Responsive banner image
 

bir kitabın gözüne bakmak

0

en az suyu sevdiğimiz kadar ateşi, ateşi sevdiğimiz kadar suyu, suyu sevdiğimiz kadar kiri de sevmemizi sağlayan kirelektik şiirler, desem ben sadece önden…

2012’de yayımlanan “aşk dediğin haram olur” isimli şiir kitabıyla ilgili “6. baskı için okurlara şiirler kere teşekkürler” diyerek duygusunu paylaşan şair sezai sarıoğlu şöyle devam etmiş sayfasındaki paylaşımda:

KirmiziKedi__5

“şiir, şairin parmak izidir / ısrar ve inattır şiir / asi ve aksi şairlerin alnına yazılan okurların da alnına yazılmıştır / daha sık geçin alnımdan bu kadar yazı alnıma az…”

şiirlerin ömrünün tek baskı ile dahi okuruna dokunmakta zorlandığı bir ülkede bir şiir kitabının altıncı baskıya gelip okurla karşılaşma heyecanını hiç kaybetmemiş olması üstünden öyle kolayca geçilecek bir konu değildir. altında yatan çok fazla emek, yeniden yeniden kendini üretim vardır… çoğaltım vardır, merak ve heves vardır… şair bu süreçlerin tümünü “rağmen” sözcüğü ile açıklar. meraklısı iz sürsün isterim bu sözcüğün peşinden… çünkü ancak hazır verilmeyen kıymetlerin izini kendimiz sürüp bakabildiğimizde gerçekten içimize değer manâlar… aynı “aşk dediğin haram olur” kitabında anlamların tek tek bezendiği gibi.

anadolu kültüründe bilirsiniz ateşe su dökmek ayıptır. ateşe su dökmeme inceliğinde akarken sivas’ta hâlâ içimizde yanan ateşe neden bir türlü su dökülemediğini, suyun neden hâlâ geciktiğini, geciktirildiğini sorgulayan şiirler desem ben önden sadece… geçmişin ışığında bugünle “sevişirken önce bir mânâyı tamir edip, sonra su terazisinde ateş’i tartan” şiirler desem…

su’yu güzellemek kolaydır. suya övgüler düzmek… suya hakkını teslim ederken kirlerimizle barışan, barıştıran şiirler… kirini yine kirine teslim eden, huydaki kiri rüya kiriyle yıkayan, bitmez bir hevesle suyun kire, kirin suya seslendiği; suyun ateşe, ateşin küle, külün güle dönüşüp durduğu diyalektik şiirler, desem.

en az suyu sevdiğimiz kadar ateşi, ateşi sevdiğimiz kadar suyu, suyu sevdiğimiz kadar kiri de sevmemizi sağlayan kirelektik şiirler, desem ben sadece önden, devamını siz tamamlasanız. ya da ben bir şiir yazsam sadece belki;

aşk dediğin haram olan şiirler
hem çok tanıdık gelmişti hem de çok yeni
rengini tadıyordu henüz, mavisi kırmızısı yoktu
derdini söylüyordu hem hiç söylenmeyeni
üstü örtük olanı, ateşi cız olanı
içimizde gürül gürül aktığı halde
sesi cılız olanı söylüyordu

sağ yaramızda sol yanımızı gösteriyordu
sol yanımızda dağ olanı
devrim diyordu bolca, devlet diyordu
anlıyordum otoriteyle derdi var şiirlerin
haramla, helâlle bir hayli derdi…

anahtar deliğinden nefesimize
nefesimizden iliğimize kemiğimize sinmiş
sesimizdeki korkularla derdi var
dille derdi vardı en çok bu şiirlerin

kuyunun dibindeki ışığı saran
kestane sevap akışlı
soru cevap şiirlerdi hepsi de iyi geldi
hoş geldi sefa geldi
müjdeli geldi haramtaşkir dizeler okuruna
geçmişten bugüne uçuştu durur mu zihnim

haram deyince, din deyince
yasak tutup içinden aşk deyince şair
hayyam geldi elbet aklıma
seninle içtiğim şarap helâldir
sensiz içtiğim su bile haram, demişti

ateşle suyu evlendiren guevedo geldi sonra
içiçe geçmiş iki özgür düğümdür aşk diyen octavioların paz’ı
bir günah işledim zevkle dolu bir günah, diye haykıran
füruğ unutulur mu…

brecht geldi bir de
savaşsız sömürüsüz bir dünya düşleyen
erkeklikten kadınlığa bilinçten ruha
aynamızı tersyüz eden örümcek kadının öpücüğü…

döndüm, haram dizeleri tekrar okudum
hem kol kolaydı hepsiyle
hem hiç biriyle akraba değildi dili
her şeyi birbiri içinde karıyordu
haramı kirle yıkıyor
kiri dilinin altına koyduğu taşlarla ovuyordu

ağaç olmak heveskârı kâğıtlar, tabusuz tapusuz bir aşk
bir annenin kuş kanadında berceste renklerle salınışı
sözcükleri deliğinden çıkarıp delirtmekse şiir
değil sözcükler harflerin dahi
yeni manâlarla nasıl durulduğunu buldum bu dizelerde

içinde nar bereketi olan bir aşk
arkamdan elmalar iter diyen bir heves
ancak gören gözlerin yakalayacağı bir gizli tarih
annelere çocuklarından, dağlara dilden giden bir merak
çırağın ustaya ustanın çırağa dönüşüp durduğu heveskâr diyalektik…
keşke aşkları âşıklara öptürmeseydik diyen çapraz ironi
keşke devrimi devlete öptürmeseydik diyen bir özeleştiri buldum içinde

derdini su vakti ummana dökmüş şiirler
dilinde, can yücel’den ödünç alıp söylersem
aleyhistan’da yeni bir lehçe buldum…

  • Aşk Dediğin Haram Olur
  • Yazan: Sezai Sarıoğlu
  • Türü: Şiir
  • Baskı Yılı: Şubat 2012
  • Sayfa Sayısı: 96 Sayfa
  • Yayınevi: Yasakmeyve – Komşu Yayınları

 

Not: KitapEki.com yazarı Aynur Uluç yazılarında büyük harf kullanmamayı tercih etmektedir.

Aynur Uluç

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde, insandaki “başarı” hazzının başkasının başarısızlığı, mutsuzluğu üzerine kurulduğunu belirterek “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...” niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor.

aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazıları ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda, izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. öte yandan şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde mesleğini halen sürdürmekte.
Aynur Uluç

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *