Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Çantasızlar Kampı

0

Çantasızlar Kampı, konusunun ilginçliği yanında, üzerinde incelikle çalışıldığı anlaşılan harikulade bir anlatım tarzına sahip.

Eserlerini büyük bir zevkle okuduğum, değerli öykü ve roman yazarı Behçet Çelik’in ilk çocuk kitabı olan Çantasızlar Kampı’nın çocuk edebiyatı için önemli bir eser olduğu anlaşılıyor, umarım devamı gelir. İlköğretim çağında oğlum olmasının da etkisiyle pek çok çocuk kitabı okudum, kimi zaman bırakın okuma serüvenine yeni başlamış bir çocuğu, onca yıldır kitap okuyan birisi olmama rağmen benim dahi anlamakta zorluk çektiğim metinlerin yer aldığı kitaplara rastladım. Çocuk edebiyatının önemi belki burada ortaya çıkıyor; küçük yaşta okumaya başladıklarında onu belki yeni okuma serüvenlerine sürükleyecek, belki de kitaplardan soğumasına sebep olacak. Konu istediği kadar ilgi çekici olsun dilin nasıl kullanıldığının, anlatım tarzının çok büyük önem arz ettiği kanısındayım. Bu konuda Behçet Çelik’in bir röportajından alıntı yapmak istiyorum:

KitapEki
KitapEki

Yaygın bir inanış var. Çok basit bir dille, kısa cümlelerle yazdığınızda çocuklara okuyabilecekleri bir metin sunmuş olursunuz. Oysa söz ettiğim nedenlerle çocuklar için yazmak çok daha disiplinli bir çaba istiyor. Ursula K. Le Guin de kendisiyle yapılan bir söyleşide bunun altını çiziyor…: “Çocuklar için yazmaya yönelik aynı derecede, hatta daha kötü bir ukalalık söz konusu. İnsanlar çocuk kitabı yazdığımı öğrenince sık sık, ‘Ben de aynısını yapmayı düşünüyorum,’ diyorlar. Bu, bir dansçıya gidip boş zamanlarımda ben de bale yapmayı düşünüyorum, demek gibi bir şey.””

Çantasızlar Kampı, konusunun ilginçliği yanında, üzerinde incelikle çalışıldığı anlaşılan harikulade bir anlatım tarzına sahip. Kitapta yaşları birbirine yakın beş çocuk yer alıyor. İkizler, Defne ile Kerem Almanya’da yaşıyorlar ve üç haftalığına amcalarının yanına kalmaya geliyorlar. Amcaları Ufuk torun sevgisini doyasıya yaşayabilmeleri için anne ve babasını davet ediyor evlerine. Eşinin ve diğer çocukların ebeveynlerinin bu işin zor olacağına dair uyarılarına rağmen, kendi çocukluğunda yaşadığı arkadaşlığın yeğenlerinde de gelişmesi için yakınları olan üç çocuğu hafta içi her gün akşama kadar evlerine davet eder Ufuk. Çocuklar okul ve zaruretin sembolü olan “çanta”yı yaz ayları boyunca taşımıyor olmalarından yola çıkarak yaz arkadaşları grubuna Çantasızlar ismini uygun görürler. Boşaltılan yan binada tek başına yaşayan Arif Bey’in bahçesini ve onun dairesinin karşısındaki boş daireyi oyun alanı yaparlar. Ne var ki Arif Bey’in binayı boşaltmasını isteyenler yaşlı adama rahat vermemektedir ve bir gün onların oynadıkları daireyi de kilitlemişlerdir. Çantasızlar bu işe kafa yorarlar, kendi yöntemlerince yaratıcı fikirlerle çözüm bulmaya çalışırlar. Yazar kentsel dönüşüm sorununa hikayenin içinde çok yerinde dikkatleri çekiyor. Kişisel olarak beğendiğim ayrı bir nokta, çocuk kitaplarında pek rastlanılmayan bir durum olan ev işleri ve çocuk bakımını eşi dışarıda bir işte çalışan erkek karakterin üstlenmesi. Şu anda hatırlayabildiğim tek benzer örnek Kumkurdu, diğer pek çok çocuk kitabında erkek karakterleri ev işi sorumluluk paylaşımında eşlerine yardımcı konumlarda görebiliyoruz en fazla ya da tamamen ilgisiz ve sadece dışarıda bir işte çalışıp para kazanmaya odaklı.

Kitapta çocuklar arası iletişim çok güzel aktarılmış, kavga ve çekişmeleriyle, didaktik olma tuzaklarına düşmeden. Çocuklar bol bol oyun oynuyorlar kitapta, oyunların sağaltıcı gücünü bir kez daha hatırladım. Yazar sanıyorum kendi zamanındaki çocukluk ilişkilerinden daha çok etkilenmiş yazarken çünkü gözlemlerimden yola çıkarak günümüzdeki çocuklar arası ilişkilerin kitaptakinden daha acımasız olduğunu düşünüyorum. Bu durumda ailelerin tavırlarının payı olabilir. Özellikle okul önünde çocuğumu almak için beklerken çevremdeki konuşmalardan duyduklarım beni karamsarlığa sevk edebiliyor, kaba ve arsız davranışların bile prim yapıyor olduğunu görüyorum bazen üzülerek. O kadar karamsarlığa gerek olmayabilir, bazen de ince davranışlara tanık oluyor, çocukların hassasiyeti karşısında içimde kır çiçeklerinin dans ettiğini duyuyorum.

Bence bu kitabı okumanın özel bir zamanı yok, bununla beraber okulların tatil olmasının yaklaştığı şu dönemin, kitaptaki olayların yaz tatilinde geçmesi sebebiyle güzel bir fırsat olacağı düşüncesindeyim.

Çocuklar arasında keyifli bir yolculuk yaptım bu kitabı okurken, içim umut ve mutlulukla doldu. Behçet Çelik’e çok teşekkür ediyorum bunun için.

  • Çantasızlar Kampı
  • Yazar: Behçet Çelik
  • Türü: Çocuk Edebiyatı
  • Baskı Yılı: Eylül 2016
  • Sayfa sayısı: 163 Sayfa
  • Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Ayşegül Gezgin

Ayşegül Gezgin

1978’de Aydın’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu. İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerini okul ve kurslarda öğrendi. Çeşitli sektör ve görevlerde çalıştı, en çok çeviri yapması gereken işleri sevdi. Kitaplar en iyi arkadaşları, okumak ve yürümek vazgeçmek istemediği bağımlılığı. Eşi ve oğluyla Kadıköy’de yaşıyor. Doğal yaşamı hissedebileceği ortamlarda bulunmaya çalışıyor. Doğal ve samimiolan herkesi ve her şeyi seviyor.
Ayşegül Gezgin

Latest posts by Ayşegül Gezgin (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *