Responsive banner image
DeliDolu
 

“Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor.”

0

Okurken gelip hüzün oturuyor ruhunuza ama zaman zaman kalkıp yer de veriyor tebessümlerinize.

Biliyorsunuz Kasım ayında Tüyap Kitap Fuarı vardı. Ben de Eylül’den şartlamıştım kendimi fuara kadar kitap almayıp evdeki kitaplarımı eritecektim. Normalde kitapları tek tek alırım ben. Topluca aldığımda vergi borcum varmış da okumadığım her gün faiz işliyormuş gibi tuhaf bir baskı hissederim üstümde 🙂 Saçma tabii, Freud’un bu halime bir açıklaması olur muydu? Şu an kestiremiyorum…

KirmiziKedi__3

Her neyse… 24 Ekim sabahı saat 5.56’da bir mesajla uyanıyorum: “Yeminini boz Hasan Ali’nin son romanını al. Ben böyle etkilenmedim hiçbir şeyden.” Önce bir bozuluyorum, kızıyorum arkadaşıma durumdan haberdar olduğu halde gözüme soktuğu için sonra tabi merak dalga dalga yayılıyor bünyeme ama hemen gidip alıyor muyum? Hayır. Bekliyorum. Hem kendime verdiğim söz hem de iş sözden çıkıp inada bindiği için ısrarla bekliyorum fuarı. Freud bu durumu açıklayabilir, evet…

12 Kasım geliyor. Fuardayım. Anadoluhisarı’ndan kalkıp Beylikdüzü’ne gitmek abartıldığı kadar zahmetli bir iş değil sevgili okur. Kendinizi Balkan seferine çıkmış gibi hissediyorsunuz orası ayrı 🙂 Tabii 2 aydır tuttuğumdan kendimi gözüm dönüyor vergi borcuma borç katıyorum. Calvino’ydu, Dostoyevsky’di derken Hasan Ali’yi de yanıma katıp dönüyorum. Hemen başlıyor muyum peki okumaya? Hayır. En sona bırakıyorum ısrarla. Bunu heyecanla beklenen bir şeyi öteleyip beklentiyi canlı tutmanın verdiği hisse sarılmak olarak mı yoksa artan beklenti sonucu hayal kırıklığına uğramaktan korkmak olarak mı değerlendirmeliyiz? Bilemiyorum. Bu sefer Freud’u rahat bırakalım…

Başlıyorum ve bir solukta bitiriyorum. Okurken gelip hüzün oturuyor ruhunuza ama zaman zaman kalkıp yer de veriyor tebessümlerinize. Uzakta sandığınız ama yanı başınızda olduğunu hatırlamanız gereken duygularla tanıştırıyor sizi bir daha. Romandaki asma ve erik ağacına düşkün baba karakteri kendi dedenizi düşürüyor aklınıza örneğin. Taşra insanının samimiyetiyle ısınıyorsunuz. Her vesilede sırayla gelen eş dost akrabanın geliş sırasını siz tahmin etmeye çalışıyorsunuz bir sonraki sefer. Yer yer geriliyorsunuz da aniden karşınıza çıkan bir doru atla…

Baktığınızda ne karmaşık bir kurguya sahip bu roman ne de enteresan bir çıkış noktasına. Hatta ilk bakışta basit bir konu olarak da görülebilir. Fakat Murat Menteş’in dediği gibi “Basitliği fazla basite almamalı!” Çünkü farkında bile olmadığınız bir zayıf noktadan vuruluveriyorsunuz mütevazı bir şekilde.

Son olarak Canıgüz’ü de anayım “Ben sevdim eller alsın” diyeyim naifliğiyle etkileyen samimiyetiyle mutlu eden, diliyle ruh dolduran bu roman için.

  • Kuşlar Yasına Gider
  • Yazar: Hasan Ali Toptaş
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Ekim 2016
  • Sayfa Sayısı: 250 Sayfa
  • Yayınevi: Everest Yayınları
Dilşad Gündoğan

Dilşad Gündoğan

1992’de İstanbul’da doğdu. İktisat Fakültesi mezunu. Hasan Ali Toptaş’ın “-Desene hayat tekrarlardan ibaret. –Tekrarlardan değil, tekrarların tekrarından…” sözüne istinaden sektöre atılıp kendine yabancılaşmayı reddetti. Açıkçası sektör de onu pek sevmedi. Kitaplar ve müzik en büyük iki tutkusu. Piyanosu Cosimo, kemanı Phantom ve mızıkası Olric ile son derece mutlu. Kitaplarını ödünç verdiğinde uyku uyuyamıyor.
Dilşad Gündoğan

Latest posts by Dilşad Gündoğan (see all)

Kolektif Kitap
Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us

Cevap Yazın