Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bütün Romanlar, Hava Durumu İle Başlar..!

0

Bilirsiniz hani.. Yazanlara veya yazmaya yeni başlayacak olanlara “Ünlü Yazarlardan Öğütler” diye sıralı listeler çıkar sık sık karşınıza.

Falanca’ya göre “Yazmanın 7 Kuralı”, filanca ünlü yazardan “Yazma Üzerine 10 Öneri”, kitapları milyonlar satan Amerikalı yazardan “Yazarlığa Yeni Başlayanlara Tavsiyeler” gibi hazır haplar.

KitapEki
KitapEki

İşte onlardan birinde, hangi ünlü yazardı hatırlamıyorum ama gerçekten fikirlerine değer verdiğim bir yabancı yazar olduğunu biliyorum, maddelerden biri şöyleydi.

“Kitabınıza allah aşkına ‘hava durumu’ ile başlamayın. artık yeter..!!”

Okuduğum zaman “Allah allah.. böyle bir durum mu var..?” demiştim..

Geçenlerde bir kitap yazayım dedim..! ve ilk aklıma gelen bu tavsiye oldu. Sonra kalktım kütüphaneden bir roman çektim rastgele.

İlk satırlarına baktım. Hava durumu, iklim koşulları falan gibi bir şey yok. İkincisini çektim aldım.

İlk cümle hava durumu..! dedim; “tesadüftür..”

Üçüncüsünü açtım ilk cümle hava durumu, dördüncüsü iklimsel bir betimleme, beşincisinde yok öyle bir şey. Yani beş kitaptan üçü ‘hava durumu” ile başlıyordu. Sayıyı arttırdım, sonraki beş kitaptan dördü hava durumu ile başlıyor. Yani 10 kitapta yedi tanesi hava durumu başlangıçlı..

Kitapları 20’ye çıkardığımda hayretle gördüm ki; tam 15 tanesinin başlangıç cümleleri hava durumu..!

Yüzde 75..!

Şimdi bu 20 kitaptan on beş tanesinin başlangıç cümlelerini size sunmak istiyorum. Bunlar benim kitaplığımdan rastgele seçtiğim 20 kitaptan. Romandan diyelim, daha doğru..

Sizler de bu denemeyi yapar, kaçta kaç buldunuz bana yazarsanız bu yazıya ilave eder, listeyi aktif halde tutabiliriz..

Ama roman olsun. Deneme, belgesel türü kitaplar için bir iddiam yok. (Şimdilik)

Başlayalım..

1. Şairin Romanı – Murathan MUNGAN

Açık denizde dev dalgalarla boğuştukları aylarca süren fırtınalı deniz yolculuğunun sonunda o sabah, Anakara’nın güneybatı körfezine özgü yumuşak rüzgarın o tanıdık kokusuyla uyandı…

2. Köprü – Ayşe KULİN

Üç günden beri dur durak tanımadan esen deli rüzgar birden kesiliverince, kar, Munzur ve Keşiş dağlarının koynuna sereserpe uzanmış Erzincan’ın üstüne, tül cibinlik gibi inmişti.

3. Hava Kurşun Gibi Ağır – Hıfzı TOPUZ

Soğuk bir kış günü, akşam üzeri Galata Köprüsü yakınlarında Cenyo Birahanesinin kapısında 18-20 yaşlarında, zayıf, uzun boylu, gözlüklü bir genç telaşla birini bekliyor.

4. Bir Bilim Adamının Romanı – Oğuz ATAY

Orta boylu, esmer ve ürkek bakışlı genç bir adam, üniversitenin büyük kapısı önünde durdu; ilkyazın sıcak günlerinden biriydi.

5. Safiye – Murat BARDAKÇI

Kağıthane’de, kavurucu bir Ağustos güneşinin altında, cephesinde eski tuğranın belli belirsiz farkedildiği, sıvaları dökülmüş harap binaya doğru sessiz bir hüzün içerisinde yürüyorlardı…

6. Halide – Frances KAZAN

Haremin üst katında, öğleden sonra güneşine karşı pancurlar kapatılmış, mağaramsı büyük odalar sessiz…

7. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört – George ORWELL

Pırıl pırıl, soğuk bir Nisan günüydü; saatler on üçü vuruyordu…

8. Martı – Jonathan Livingston

Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı…

9. Milena’ya Mektuplar – KAFKA

Sevgili Bayan Milena, iki gün bir gece süren yağmur henüz dindi, gerçi muhtemelen sadece geçici olarak, ama yine de kutlanmaya değer bir olay ve ben bunu size yazarak yapıyorum…

10. Azrail Koşuyor – Stephen KING

Kadın pencereden süzülen beyaz ışıkta gözlerini kısmış termometreye bakıyordu. Geride, Kooperatif Kentinin diğer siteleri ince ince yağan yağmurda hapishanenin kurşuni kulelerine benziyorlardı.

11. Ayrılık Valsi – Milan KUNDERA

Sonbahar başlıyor ve ağaçlar sarıya, kırmızıya, kahverengiye dönüşüyor; güzelim vadiciğin ortasındaki küçük kaplıca kenti, bir yangınla çevrelenmiş  gibi…

12. Usta İle Margarita – Mihail BULGAKOV

Sıcak bir ilkbahar günü biterken, Patriarşiye Göleti gezisinde iki yurttaş göründü…

13. İmkansızın Şarkısı – Haruki MURAKAMİ

Otuz yedi yaşındayım ve bir Boing 707’deyim. Kocaman uçak yağmur yüklü bulutların arasından inişe geçmiş, Hamburg Havaalanı’na inmeye hazırlanıyordu. Soğuk Kasım yağmuru, toprağı karatıyor ve her şey, ama her şey …(diye devam edip gidiyor bir paragraflık cümle.!)

14. Suç Ve Ceza – DOSTOYEVSKI

Temmuz başlarında çok sıcak bir gün, akşama doğru, genç bir adam “S” sokağındaki bir pansiyonda kiraladığı küçük odasından çıktı ve ağır, kararsız adımlarla “K” köprüsüne yöneldi.  (Sen de mi Dostoyevski.!)

15. Paris Bir Şenliktir – HEMINGWAY

Kötü havalar geldi sonunda. Sonbahar biter bitmez bir gün içinde kötüleşiverdi havalar. Geceleyin yağmur içeri girmesin diye pencereleri kapatmak zorunda kalırdık.. (Hemingway burada bana resmen “madem öyle, işte böyle” demiş..!)

Yine, edebiyat dünyamızda hiç bahsedilemeyen gerçeklerden birinin üzerine cesaretle ve yılmadan gittik. !!

Tabuları yıkmaya devam edeceğiz..!!!

Ali Tanrısever

Ali Tanrısever

1958 doğumlu, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu bir Kadıköylü.

İzmir, Bodrum, Ayvalık seferlerinden 22 yıl sonra tekrar doğup büyüdüğü Yeldeğirmeni'ne dönen,

İFSAK üyesi fotoğraf sanatçısı, yazar.

Ağırlıklı olarak kendi blogunda fantastik hikayeler yazar..

Aylık Kültür, Sanat, Edebiyat Dergisi Lemur Dergi’’nin ve
Gamlı Baykuş Dergisinin düzenli yazarı.
Ali Tanrısever

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *