Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bir ‘Çevirgen’in Notları

0

Elli yıla ulaşan bir süreci anlatıyor Celâl Üster, “Bir ‘Çevirgen’in Notları”nda… ürkek, çocuksu ama kararlı, güçlü bir başlangıçla ‘70’lerden günümüze gelen…

Can Yücel’ce, çeviri, “Türkçeleştirmek”, okura başka dillerdeki düş ve düşünceleri aktarabilmektir. Bana sorarsanız da, Celâl Üster’e ait “Çakıl taşları kadar pürüzsüz” nitelemesinin de ışığında, hayat kazandırmaktır kitaba.

Elli yıla ulaşan bir süreci anlatıyor Celâl Üster, “Bir ‘Çevirgen’in Notları”nda… ürkek, çocuksu ama kararlı, güçlü bir başlangıçla ‘70’lerden günümüze gelen… “Çevirenin severek ve tat alarak sürdürdüğü uzun bir yolculuğun seyir defteri” Cevat Çapan’ın, en az kendisi kadar güçlü ve güzel çeviri yapanlara bir selamıdır kuşkusuz. Beraberinde, biz okurlara da rehber olacak ışıktır tabii ki.

KitapEki
KitapEki

Keyfince, ince ince…

Can Yücel’den Cevat Çapan’a, Melih Cevdet Anday’dan Ahmet Cemal’e, Halikarnas Balıkçısı’ndan Azra Erhat’a ve daha birçok çevirmene kadar “aslından daha güzel” olmuş övgüsü duymuşluğum var… Özellikle şiir çevirilerinde sadece sözcükler değil, duygular da belirleyici olurlar. Betimleme dediğimiz o güzelliği çevirmen, yeni dile taşıyabilirse anlamlılık artar. Doğal olarak “şirazeyi kaçırmamak” gerekir, her şeyde olduğundan daha çok belirleyici olan çeviride.

Bazen anılar çok yararlı olur kuramsal kitaplardan daha da… Kuşkusuz belirleyici olan kuramsal kitaplardır, ilkesini, çerçevesini belirler. Ama anlaşılırlık girince işin içine anılardan destek kaçınılmazdır artık.

Celâl Üster de “…çeviri üstüne kuramsal bir kitap olmasından özellikle kaçındım” diyor arka kapağa da taşınan öndeyişinde ve arkasından ekliyor: “Notlar, daha çok, yarım yüzyıllık bir çevirmenin bu uğraş için yelken açtığı dalgalı denizlerde geçirdiği ömrün bellekteki izdüşümleri.”

Duygu yoğunluğuyla…

Antik Yunan’dan, mitolojik tatlar da taşıyan, zaman içerisinde birçok dizesi silinmiş yarım kalanların çevirisi müthiş etkileyici… aralardaki silinmiş sözcükleri, düşleri/duyguları siz -tabii ki, çevirmenin izniyle- tamamlıyorsunuz. İnanılmaz bir duygu yoğunluğuyla doluya koyuyorsunuz almıyor, boşa koyuyorsunuz dolmuyor… çevirmen de sizin kadar, belki de sizden çok uğraşmış o eksikleri anlamlandıracak sözcükleri seçerken. Celâl Üster, Sappho’nun Cevat Çapan çevirisiyle kendisini de alabildiğine etkileyen (kimi etkilemez ki!) “Akşam yıldızı // En güzeli / bütün / yıldızların” dizelerini aktarıyor. Arkasından “yürek dayanmaz” diye Phaon adındaki denizciye duyduğu umarsız aşkını…

Aynı şiiri uzun yıllara varan süreçte birçok kişi çevirmiştir. Hangisi daha güzel, daha güçlü, daha anlamlı… tabii okurdan okura değişir bunun yanıtı. Bu aynılıklara da değiniyor Üster… tarafsız bir özenle. Okur olarak ben kitaplığın raflarından bulduklarımla karşılaştırmaya çalışıyorum: acaba? (Kimse duymasın, birkaçının dizelerini karıştırınca çok daha ileri çıkıyor yakaladığım anlam.) Yaptığım doğru değil, ama gönül bu… ikisinden de vazgeç(e)miyor.

50 yılın öyküsü…

Celâl Üster’in anıları, gerçekten de elden bırakılmadan okunuyor. Hele -o çok zorlu, ama kimse karışıp görüşmediği için kendisince görece rahat- hapiste yaptıkları… Adı geçen kitapları okuyanların gözlerinde yeniden canlanıyor taşıdıkları. Tabii, Komünist Manifesto çevirisi… 15-16 Haziran direnişinde yaşadıkları… altına imza atmaktan imtina ettikleri… zorunlulukların belirleyicilikleri… Hepsi bir bütün olarak Türkiye’nin son 50 yılı. Tamam, akademik bir çalışma değil. Tamam, bir yanıyla kısıtlı. Tamam, bir tarafıyla eksik. Tamam, bir başka açıdan bakınca taraflı… ama söyler misiniz, hangi anılar toplamı sizi son 50 yılın kültürel ve sanatsal Türkiye’sine bu kadar kolay taşır?

Bu belirleyici işte!

“Savaşların artık evlerde, kahvelerde, birahanelerde, işyerlerinde televizyonlardan vurdumduymazlıkla, kayıtsızlıkla izlendiği günümüzde, Elie Wiesel’in bir sözünü anımsamadan edemiyorum: ‘Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır. Sanatın karşıtı çirkinlik değil, kayıtsızlıktır. İnancın karşıtı sapkınlık değil, kayıtsızlıktır. Ve yaşamın karşıtı ölüm değil, kayıtsızlıktır.”

Haksızsa, haksız deyin.

  • Bir ‘Çevirgen’in Notları
  • Yazar: Celâl Üster
  • Türü: Deneme
  • Baskı Yılı: Ocak 2019
  • Sayfa Sayısı: 255 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel.
Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var…
YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine.İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var.
Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.
Korkut Akın

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *