Bir Yok Oluş Romanı: Gölgesizler

Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler romanında yazdıklarıyla insanın zihin ve duygu dünyasında doğal sarsıntı yaratan bir yazar.

İlk olarak 1994 yılında yayımlanan “Gölgesizler” adlı roman, Hasan Ali Toptaş‘ın Yunus Nadi Roman Ödülü’nü aldığı muazzam kitaplarından biri. Bir yok oluş romanı diyebileceğimiz bu kitap, var oluş meselesini felsefi teorilerden sıyırıp yaşamın tam ortasına taşıyor. Varlık ve yokluğu günlük yaşam eylemleri üzerinden belirginleştirmeye gayret eden yazar, bu iki temel kavramın birbirini üreten ve birbirinin yerine geçen durumunu yaşanan farklı olaylarla dile getiriyor. Berber dükkanında başlayan hikaye, köydeki kayboluşların uzantısı olarak karşımıza çıkıyor. Kitapta öne çıkan en kuvvetli duygulardan biri olan çaresizlik, karakterlerin çıkmazlarının doğal bir sonucu oluyor. Yazar, kitap boyunca varlık ve yokluğun muğlak sınırları etrafında düşünmeye sevkediyor. Kitaptaki akışı sağlayan kayboluşlar, yok oluşların bir provası oluyor, kayboluşlara yeni anlamlar biçiliyor.

Kişilerin zaman ve mekanla kurdukları ilişkiler dikkate alındığında gerçekle düşün iç içe geçtiği bu romanda mistik dünyanın büyülü iklimine ayak uydurmuşken gerçekliğin çarpıcı soğukluğuyla karşılaşıyoruz. Bunların yanı sıra yazar, köy yaşamına tanık olmamızı sağlıyor. Köyün kendi iç dinamiklerini, değerlerini, yaşam alışkanlıklarını ve pratiklerini gösteriyor. Köylünün yaşam algısını, dünyayla ve birbirleriyle kurdukları ilişkileri bütüncül bir bakış açısıyla realist bir çizgide yansıtıyor. Köydeki yaşama dair dile getirdiklerini belli değerler çerçevesine oturtmadan olduğu gibi dile getiriyor.

Yok  Oluşun Gizeminde Tekinsizlik

Yazarın bu romanında yaşamın özünü oluşturan belirsizlik kavramı, kurgunun temelini oluşturuyor. İki farklı koldan ilerleyen hikaye, esasında birbirine bağlı tek bir olaya dönüşürken beklenmeyen bir çekirdekten yeşeriyor. Yaşarken korkuluklara dönüşüp silikleşen karakterler, yokluğu var ederken şaşırtıcı bir sonun yazı işçileri oluyor. Var olmanın farklı boyutları üzerinde düşündüren yazar, artan kaybolma vakalarının yarattığı tekinsizliği ürpertici bir gerçeklikle veriyor. Hasan Ali Toptaş, kurgunun kuvvetini merak duygusunu daima tepede tutarak destekliyor. Merak unsurunu kamçılayan kayboluşlara var oluşsal anlamlar yükleyen yazarın sürrealist bir çizgide ilerlediğini söylemek yanlış olmasa gerek. Temel çatışmayı oluşturan var oluş meselesini iç konuşma ve iç çözümleme teknikleriyle anlatan yazar, postmodern romanın da özgün bir örneğini veriyor. 

Bir Dil İşçisi: Hasan Ali Toptaş

Toptaş, yazdıklarıyla insanın zihin ve duygu dünyasında doğal sarsıntı yaratan bir yazar. Bu etkiyi yaratmasında  pek çok duyguyu ve durumu sömürü haline dönüştürmeden olduğu gibi yansıtmasının yanı sıra dil ve üslubunun gücünün de etkisi büyük. “Gölgesizler” romanı özelinde değerlendirdiğimizde dilin tüm imkanlarını kullanan yazar; dili evirip çevirmedeki mahareti, şaşırtıcı ve orijinal keşifleri, kelimeleri iteklemeden coşkulu bir akıcılık sağlaması, kişi ve mekan betimlemeleriyle yetkin bir üslubun somut bir göstergesi oluyor. Hasan Ali Toptaş’ın hayali yokluk evreninde gerçeğin bulanıklaşmasına tanık olmak ve Toptaş dizgesinde dolaşmak için en iyi seçeneklerden biridir Gölgesizler…

  • Gölgesizler
  • Yazar: Hasan Ali Toptaş
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2008
  • Sayfa Sayısı: 232 Sayfa
  • Yayınevi: Everest Yayınları

Latest posts by Burcu Karakoç (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Burcu Karakoç

Read Previous

İnsanların Hayallerini Süsleyen Büyülü Serüven: Mars’a Yolculuk

Read Next

Kara Çınar Dizisi Başlıyor

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *