Responsive banner image
DeliDolu
 

Çağımızın Kapanmayan Yarası; Çabuksığınlar

0

Aslında tüm yetişkinler çocukluklarının bir parçasını içlerinde taşır ve bunu kabul edenler çocuklar için yazılan hikâyeleri mesafe koymadan takip edebilirler. Aslında bu hikâyeler yetişkinler için, özellikle de Çabuksığınlar

Günümüzün en can acıtıcı sorunlarından biri mülteciler ya da sığınmacılar. İç içe yaşadığımız, artık günlük yaşantımızın bir parçası olan mültecileri hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz görmekten kaçıyoruz. Önümüzde duran apaçık tabloya sırtını çevirenler, zaten yıllardır halihazırda var olan tüm sorunların müsebbibi olarak mültecileri suçlayan, onlar gelmeseydi güllük gülistanlık yaşayacağımız hayatlarımız sekteye uğramış gibi davrananlar maalesef çoğunlukta… Pek çoğumuz günün birinde yabancı sınırlara sığınmak için yalvarabileceğimizi düşünemiyoruz, kendimizi bu kadar çaresiz bir tablonun içine koymaktan özenle kaçıyoruz… İşte tam da bu çaresizliği oldukça naif ve etkileyici bir dille anlatıyor Jean-Claude Grumberg… Ronan Badel’in aynı naiflikteki çizimleri de cabası…

KirmiziKedi__3

abuks-nlar

Sayfalar boyunca bir insanın, bir topluluğun, bir ırkın neden sevilmediğine dair yapılan naif yorumlar okuyucuyu ırkçılığın temelindeki saçma dayanakları tekrar sorgulamaya itiyor:

“Çabuksığınları sevmiyorlar, hatta onların evlerine yakın yerlerde doğanlar bile sevmiyor onları. Neden? Bazıları –özellikle sivri burunlu olduğu için sevmediklerini söylüyor ve burunları sivri olanlar da Çabuksığınları burunları fazla yuvarlak olduğu için sevmediklerini söylüyorlar. Bazıları da Çabuksığınları gözleri mavi olduğu için sevmiyor, ya da siyah ya da kahverengi, tıpkı domuzlarınki gibi diyor Çabuksığınları gerçekten sevmeyenler. Çabuksığınları çok uzun, çok fazla uzun veya çok kısa, çok fazla kısa oldukları, ya da çok orta boylu, fazla orta boylu oldukları için sevmeyenler de var. Çirkin buluyorlar onları. Yani, genelde pek sevilmiyor Çabuksığınlar”

Bu liste kitap boyunca çeşitlenip duruyor; fazla çocukları olduğu için, az çocukları olduğu için, şapka taktıkları için, başörtüsü taktıkları için vb. Ayrımcılık, anlayışsızlık, farklılıklara tahammülsüzlük… Hepsinin temelindeki “sağlam?” dayanaklar bu listedekilerden farklı değil.

Hikâye yaşadıkları ülkeden göç etmek zorunda kalan bir aileyi anlatıyor. Çabuksığınlar’ın gerçek vatanlarının bir adı yok, hiçbir zamana ait değiller, hiç kimse tarafından sevilmiyorlar. Sığınabildikleri tek şey aileleri ve yaptıkları müzik. Terk ettikleri evleri, eşyaları, “Çabuksığınların hiçbir ülkede sevilmediklerini söyleyen kitaplar yolculuk etmeyi hak etmiyor” diyerek arkalarında bıraktıkları kitapları ve yüreklerinde sızılarıyla birlikte bir sınır kapısından diğerine çaresizlikle yol alıyorlar. Sınır kapılarında karşılarına çıkan üniformalıları atlatacak ya da umutsuz hissettikleri anda içlerindeki sıkıntıyı dağıtacak dermanı ise hep müzikte buluyorlar. Ama tabi ki müzikleri de sevilmiyor. Çünkü diğerlerine göre, Çabuksığınlar’ın müziği de sevilecek türden değil…

Sosyal sorunlara dair yazılan çocuk kitaplarında, kullanılan dil kadar o konunun hangi yolla anlatılmaya çalışıldığı da çok önemli. Kullanılan yanlış bir ifade ya da bir konuya dair yapılan taraflı bir yorum çocuğun o sosyal soruna nasıl yaklaşacağını baştan değiştirme gücüne sahip. Bir çocuğa ait olduğu yerden ayrılmak zorunda kalmanın ne demek olduğunu, kendinden farklı olana da saygı göstermesi gerektiğini, ötekileştirmenin nelere yol açabileceğini, ayrımcılık yapmanın dünya düzenini nasıl bozduğunu anlatmanın kolay ve acısız bir yolu var mı bilmiyorum. Ama Çabuksığınlar, göçmenlerin hayatına dair bir çocuğun kafasında yer alabilecek en güzel sorgulama yolu olabilir diye düşünüyorum. Çocukların gözünden mutlu son olarak görülebilecek hikâyenin gerçekte ne kadar mutlu bittiğine ise buyrun siz karar verin…

  • Çabuksığınlar
  • Yazar: Jean-Claude Grumberg
  • Çizen: Ronan Badel
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 86 Sayfa
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Ebeveynlere Faydacı Puanlama

  • Görsellik:  5 puan, oldukça naif ve hikâyenin duygusunu yansıtan çizimlere sahip
  • Hikâye: 5 puan. Sosyal bir sorunu basit ve etkileyici bir şekilde anlatıyor
  • Eğitici/Öğretici Nitelik: 5 puan. İnsan hakları ve göçmenlik üzerine düşündürmelerini sağlayabilir
  • Hayal Gücü Gelişimi: 4 puan
  • Kültürel Gelişim: 4 puan
Aynur Kolbay

Aynur Kolbay

1981 İstanbul doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olduktan sonra 1 yıllık Sinema-TV eğitimi aldı.Bugüne kadar pek çok farklı sivil toplum kuruluşunda toplumsal cinsiyet, bilim, çevre, sanat, spor gibi farklı alanlarda çocuklarla ve gençlerle eğitim projeleri yürüttü. Halen çocuklara yönelik hizmet veren bir vakıfta, çocuklarda okuma kültürü oluşturmayı hedefleyen bir proje kapsamında çalışmaya devam ediyor.
Aynur Kolbay

Latest posts by Aynur Kolbay (see all)

Kolektif Kitap
Paylaş

Cevap Yazın