Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bilinmeyen zamanların masalları: “Gecenin Gecesi”

0

Hasan Ali Toptaş’ın keskin, uçları belli öyküleri yoktur; hayaller arasında dolaşır, yürüyüş boyu sallanır, bir hayale bir gerçeğe çarparız.

Hasan Ali Toptaş’ın son kitabı Gecenin Gecesi yazarla henüz tanışmamış olanlar için iyi bir başlangıç olabilir, takipçisi okurlar için ise merakla beklenen, “bir solukta okunan” listesine eklenen yeni bir yapıt. Daha önce yazara ait “Gölgesizler” adlı eseri sinemaya uyarlayan yönetmen Ümit Ünal’ın desenleri de yazarın kapısını açtığı alemlerde bize yarenlik ediyor.

KitapEki
KitapEki

Kitaptaki beş öykünün hiçbiri onları ilk okuduğumuz halinde kalmıyor, hepsi kazdıkça yeni şeyler keşfettiğiniz bir toprak parçası aslında. Belki de yazar ilk satırlarda açıkça ya da üstü kapalı bir şekilde kendi öyküsüne de başlıyor. “Yatak”, “Nihat”, “Fotoğraf”, “Şeytan Uçurtması”, “Veysel’in Kanatları”; hepsi birbirinden sarsıcı öyküler. Örneğin “Yatak” bir anlamda düne, dünle bugün arasındaki köprüye selam gönderme. Üstelik hayatı da öyküde taşınan yatak gibi sırtımızda taşımıyor muyuz? Ya da tüm hesapları kapatmak için her şeyin başladığı yere gitmek gerekmiyor mu? Bazı öykülerin içine girdikçe odak kayıyor, ilgi yola çıktığımız noktanın üzerinde yavaş yavaş başka bir yere doğru taşınıyor. Öleceği günü bilen, mezar taşını yaptıran insanların anlatıldığı “Fotoğraf” böyledir mesela. Emekli öğretmen kendi yöntemleriyle icra ettiği yeni bir uğraş edinmiştir kendine.  “Veysel’in Kanatları” ise köylülerden, eşlerden gizli oynanan kumara ziyaretçi götürür bizi. Veysel’i kumar masasından kaldırmak gelir içimizden ama o dur durak bilmez, kaybettikçe kaybeder. Sahip olduğu her şeyi masada bırakınca yeryüzünde yapacak bir şeyi de kalmaz; tüm yüklerini olduğu yere bırakır, uçup gider. Elimizi uzatamadığımız Veysel’in imdadına hayaller yetişir; “iyi ki onlar var” deriz. Belki de gerçekliğin vermediği şansı hayaller ile verir yazar bize.

Hasan Ali Toptaş’ın keskin, uçları belli öyküleri yoktur; hayaller arasında dolaşır, yürüyüş boyu sallanır, bir hayale bir gerçeğe çarparız. Muhtemelen bizi rahat hissettiren de budur. Ne anlatıyorsa kulağımız onda; dağ bayır, cadde sokak, hiçbir zaman bulamayacağımız yerlere ilerleriz. İnce ince hüzünlendiren, dokunaklı bir yanı vardır yazdıklarının. Babası tarafından terk edilen ve öyküye de adını veren Nihat’ta kalır aklımız ya da “Şeytan Uçurtması”nda olduğu gibi açıktan açığa yalnızlığın soğuk yüzünü hissederiz bir anda. “Hani kendim için bir kez ağlayabilsem İstanbul sesim olacak ama ağlayamıyorum. Annem yok çünkü” der demez canımız yanar.

“Gecenin Gecesi” de alışılanın dışına çıkmaz; hepsi de tertemiz, dupdurudur yazdıklarının. Okurken süzülüyorsunuz diye zihniniz takılı kalmayacak, gözleriniz bir geçmişte bir gelecekte, unutmaya çalıştıklarınızı aramayacak değil. Öykülerde rastladığımız benzersiz betimlemeleri, çocukluğundan tutup bugüne çekerek getirdiği rengarenk bir uçurtma gibi Toptaş’ın. Bir yandan da edebiyatın sağaltıcı etkisiyle umutsuzlara umut olur. “Yatak”ta olduğu gibi yorganda uyuyakalmak, kelimelere, hayallerinden saçılan kelimelerine tutunmak; aslında yaptığı tam da bu. Kendinizi, peşinizi hiç bırakmayan bir büyünün içinde buluyorsunuz. Renkler onun yazdıklarıyla tekrar canlanıyor, gecenin masalları olup yanı başımıza geliyor.

Yazarımız Gökçesu Özgül’ün yazısı 19.11.2017’de İleri Kitap‘ta yayınlanmıştır.

  • Gecenin Gecesi
  • Yazar: Hasan Ali Toptaş
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: 2017
  • Sayfa Sayısı: 88 Sayfa
  • Yayınevi: Everest Yayınları
Gökçesu Özgül

Gökçesu Özgül

1984 doğumlu, avukat. Hukuk alanında yüksek lisans yapıyor. Kadın hareketi içinde yer almakta.
Gökçesu Özgül

Latest posts by Gökçesu Özgül (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *