Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bir Temel Kitap; Oğuzlar

0

Faruk Sümer’in bu kült kitabı “Oğuzlar” başlığının yanında, “Türkmenler” alt başlığını taşıyor ve yine bir açıklama ile devam ediyor; “Tarihler, Boy Teşkilatı, Destanları”

Faruk Sümer’in (Prof. Dr.- 1924-1995) “Oğuzlar” adlı büyük eseriyle çok uzun yıllar önce tanışmıştım. Ancak, bu kitabı okumak için nedense ön hazırlık, ön okuma gereğine inandım. Bu kitabın içeriğinin önemi ve etkisi nedeniyle hemen okuma “cesareti” bulamamıştım belki. Aradan yıllar geçti. Hazırlık okumalarının çoğunu yaptım. Okuma sırasının geldiğini düşündüğümde, ne var ki kitabın bende olan baskısını kitaplığımda bulamadım. Aradan yine zaman geçti. Yakın zamanda, kitabın altıncı baskısını edinip okuyabildim.

KitapEki
KitapEki

Baştan yanılgımı kabul ediyorum; kitabın ikinci baskısını alır almaz okumalıymışım. Boşuna çok zaman yitirmişim. Bu yanlışı ben yaptım, başkaca meraklı olanlar yapmasın! Kimdir bu “meraklı” tanımlaması altına girecekler? Başta tarih meraklıları ve özellikle tarihçi olmak isteyenler. Bu başlığa –haddim olmadığından- tarihçileri almıyorum. Zira bu kitabı okumayan bir tarihçi olamaz. Bunun dışında okuması gerekenler; Oğuzlar denince konuyu şimdiki zamanın kavramları ve politik yaklaşımıyla ele alanlar, tarihi bir kahramanlık destanı,  Oğuzname gibi anlayan ırkçı dozlu büyük kitle okumalı. Kısacası, Oğuzlar’ı doğru olarak ve kaynağından öğrenmek isteyen herkesin bu kitabı okuması gerekir.

Faruk Sümer’in bu kült kitabı “Oğuzlar” başlığının yanında, “Türkmenler” alt başlığını taşıyor ve yine bir açıklama ile devam ediyor; “Tarihler, Boy Teşkilatı, Destanları”

Tarih konusunda, toplumda son dönemde gözle görülür bir ilgi var. Bunun bir nedeni belki, Halil İnalcık, İlber Ortaylı… gibi tarihçilerimizin değerli çalışmaları ve kitaplarıdır, diyebiliriz. Bu tarihçilerimizin çalışmalarının ortaya çıkardığı genel tabloya bakarak, isimler üzerinden öznel ve kişisel bir tasnif yapmak olası. Buna göre; İlber Ortaylı’nın özellikle yakın tarihimiz konusunda farklı ve derinlikli bir yaklaşıma ve yorumlara sahip bir tarihçimiz. Halil İnalcık, Osmanlı’nın kuruluşu ile birlikte Osmanlı tarihinin ana gövdesinin yanında, sosyal yapılar, ekonomik koşulları da birlikte ele alarak, çok özel ve bir o derecede bilimsel örnek olarak karşımızda duruyor. Başkaca pek çok ismi burada nitelendirebiliriz. Örneğin İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Enver Ziya Karal gibi iki değerli tarihçimiz Osmanlıyı, bütünlüklü bir çalışmayla, ayrıntılı bir biçimde sekiz ciltlik bir toplamda ele almışlardır.

Faruk Sümer’in bu değerli tarihçilerden farklı olarak yaptığı, Türk tarihinin temel kaynaklarına, kökene inmesidir, diyebiliriz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, tarihi ele almak demek, kahramanlık söylemi içinde bir “Oğuzname“ düzmek doğru değil. Yani kimi zaman, ciddi akademi mensuplarında, tarih ile popüler gündelik söylemi kimi zaman karıştırılabiliyor. Faruk Sümer’de, Türk tarihi konusuna, kaynaklar ve kökenlerden başlayarak hem incelikli hem de bütünlüklü bir tarihsel bakış ve anlayışla karşı karşıyayız. “Oğuzlar” kitabı, özetle, bir şanlı geçmiş, şanlı köklerimiz söylemi dışında, bilimselliğe ve nesnelliğe alabildiğince sahip bir kitap.

Faruk Sümer Hoca, kitabın Birinci ve İkinci Baskısının Önsöz’ünde şöyle bir değerlendirme yapıyor. “…Bununla beraber, adı geçen yüzyılda yine Anadolu’da, çoğunu yeni gelenlerin, yani Moğol istilasının önünden kaçanların teşkil ettiği, kalabalık sayıda göçebe Türk unsuru da vardı. Selçuklu Devleti, bir daha kurtulamayacak bir şekilde Moğol hâkimiyeti altına girince, Oğuzların deyimi ile yatuklar, yani oturak Türk halkı, kendisini mukadderata teslim ettiği halde, göçebe Türk unsuru, yani Türkmenler, Moğollara karşı mücadelede bulunmaktan geri durmadılar.” İşte burada, kim Oğuz kim Türkmen soruları akla geliyor. Ki bu soruların yanıtı da yine kitapta mevcut…

Faruk Sümer’in yukarıya aldığımız değerlendirmesi pek çok açıdan çok önemli. Örneğin günümüzde çokça gündemde olan; Osmanlı/Osmanlıcılık, Oğuz, Türk, Türkmen, Yörük gibi pek çok başlık hocayı okuduktan sonra yeniden değerlendirmeyi ve düşünmeyi zorunlu kılıyor. Özellikle kimi tarihi olaylarla ilgili anma törenlerinde pek çok yanlışlık yapıldığına tanık oluyoruz. Her şeyi “eskitince” tarih olmuyor örneğin. Nesneleri eskitince eski mobilyanın ortaya çıkması, tarih bahsinde geçerli değil!

Yeri gelmişken belirtelim; bu konuda çokça yapılan yanlışlardan birisi, Yörük şenliklerini birer “Osmanlı”  gösterisine dönüştürmek. Üstelik o gösterilerdeki ne “Osmanlı” gerçek Osmanlı, ne de “Yörük” gerçek bir Yörük. Tarihi şimdiki zamanın güncel söylemleri üzerinden yeniden yaratmaya kakışınca, ortaya çıkan ucube görüntülerden daha önemlisi, zaten eksik olan tarih bilincinin çok büyük yara almasıdır. Örneğin değindiğimiz Osmanlı-Yörük meselesinde, bu olgu toplamda ortak tarihsel kültürümüz olsa da, kendi içinde hep sorun yaşamış bir ikilidir Osmanlı ve Yörükler! Yani Osmanlı eşittir Yörük denklemi yanlıştır. Kaba bir özet yapmak gerekirse, Yörükler Osmanlı’yı ihya etmiştir. Osmanlı ise Yörükleri “imha” çerçevesinde yaklaşmıştır. Burada anlatmak istediğimiz, bir değer yargısı olmayıp, dönemin sosyolojisi ve siyasi zorunluluklarıdır. Çünkü sadece bizde değil dünya tarihinde de yaşanmış bir klasik olan, yerleşik olanla göçebe olanın çatışması bizim tarihimizde de çok yaşanmış, çok acılar çekişmiştir. Ki bu acılara ve olaylara türkülerimiz tanıktır.

Faruk Sümer’in bu kült kitabını böyle bir tanıtım yazısı ile anlatmak elbet zor ve yetersiz. Böylesi bir devasa bilgi toplamını ele alan kitabın dilinin de bir o derecede “Türkçe” oluşu üzerine dahi sayfalarca yazmak gerekiyor. Ve elbette, kitabı bitirdikten sonra tartışmalı pek çok konu, kavram ve olay için yeniden okumalara başlamak gerekiyor. Örneğin Selçuklu’nun muktediri veziri Nizamülmülk, Türkleri sever miydi yoksa nefret mi ederdi?

  • Oğuzlar – Türkmenler Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları
  • Yazar: Prof. Dr. Faruk Sümer
  • Türü: Tarih
  • Baskı Yılı: 6. Baskı – 2016
  • Sayfa Sayısı: 506 Sayfa
  • Yayınevi: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

Latest posts by Sabri Kuşkonmaz (see all)

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *