Responsive banner image
DeliDolu
 

Aşk Ve İntikam Üzerine Bir Fantezi

2

Karakter özellikleri eşsizdir, arketip yaratacaksanız sadece karakterinize özel tavır, davranış ve alışkanlıklar tanımlamalısınız. Tipik bir balık ya da akrep dediniz mi stereotipleri kitabın kahramanı yaparsınız.

İyi bir kitap ekip işidir. Öncelikle yazar iyi bir iş çıkarmalıdır. Yarattığı metin duru, samimi, özgün ve okuyucuyu değiştirebilecek güce sahip olmalıdır. Ardından editör gelir. Hiç de küçümsenmeyecek bir görevi vardır editörün, yazarın içindeyken göremediği hataları bulup düzeltmek. Düşük cümleleri, anlam kayması yaratan kelimeleri, anlatımı sarkıtan gereksiz satır hatta paragrafları yakalayıp metinden çıkarmak. Sonuçta duru, akıcı ve anlaşılır bir metnin onayını verir. Son olarak da kapak ve baskı kalitesi kalır ki bu kitabın pazar gücünü yaratır. Belki de günümüzde yayınevlerinin en çok emek harcadığı bölümdür, çünkü kapaklar alım kararlarında gerçekten önemli bir rol oynar.

KirmiziKedi__3

İşte Kötülükçü’yü bu üç bölümde incelemek istedim. Kitabı beğenip beğenmemek kişisel bir tercih olabilecekken teknik incelemenin nesnel ve tarafsız olması işimi kolaylaştıracaktır. Öncelikle konu ve kurguya değinmek isterim. Terk edilmiş bir kadının erkeğinden intikam almasını konu alan oldukça kısa bir roman. Buna rağmen içinden 50 sayfa daha eksiltsek hiçbir şey kaybetmeyecek gibi duruyor. Kapaktaki ufak bir not bunu açıklar nitelikte, orijinal metin kısa bir öykü. Öyküler kısa, vurucu özetlerdir, o yüzden de çok etkili metinlerdir. Bunları romana çevirmek yeni bir roman yazmaktan çok daha zor olabilir, çünkü uzayan metin eski vurucu etkisini kaybedebilir. Sanırım bu kitapta karşılaştığımız durum da buna benziyor. Romana dönüşürken derinleşmektense tekrara düşmüş. Bunun da en güzel örneklerinden biri babanın erken ölümü, annenin sırf babasına benzediği için kızından nefreti ve bunun kahramanımızda açtığı yaranın defalarca kere tekrarlanması. Romanda anlatma ve gösterme bölümlerinin ağırlıkları doğru ayarlanırsa önemli ayrıntılar tekrarlanmış gibi gözükmektense birbirini onaylarcasına yer alır metinde. Kahramanımız Berrak’ın ruh halini açıklarken verilen bu travmayı davranışlarıyla onaylamamız yeterli olurdu.

Yazar karakterlerini burçlar üzerinden anlatmayı tercih ederek farklı bir bilgiyi metine yedirmiş. Yöntem olarak farklı, hatta keyifli olabilir. Sonuçta burçlara inanan, yıldız falını okumadan güne başlamayan azımsanmayacak bir grup var. Mutlaka kendi özelliklerini bu karakterlerde burçlar üzerinden giderek bulacaklardır. Romanlarda yaratılan kahramanların empatik olmasının sebebi de budur, okuyucunun bir parça kendini karakterde bulması. Bu sayede okuyucu kahramanın yolculuğuna katılır, fikirlerini benimser, seçimlerine onay verir. Burçların kullanılması gerçekten bu empatiyi yaratmış. Akrep burcu olanlar hemen kendilerini Berrak’la özdeşleştirip düşüncelerine katıldılar, balık burcu sevgilisi olanlar Kerem’i hemen gözlerinde canlandırdılar. Buraya kadar avantaj gibi gözüken anlatım tarzı başka bir handikabı da beraberinde getirmiş. Kahramanları stereotipleştirme. Roman karakterlerinin özellikleri eşsiz ve kendine özgün olmalıdır, arketip yaratacaksanız sadece karakterinize özel tavır, davranış ve alışkanlıklar tanımlamalısınız. Tipik bir balık ya da akrep dediniz mi stereotipleri kitabın kahramanı yaparsınız. Bu durumda Berrak’ın diğer akrep kadınlarından, Kerem’in de sıradan bir balık erkeğinden farkı kalmaz. Amaç zihin karakterleriyle yaratılmış bir metin yazmak ise arketiplere ihtiyacınız var demektir. Diğer bir eksiklik de burç özelliklerinin herkes tarafından bilindiği kabulü ile detaylara girilmemesi. Konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan okuyucunun bu detay eksikliği sebebiyle karakterlerle arasında bir mesafe oluşması kaçınılmazdır.

Metinlerde mitolojik öykülere gönderme yapılması hem alt metin oluşturması açısından, hem de kahramanları çok bilinen mitolojik tanrılara benzeterek tanımlama şansı yarattığından oldukça yararlı ve tercih edilen bir yöntemdir. Ancak bunu yaparken mitolojik öykünün anlatılması alt metin mantığını yok eder. O yüzden yazarın, okuyucunun bilgisine güvenerek öyküyü anlatmaması önemlidir. Hades ve Persephone’un hikayesine gönderme yaptığınız zaman okuyucunuzun bu öyküyü bilerek sizin metninizle karşılaştıracağına güvenin. Diğer yandan karakter özelliklerinin burçlarla anlatılması, detay verilmeden okuyucunun bildiğinin varsayılması bununla bir tutulamaz. Çünkü kahramanlar arketip olabilmek için genel bir sınıfın üyesi olarak değil, kendine has bir şahsiyet olarak tanımlanmalıdır. Mitolojik öyküler ise anonimdir.

Son olarak girişi eleştirmek isterim. Tanrı yazar anlatımla Marakeş’in bir Pazar meydanında açılan roman birinci tekil şahıs olarak devam ediyor ve bitiyor. Girişin bağlanabileceği, kitabın kurgusal bütünlüğünü yaratacak başka her hangi bir tanrı yazar anlatımla karşılaşmıyoruz. O zaman bu girişin tüm romana bir etkisi yok. Kitabı beslemiyor, tersine anlatımda bozuklukmuş gibi algılanabiliyor. Tamamen kalksa kitap sadece daha iyiye doğru gider diye düşündüm. Bir kayıp yaratmaz.

Editör olarak bir isme rastlayamadım kapakta, o yüzden yazım ve anlatım hatalarının sorumluluğunu, yani editörün görevini kim üstlenir bilemiyorum. Her yazar yaratım sürecinde hata yapar, bu çok normaldir. Yazım süreci zorludur, ritmiktir, özneldir. İçindeyken yazar hatalarını göremez. Dışarıdan bakan iyi bir göz yazarın metnini yüceltir. Bu kitapta editör eksikliği hemen hissediliyor. Yazarken fark edilmeden kullanılan ekler, yanlış yazılan cümleler, hatta kelimeler son okumalarda düzeltilir. Bu metinde ise ne yazık ki bu süreç atlanmış. Halbuki iyi bir editörle çok daha akıcı, profesyonel bir metne dönüşebilirdi bu kitap. En çok göze çarpan hatalar kelime tekrarları, eksik noktalama işaretleri,  yanlış yazımlar sebebiyle ne dediği anlaşılmayan cümleler olmuş.

Örneğin:

“Trajedi, tanrılara karşı çıkan, onların gücünü isteyen ölümlerin sonudur.”[1]

“…yüzünü bile hatırlayamadığım babama rağmen bir zamanlar, o zamanlar ben de neşeliydim.”[2]

Kapalı bir kapıyı kapalı bırakıp gidebilirsin.”[3]

“Annem de küçük hanım da ondan, ikisinin de şımarıklıkları birbirine benziyor.”[4]

“…nedense herkese geldiği gibi bana da bu partide ilginç bir şeyler olacağı hissi gelmişti nedense.[5]

“Kalbim ağzımdan fırladı, kaldırıma düştü.”[6]

“Ben de Akrep kıskançlığım ve sahiplenme bataklığına destursuz dalışımla, kendi içinde boğulacağım bataklığımı kendim hazırlamıştım zaten.”[7]

Örnekler çoğalıp gidiyor, uzatmaya gerek yok, okurken bu ve buna benzer hatalara, kalbi sıkan demir pençe gibi klişelere rastlıyorsunuz. İyi bir editör buna engel olabilirdi. Umarım bu yazıyla editörlerin aslında ne kadar büyük bir iş yaptıklarına dikkat çekebilirim

Kapağa gelirsek;  Doğan yayın yine çarpıcı, cazip ve merak uyandıran bir kapakla damgasını vurmuş. Hele o iddialı “okuduğunda kendini iyi hissedeceksin” cümlesi yok mu? Gerçekten insanı alıp okumaya, bu kitaba bir şans vermeye itiyor. Kapak gerçekten iyi olmuş.

Konu fantastik ve merak uyandırdığı için hiç de fena değil. Terk edilen bir kadının, değişik güçlerle geçmiş ve geleceği bilen hatta değiştirebilen Cabbar el Badisi’ye giderek erkeğinin kaderini öç almak için kötülükle değiştirmesini anlatıyor. Tüm olay Cabbar’ın bürosunda geçerken geçmiş hatırlamalarla Berrak isimli kadının hayatını, eski sevgililerini ve acı çekmesini istediği Kerem’i öğreniyoruz. Cabbar’ı bulmasına aracı olan kuzeni Muhteşem ise kitabın en karanlık, en ilginç karakteri. Gizem ve karanlığın daha derin olması Muhteşem’le sağlanmış. Onun çok daha fazla işte parmağının olmasını dilerdim aslında, hatta Berrak’ın geçmişindeki tüm mutsuzluk ve terk edilmişliklerden sorumlu olmasını. O zaman kurgu gerçekten hem fantastik hem de tam anlamıyla bir intikama dönüşebilirdi. Berrak da yıllarca Muhteşem’in kuklası olduğunu ilk sonda fark edebilirdi.

Kitap alternatif iki sonla bitiyor, istediğinizi seçebilirsiniz. Yakınlarda canınızı acıtan biri olduysa, intikam ateşi içinde yanıyorsanız, hayatınızın aşkı olarak gördüğünüz biri tarafından küçük düşürüldüğünüze inanıyorsanız ve kolay okunur bir metin tercih ediyorsanız bu kitap size hitap ediyor olabilir. Unutmayın, beklentiler ve zevkler kişiye özeldir. Birinin beğenmediğine başkası bayılabilir.

İyi Okumalar

  • Kötülükçü
  • Yazar: Kevser Aycan Aşkım Saroğlu
  • Türü: Roman
  • Baskı Tarihi: Eylül 2016
  • Sayfa Sayısı: 155 Sayfa
  • Yayınevi: Doğan Novus

 

[1] Kötülükçü, Kevser Aycan Aşkım Saroğlu, Novus Roman s:23

[2] A.g.e. s:27

[3] A.g.e s:25

[4] A.g.e s: 25

[5] A.g.e s:51

[6] A.g.e. s:119

[7] A.g.e s:104

Zümrüt Bıyıklıoğlu

Zümrüt Bıyıklıoğlu

1970 İstanbul doğumludur. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunudur. Murat Gülsoy, Mario Levi ve Robert Mc Kee’nin atölyelerinden yetişmiştir. Yayınlanan kitapları; Küçük Yazarın El Kitabı (Şubat,2015-Esen Yayıncılık) ve Yeni Başlayanlar İçin Yaratıcı Yazarlık’tır (Temmuz, 2015-Esen Yayıncılık). Okullarda ve özel atölyesinde çocuklara ve yetişkinlere yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir. Kitapeki.com sitesinde yazıları yayınlanmaktadır. Şimdi de Pulbiber’in yazarlarından biridir.
Zümrüt Bıyıklıoğlu

Latest posts by Zümrüt Bıyıklıoğlu (see all)

Kolektif Kitap
Paylaş

2 yorum

  1. Zümrüt hanım eleştirinize teşekkür ederim…Kapsamlı şekilde kitabım Kötülükçü’yü incelemişsiniz…Kitabın 50 sayfası eksik olsa bir şey kaybetmezdi biraz haksız olmuş…yine de teşekkürlerimle… sevgiler…

    • Kevser Hanım,
      Hoşgörülü yanıtınıza asıl ben teşekkür ederim. Size haksızlık etmeyi asla istemem, size ve verdiğiniz emeğe saygısızlık olur bu. Sadece kişisel bir görüştü, o kadar. İlgilenip takip etiğiniz için teşekkürler.
      Saygılarımla…

Cevap Yazın