi esas bu sebeptendi.

Peki ne oldu da bir bakıma kader birliği etmiş olan iki parti arasındaki ilişki birkaç yıl içinde geri döndürülemez bir şekilde bozuldu? Kaligian, Taşnaklar ve İttihatçılar’da, 1915’e giden yolda kilit rol oynayan bu sorunun yanıtını, bugüne dek ele alınmamış belgeler ve kaynaklar ışığında arıyor.

9. IŞİD ve Türkiye – Erk Acarer​

Ayrıntı Yayınları

Alan araştırması ve belgelerden oluşan, IŞİD ve Türkiye – Katili Tanıyoruz kitabı kısa sürede yapılanan İslami terör örgütünü çeşitli perspektiflerden hareketle ele alıyor. Bu kapsamlı çalışmada IŞİD’in ortaya çıkışının yanı sıra, Suriye’de yayılması, katliamları ve dünyaya bir trajedi olarak kara mührünü vurması da anlatılıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren yapılanmaya ise ayrı bir parantez açılıyor. Selefilerin, Suriye’de yaşanan iç savaşın ardından, “elverişli bir ortam buldukları”nı söyledikleri Türkiye’de nasıl kök saldıkları gözler önüne seriliyor. IŞİD’in ülke sınırları içinde rahatça hareket etmesine olanak sağlayan koşullara değinilirken IŞİD’i yaratan faktörler belgelerden de yararlanmak suretiyle masaya yatırılıyor.

İstihbarat zafiyetleri, Selefilerin görmezden gelinen manevraları, yapılanma biçimleri ve hücre evleri odağa alınırken, genelde Türkiye özelde ise Antep ve Adıyaman yapılanmaları üzerinde duruluyor. IŞİD’in göz göre göre gelen Diyarbakır, Suruç ve Ankara gibi Türkiye’nin büyük katliamlarını, arka planlarıyla anlatma iddiasında olan IŞİD ve Türkiye – Katili Tanıyoruz kitabı, katliamlarda yaşamını yitirenlerin ve onların büyük acılar çeken yakınlarının hikâyelerini de ihmal etmiyor.

Bu cesur kitap IŞİD’in her şeyden önce bir zihniyet olduğunu ve Türkiye’de filizlenmesi için bu zihniyete müsait bir zemin sunulduğunu ifade ediyor. Katliamların sadece piyonları cezalandırarak aydınlatılamayacağının altını çiziyor. Kitabın en önemli sorularından biriyse bundan sonrasında nelerin yaşanabileceğiyle ilgili. IŞİD ve Türkiye – Katili Tanıyoruz, “neler, nasıl yaşandı” sorusuna paralel olarak “bundan sonra ne olacak?” sorusuna da cevap bulmaya çalışıyor…

10. Rejim ve Devrim – Doğan Avcıoğlu

Tekin Yayınevi

Rejim ve Devrim, Doğan Avcıoğlu adına düzenlenecek bir dizi etkinlik, anma ve Avcıoğlu’nu yeni kuşaklara tanıtma programı çerçevesinde, Avcıoğlu’nun Yön ve Devrim dergilerinde yayınlanan başyazılarından Doğan Yurdakul’un seçtiklerini notlandırarak yayına hazırladığı bir ilk kitap.

Avcıoğlu’nun 12 Eylül darbesinin neoliberal ideolojisi ortamında yetişenlere “başka alternatif yok” diyen tutucu güçleri,1961 Anayasası’nın sağladığı toplumsal değişimin önüne kısa sürede örülen duvarları belgelediği Rejim ve Devrim, aynı zamanda günümüzdeki siyasal mücadeleye kılavuzluk edecek nitelikte önemli bir başvuru kaynağı.

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *