Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bursa Kitap Fuarı nasıldı?

0

Bursa 17. Kitap Fuarı’nı geride bıraktık. Yoğun katılımın gerçekleştiği fuarı değerlendirmeleri için Günışığı Kitaplığı yazarlarından Behiç Ak ve Füsun Çetinel’in görüşlerini aldık.

Behiç Ak: “Bursa Kitap Fuarı her zamanki gibi çok kalabalıktı, özellikle çocuk kitaplarına çok fazla ilgi vardı. Velilerin çocuk kitaplarıyla kurduğu ilişkinin çocuklarıyla iletişimlerini geliştirdiğini düşünüyorum. Etkinliğe Bursalı okurların ilgisi de yoğundu oldukça kalabalık bir etkinliği yönetmek epey zor oldu. Her yıl devlet okullarından katılımın biraz daha arttığını ve kitap okuma oranının da arttığını gözlemliyorum, bu da beni mutlu ediyor.”

Füsun Çetinel: 9-17 Mart tarihleri arasında düzenlenen Bursa 17. Kitap Fuarı bir kez daha biz yazarları kitapseverlerle buluşturdu.

Say Yayıncılık

Günışığı Kitaplığı standındaki yerimi almak üzere fuar alanına adımımı attığımda yoğun bir çocuk ve genç kalabalığıyla karşılaşmak imza heyecanımı ikiye katladı. Birörnek baskılı tişörtleri ve boyunlarına astıkları isimlikleriyle; öğretmenlerinin önderliğinde nitelikli kitapların peşinde olan öğrenci gruplarını görmek beni nasıl sevindirdiyse, cebindeki harçlığının yetersizliği nedeniyle ucuz kitap arayışında olan çocukların “Beş liraya kitabınız var mı?” sorusu da bir o kadar üzdü beni.

İsterdim ki, bütün okuyucularımın torbalarını nitelikli kitaplarla doldurmaya yetecek kadar maddi gücüm olabilsin. Elimden gelense onlarla sohbet etmek, ilgi alanlarını öğrenmek, bunlar doğrultusunda onlara yayınevimizin kitaplarından seçmelerinde yardımcı olabilmekti. Bir veya iki lira eksiği de görmezden gelip bir kitaba sahip olmanın sevincini paylaştım genç arkadaşlarımla.

Kitap fuarları yalnızca kitap satın almak için değildir. Farklı yayınevlerinin farklı tarzlarını görmek, ilgilerini çeken bir kitabın sayfalarını karıştırmak, yazarına çizerine bakmak okuyucuya; iyi kitapla gelişigüzel, hiçbir sanat gayesi taşımadan, kötü bir Türkçeyle üretilmiş kitabı ayırt etmeyi, değerlendirmeyi öğretir. Gözlemlediğim kadarıyla çocuklarımız, gençlerimiz artık büyük oranda bu bilinci taşıyorlar. Hem neyi okumak istediklerini biliyorlar, hem de iyiyle kötünün çok güzel ayırdındalar. Onların gözleri nasıl ki bir yazarla yüz yüze gelmenin,  sohbet edebilmenin, kitaplarına sahip olmanın sevinciyle ışıyorsa, biz yazarların ve yayınevlerinin de en asli görevi ürettikleri nitelikli edebiyatla onların gözlerindeki bu ışığı beslemekte.

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *