Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Barış Bıçakçı’dan huzursuzluğun bale adımlarıyla “Seyrek Yağmur”

2

Barış Bıçakçı aforizmalarla anlatıyor derdini Seyrek Yağmur’la… Sayfalarca anlatılabilecek bir meseleyi birkaç sözcükle billurlaştırıyor kafanızda.

Başlangıç cümleleriyle okuyucuyu çarpan kitaplar var. Şahsen en sevdiğim kitap, “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor…” cümlesiyle başlar. Bir sıralama yapıp ‘en iyi 10’u belirlesek birinci sırayı bu cümle alır. İkinci cümlem ise Murat Uyurkulak’ın TOL romanının başlangıç cümlesi. Birincisindeki kitabı, ikincisindeki cümleyi bulmak meraklı okuyucunun işi olsun.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Barış Bıçakçı’nın 2011 yılında yine İletişim Yayınları tarafından basılan Sinek Isırıklarının Müellifi adlı romanından dört yıl sonra yazdığı Seyrek Yağmur da en iyi başlangıç cümleleri klasmanında ilk ona girebilir rahatlıkla.

“Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti.”

Günler aynı kaba damlamıyor evet. Barış Bıçakçı okuruysanız, günlerin aynı kaba damlamayabileceğini bilmeniz gerekir.

Herkes herkesle dostmuş gibi

İletişim Yayınlarından çıkan sekiz kitabının yanında iki de şiir kitabına sahip 1966 doğumlu Barış Bıçakçı. Özgeçmişinin kısalığı günümüz edebiyat ortamında gerçekten şaşırtıcı. Romanının basımından iki ay önce PR çalışmalarına başlayan güncel çoksatar yazarların varlığından kaynaklanıyor bu şaşırtıcılık.

Barış Bıçakçı’yı araştırdığınızda bol bol Seyfi Teoman fotoğrafları çıkıyor internette. Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz romanını filmleştiren ve 2013’te bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılan genç yönetmenin fotoğrafları. Onlarca Seyfi Teoman arasında tek bir foto. Frankfurt Kitap Fuarı sırasında çekilmiş hafif mütebessim bir Barış Bıçakçı. Hakkındaki bilgi sınırlı. İlaç için yayınevinin yazdıkları dışında tek bilgi yok Barış Bıçakçı’yla ilgili. İmza günü duyurusu yok. Söyleşilere katılıyor mu bilmiyorum. Buna rağmen kitapları özlemle bekleniyor, defalarca basılıyor.

Tüm kitaplarında bireye, varoluşa, ilişkilerdeki sıkışmışlığa ve tutunamayışa minimalist bir bakışla eğilen Bıçakçı, Seyrek Yağmur’la aynı zamanda politik göndermelerde bulunan bir yazara dönüşüyor. Ülkenin son birkaç yıldır yaşadığı kanlı siyasi atmosferin Bıçakçı’nın yazınına bir yansıması şüphesiz bu durum. Yağmur gibi yağan kan, barut, gözyaşı eğer bir vicdansız ve ahmak değilseniz mutlaka üzerinize sıvaşıyor.

“Benim bir hikâyem olmalı!”

Bir hikâyenin içinde olmayı arzulayan Rıfat’ın hikâyesi Seyrek Yağmur. Tıpkı seyrek yağan yağmur gibi bir hikâye.   Şemsiye açamıyorsunuz, yalnızca bir kap tutabiliyorsunuz altına. O kap Rıfat oluyor. 40 yıl önce devlet tarafından öldürülen dayının, baktığı her yüzde kardeşini gören annenin, bir türlü büyümediği için Rıfat’ı terk eden sevgilinin, test kitabı satmaktan daha kolay olan film yönetmenliği tercihinin damladığı emaye kaplı , “hazin öykülü” Rıfat’ın hikâyesi.

Rıfat kitapçı. Kitapları ve yazarları seviyor. Bir de şairleri. Sessiz telefonlar alıyor Cemal Süreya’dan, Edip Cansever’den, Turgut Uyar’dan. Bir Rıfat olarak da sessiz telefonlar açıyor Oktay Rıfat’tan.

“ beylik yıldızlarıyla kadifeden yastığında yatmaktansa gölün sularına dökülen gece…”

Dükkânına saklanmaya gelen direnişçileri kitapların arasına saklayıp vermiyor polise.

“Direnişçileri gerçekten bulmak istiyorsanız…bütün bu kitapları okumanız gerekecek!”

Barış Bıçakçı aforizmalarla anlatıyor derdini. Sayfalarca anlatılabilecek bir meseleyi birkaç sözcükle billurlaştırıyor kafanızda.

“Kederin zorunlu olmaktan çıkarılıp seçmeli olmasını istiyoruz.” dedi ihtiyar gülümseyerek.

Aramızdaki En Kısa Mesafe

Kitapçı Rıfat’ı bir hikâyeye ihtiyacı olduğuna inandırıyor, belki de hikâyeyi kurmak için Rıfat’a ihtiyaç duyuyor Bıçakçı. Rıfat birbirinden bağımsız hikâyeleri birbirine bağlayan bir leitmotiv oluyor.

Klasik bir roman/öykü değil Seyrek Yağmur. Toplam 100 sayfalık bir roman bu. Hızlı okunuyor ilk seferde. İkinci okuma o kadar hızlı olmuyor. Cümleleri, alıntıları, göndermeleri ve eğretilemeleri sindirmek için demlenmeye bırakmak ve yeniden dönmek gerekiyor.

Fahrenheit 451’i, Cortazar’ı, Castro’yu, Ritsos’u, Nick Cave’i ve başka birçok ismi kitabın sayfalarında görüyorsunuz. “Düşünceleri, duyguları tıpatıp bizimkilere benzeyen bir avuç insan için yazıyoruz, ne anlamı var!” cümlesi yazarla duygu ortaklığı kurduruyor okuyana. Aynı kitapları okuyan, aynı duygulara kapılan, aynı şairlerin şiirlerini benzer saiklerle okuyan insanlar var hayatta. Aramızdaki mesafe de çok uzak değil diye düşündürtüyor. Ne güzel.

  • Seyrek Yağmur
  • Yazar: Barış Bıçakçı
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı: 100 Sayfa
  • Yayınevi: İletişim Yayınevi
Güzella Bayındır
Takip için

Güzella Bayındır

Akıntıya Karşı Aziz Nesin;
Akıntıya Karşı Orhan Kemal;
Akıntıya Karşı Behice Boran-Tek Başına Bir Koro belgesellerinin yapıcısı SineGöz Film Atölyesi'nin üyesi.
Belgeseliyle aynı ada sahip Behice Boran kitabının yazarı.
Zela'nın annesi.
Okur, yazar, düşünür, gezer.
Güzella Bayındır
Takip için

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

2 yorum

  1. bir barış bıçakçı hayranı olarak bir fotoğrafını bile bulamadım bu güne kadar bahsettiğiniz fotoğrafı ya da linkini paylaşabilir misiniz

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *