Responsive banner image
 

Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız

0

Indeh’i okumakta ve tarihe bir de çıngıraklı yılanlarınların değil çayır köpeklerinin gözünden bakmakta fayda var.

2016’nın son ayında Karakarga tarafından çıkartılan Indeh güzel bir sürpriz oldu. Zaten Karakarga son zamanlarda dikkate değer eserleri Türkçe’ye kazandırıyor. Karakarga’nın çıkarttığı çizgi romanlara aşağıdaki linkten göz atabilirsiniz.
http://karakarga.com/yayinlar/cizgi-roman/

Kırmızı Kedi Haziran 2

Ayrıca M.K. Perker ile yapılmış iki röportaj da aşağıdaki linkten okunabilir:
http://www.haberturk.com/yasam/haber/1212452-kutlukhan-perker-karakarga-dergiyi-anlatti
http://egoistokur.com/m-k-perkerle-cizgi-roman-sanatini-ve-karakargayi-konustuk/

Indeh, alt başlığında da yazdığı gibi, Apaçi Savaşlarının Hikayesi’ni anlatıyor. Daha doğrusu ondan bir kesiti. Merkezinde Apaçi Şefi Cochise duruyor kitabın.

1805 – 1874 yılları arasında yaşamış bir Chiricahua Apaçisi olan Cochise, yeri geldiğinde isyana önderlik ediyor yeri geldiğinde de pazarlık masasında Apaçilerin haklarını savunuyor. Indeh’te, Cochise öldükten sonra kabilenin en önde gelen savaşçısı konumuna yükselecek olan ve Kızılderili direnişinin son liderlerinden olan Geronimo’da yer alıyor.

Kitabın yazarı Ethan Hawke’yi Ölü Ozanlar Derneği ve Before Sunset filmlerinden hatırlayabilirsiniz. Bunun dışında da kırktan fazla filmde rol almış.

Çizer Greg Ruth ise New York Times’ın en çok satanlar listesine giren Lost Boy adlı kitabın yazarı ve çizeri.

Indeh, düşündürdükleriyle biraz Ayvali Ayvalık’ı akla getiriyor. Ayvali Ayvalık da, belki hatırlayan olacaktır, 2015’in sonunda Türkçe’de yayınlanmıştı. Ayvali Ayvalık ile ilgili güzel bir tanıtım yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://kitapeki.com/ayvali-ayvalik-baskalarinin-savasinda-biz-sadece-kardesi/

Şu linklerde de yazarı ile yapılmış röportajlar var:

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/14027/iki-memleketli-grafik-roman-ayvali-ayvalik-egenin-iki-yakasini-bulusturuyor

http://kulturservisi.com/p/ayvali-romaninin-cizeri-soloup-kitabim-onyargilarla-mucadele-ediyor

Indeh’e dönersek, Ayvali Ayvalık ile benzerlik kurmamın nedenini, kitabın sonunda yer alan bir not özetliyor:

Son tahlilde, hepimiz, Kızılderili olalım ya da olmayalım, bir araya geldik. Bu dünya bizim annemiz, bu topraklar atalarımızdan kalan mirasımızdır. Tarihimiz ve kaderlerimiz birbirine sarılmıştır. Atalarımız nerede doğmuş ve birbirlerine nasıl davranmış olurlarsa olsunlar.

(Kent Nerburn, Neither Wolf nor Dog)

Üzerinde yaşadığımız toprak kimin?

Birinin bir başkasını bir yerlerden başka bir yere, renginden, etnik kökeninden, milliyetinden ya da mülkiyetten vs. dolayı kovması ve kovulanların da aynı toprak üzerinde yeniden yeniden hak iddaa etmesi bugün de, tarihte de çok sık rastlanılan bir durum. Özellikle “avantajlı” topraklar üzerindeki hegemonya mücadelesi, üretim araçları üzerinde özel mülkiyet ortaya çıktığından bu yana devam ediyor. Bunun için de her türlü yöntem kullanılabiliyor ve bu bir hak olarak görülebiliyor.

Bu durum General Crook’un ağzından şöyle aktarılıyor:

… Apaçilerin artık tarihte yeri olmadığına inanıyorum.

Onlar, toprakları ve sahip oldukları her şey, artık bize ait ve bizim münasip gördüğümüz oranlarda işsizlik maaşı alacaklar.

Ve inanıyorum ki benim Tanrım, seninki farklı düşünüyor olabilir, bunun böyle olmasını istiyor çünkü biz üstün bir kültürden geliyoruz.

Bu bölge, buraya medeniyet ve refah getirecek olan madencilere ve yerleşimcilere ait.

Apaçiler, kendilerine ayrılan yerleşkelerde huzur içinde yaşayıp, bir gün etraflarında olan bitenin bir parçası olmayı hayal edebilirler. Ya da bu Chiricahualar gibi, gelişimin düşmanı olmayı tercih ederler.

Ve bu durumda onlara verilecek tek bir cevap kalır.

Oliver, tarihin mekanizmasını ben icat etmedim. Hatta, diğer türlü olmasını tercih ederdim ama realist olmak zorundayım. Yaşadığımız zamanın mekanizması ne emrediyorsa, ıkına sıkıla da olsa yapmak zorundayız.

Bu başlıkta Apaçilerin bakışı ise Indeh’te şu şekilde geçiyor:

Bize söylenene göre, araziyi bölüp Soluk Benizliler arasında paylaştırmak için ölçüm yapıyorlardı.

O zamanlar buna inanmam mümkün değildi.

Hala da inanabildiğimi  söyleyemem.

Öte yandan, General Crook’un ‘un ağzından aktarılan cümlelerin son paragrafı da, üzerinde oldukça tartışılan bir başlık. Evet sonuçta tarih ilerliyor, kapitalizmin dünyanın her tarafına yayılması bir yasallık halinde işliyor. Bunu durduramazsın belki ama bugün ezip geçenden yana olmak, hatta ötesi bu sürecin parçası olmak bir zorunluluk mu? Dönemin ruhu budur deyip o ruhun sende vücut bulmasını sağlamak bir zorunluluktan çok bir tercih olarak gözüküyor bana. Çünkü bu karar elbetteki öncelikle bugününe dair bir karar ama sadece bugüne değil yarına dair de bir karar. Nasıl bir toplumda, nasıl bir dünyada yaşamak istersin ve bunu yoktan var edemeyeceğine göre köklerini nerede arayacaksın, biraz bu soruların yanıtlarıyla ilgili kimden yana olduğun. Var olanı olduğu gibi korumak mümkün olmasa bile geleceğe taşımanın hiç mi yolu yok? Böyle bir yol arayışını tamamen terk edersek, arzuladığımız geleceği de tamamen olanaksız hale getirmiş olmaz mıyız?

Bu soruları doğrudan sormuyor Indeh belki ama, Apaçi savaşlarına, dönemin Kızılderili savaşlarına egemen anlatılardan farklı bir açıdan bakmaya çağırarak, aslında bu soruları da ortaya bırakmış oluyor.

Tabi ellerindeki olanaklar çok daha fazla olduğu için, tarihi bize hala daha çok Avcılar anlatıyor; öte yandan Indeh gibi aynı hikayeyi karşı taraftan anlatan örnekler de çıkıyor işte.

Indeh’i okumakta ve tarihe bir de çıngıraklı yılanların değil çayır köpeklerinin gözünden bakmakta fayda var.

Çıngıraklı yılanın, bilge bir sürüngen olduğu söylenir.

Çayır köpeğine ve dişisine, toprağın altında sıcak bir yuva yapmaları için izin verir…

… ve yılanın niyetinden bihaber olan sakinlerine çaktırmadan orayı ele geçirir.

Çayır köpeklerinin yavruları olduğunda, yavruları teker teker yutar ama arkasında en ufak bir iz bırakmaz.

… bu yüzden de ebeveynler, onların karşısında her zaman en iyi davranışları sergeleyen bu tehlikeli arkadaşlarından hiçbir zaman şüphelenmezler.

Ve sonra hiç yavru kalmadığı zaman, ebeveynleri de yer.

İnsanlar diyor ki, “Cochise ölmeseydi, yerleşkede işler sonsuza kadar iyi gidecekti.”

Ama ben buna inanmıyorum.

Bence, Cochise’ın ölmesi iyi oldu.

Bir adam, umutlarından daha uzun yaşamamalı.

Bazıları, Mavi Ceketlilerin Ojo Caliente’deki yerleşkeyi kapatmasının sebebi olarak, Old Mexico’daki saldıraları gösteriyor.

… ama bu sadece çıngıraklı yılanın, çayır köpeklerine anlattığı bir hikaye…

  • Indeh
  • Apaçi Savaşlarının Hikayesi
  • Yazar: Ethan Hawke
  • Çeviri: Emre Yavuz
  • Türü: Çizgi Roman
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 240 Sayfa
  • Yayınevi: Karakarga

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *