Responsive banner image
 

“Benden Selam Olsun Bolu Beyine” Şiiri ve 16. YY Türk Saz Şiirinde Köroğlu

0

Köroğlu’nun “Benden selam olsun Bolu beyine” diyerek meydan okuduğu bu şiirde Walter Ong’un bahsettiği mücadeleci eda da rahatça görülmektedir.

“Benden selam olsun Bolu beyine
Çıkıp şu daglara yaslanmalıdır.
Ok gicirtisindan gürzün sesinden
Daglar seda verip seslenmelidir.
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Egri kılıç kında paslanmalıdır.
Köroğlu düşer mi yine şanından
Ayırır çogunu er meydanından
Kır-At köpügünden düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır.”

KirmiziKedi_5

Pertev Naili Boratav, Türk Dili dergisinin Halk Şiiri özel sayısında yazdığı Aşık Edebiyatı makalesinde, Aşık edebiyatının, klasik edebiyata koşut bir kültür alanı olarak belirdiğini ve bu geleneğin 15. yüzyılın sonlarından bugüne dek sürüp geldiğini söylemektedir. 16. yüzyıla gelindiğinde ise 11’li hece ölçüsünün kullanıldığı koşmayı öne çıkaran, gerçek aşık edebiyatı ürünleri, bir diğer deyişle saz şairlerinin şiirleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Asıl türkü geleneğinin de bu dönemde ezberden devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.  Ancak, okuma yazma oranının artmasıyla da ozanların kılık kıyafetlerini değiştirdiğini ve kıraathanelerde şiir ve nesir metinler okuyan şairlerin olduğunu da eklememiz gerekmektedir.

Saray çevresinde ve tekke çevrelerinde gelişen şiirlerin yanısıra, dinsel olmayan halk edebiyatı da bu yüzyılda parlak bir çağ yaşamaktadır. Bu edebiyatın şairleri arasında Kul Mehmed’i, Öksüz Dede’yi, Hayali’yi, Köroğlu’nu sayabiliriz. Bu şairler aynı zamanda, Osmanlı Devleti’nin askeri seferlerine de katılmışlardır. Özellikle Köroğlu’nun, Celali bir çetenin liderliğini de üstlenerek kahramanca işler yaptığı ve aşık hikayelerine, Köroğlu destanına konu olduğu düşünülmektedir. Bu konu ile bağlantılı olarak, bu yazı kapsamında Köroğlu’nun, destanında da geçen ve Bolu Beyi ile mücadelesini yansıtan “Benden selam olsun Bolu beyine” dizeli şiirini sözlü kültür açısından inceleyeceğim.

Sözlü Kültür ve “Benden selam olsun Bolu beyine” Şiiri

Köroğlu’na ait “Benden selam olsun Bolu beyine” dizesi ile başlayan bu şiirin, 11’li hece ölçüsüne sahip bir koşma olması ve koçaklama türünde olması nedeniyle dinsel olmayan şiirlerin ve özellikle koşmaların oldukça önemli olduğu 16. yüzyıl şiirinin özelliklerini yansıttığını göstermiş olduk. Üzerinde durmamız gereken bir diğer konu ise yazıda incelemek için neden bu şiiri seçtiğim konusudur.

Yazıya girerken on altıncı yüzyılda esas türkü geleneğinin bu dönemde ezberden devam ettiğini söylemiştim. Matbaanın keşfi ve yazının kullanılmaya başlamasıyla birçok şey değişmesine, kutsal bilgiyi muhafaza eden sözlü şiirden, yazılı olanın önem kazandığı bir döneme geçiliyor olmasına rağmen, bu yüzyılda da sözlü kültür, önemini korumaya, daha doğrusu varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Kanımca bu durumun yani sözlü kültürün bu dönemde  en önemli temsilcilerinden biri de Köroğlu’dur.

İngiliz filolojisi uzmanı olan ve sözlü kültür üzerine çeşitli çalışmalar yapmış olan Walter Ong (2014), Sözlü ve Yazılı Kültür kitabında sözlü gelenekten kaynaklanan düşünce ve anlatımın çeşitli özelliklerini sıralamaktadır. Bunlardan en önemlileri kanımca, şiirlerde ve anlatılarda bol tekrarlı söz öbeklerinin bulunması ve anlatımın ritimsel olması (örneğin atasözleri), bunların insan yaşantısına yakın olması, kullanılan sözcüklerin soyut değil somut anlamlarda kullanılması ve mücadeleci edaya sahip olmasıdır. Walter Ong’un sıraladığı bu özellikleri Köroğlu’nun seçtiğim şiirinde gözlemlememiz mümkün. Bu açıdan yazının önem kazandığı bir yüzyılda sözlü kültürü yaşatmayı başarmış bir halk kahramanı, incelenmeye değecektir. Dilerseniz, bu özellikleri seçtiğim şiir üzerinden göstermeye çalışayım.

Örneğin, şiirin ikinci dörtlüğünde geçen “Tüfek icad oldu mertlik bozuldu.” ve “Egri kılıç kında paslanmalıdır” dizeleri bugün hala atasözü olarak kullanılmaktadır. Bilindiği üzere bu dizeler gibi, belli durumları veya olayları özetleyen mecazlı ve ritimli sözler, yani atasözleri ezbere alması kolay olan ve nesilden nesile aktarılabilen sözlerdir. Şiirin 11’li hece ölçüsüyle yazıldığını ve 11’li hece ölçüsünün Türk halkının ortak bilincini oluşturan bu anlatıların en çok kullanılan ölçülerinden biri olduğunu da göz önünde bulundurursak, şiirin sözlü kültüre, akılda kalıcılık açısından da oldukça uygun olduğunu görebiliriz.

Bunun yanısıra, şiirin insan yaşantısına bağlı somut bir şiir olduğunu da görebilmekteyiz. Şiirde kullanılan dağ, tüfek, kır at vb. birçok “cisim” oldukça somuttur. Kullanılan kelimelerin yanısıra şiirin konusunu da Köroğlu’nun savaşma isteği ve savaş tasvirleri oluşturmaktadır. Bu tasvirler de mistik yada soyut bir yaşantıyı değil insanın ve özellikle Anadolu halkının hayatına içkin olan isyan ve savaş gibi olguları anlatmaktadır.

Şiirin türünün koçaklama olduğunu yani kahramanlık ve savaş ile ilgili olduğunu söylemiştik. Köroğlu’nun “Benden selam olsun Bolu beyine” diyerek meydan okuduğu bu şiirde Walter Ong’un bahsettiği mücadeleci eda da rahatça görülmektedir.

Sonuç Yerine

16. yüzyıl, saz şairliğinin yanısıra “resmi edebiyat” da denilen Divan edebiyatının da oldukça parlak bir dönemidir. Örneğin, bu dönemde Fuzuli, Baki gibi büyük şairler bulunmaktadır. Aynı zamanda, 16.yüzyılın sonlarından başlayarak Osmanlı Devlet, bir toplumsal çalkalanma sürecine de girmiştir. Bu nedenle padişahların onlara methiyeler düzen divan ve halk şairlerini tuttuğu da bilinmektedir.

Yine bu yüzyılın başlarında ekonomik, sosyal, askeri vb. sebeplerle ayaklanan Celaliler, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde kanımca önemli bir rol oynamıştır. Bu gruplardan birinin lideri olan halk kahramanı Köroğlu’nun hem methiyecilik geleneğine koşut bir şiir üretebilmiş olması, hem de güçlü bir Divan Edebiyatı geleneğinin yanında sözlü kültürü yaşatabilmiş olması oldukça önemlidir. Edebiyat Tarih yazımındaki Sünni bakış açısını ve edebiyatımıza önemli katkıları olan Hatayi (Şah İsmail) gibi bazı Türk şairlerinin önemsizleştirilmeye çalışıldığını, hatta “vatan haini” ilan edildiğini de göz önünde bulundurursak Köroğlu gibi şairleri işlemek, onları bir değer olarak korumak için önem teşkil etmektedir, diyebiliriz.

Kaynakça:

1) Boratav, P. (1968, Aralık). Halk Şiiri. Türk Dili, 207, 351-352.

2) Walter, O. (2014). Sözlü ve Yazılı Kültür: Sözün Teknolojileşmesi. (S. Banon, Çev.) İstanbul: Metis Yayınları.

Çağla Üren

Çağla Üren

1994, Bakırköy doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Daha önce Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü'nde okudu. soL Gazetesi'nde ve Genç Gazete'de (gencgazete.org) görev aldı. Edebiyat eleştirisi dergisi Rozinant'ta, polisiye edebiyat dergisi 221B'de ve dizi kültürü dergisi Episode'de yazıyor.
Çağla Üren

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *