Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Cem Erciyes yanıtladı: Ekonomik kriz, kitapları ve yayıncıları nasıl etkileyecek?

0

Cem Erciyes: “Yayıncılığın durma noktasına gelmesi; Türkiye’de kültürün, özgür düşüncenin durması anlamına geliyor.”

Döviz kurunun sürekli hareketlilik gösterdiği ve akıllardaki soru işaretlerinin arttığı bir ekonomik daralma ile karşıladık bayramı. Bir ekonomik krizin içinde miyiz, yoksa kriz teğet geçilebilir mi; işsizlik oranları artar mı, satın alma gücümüz düşer mi… Bu gibi sorulara çeşitli cevaplar ve çoğu zaman da spekülasyonlar üretiyoruz. Son günlerde, ürünlere konulan ek vergiler de tedirginliğimizi oldukça artırdı.

Örneğin, geçtiğimiz gün, kağıda konulan ek vergi haberiyle, özellikle sosyal medyada, kitaplara ve onları alım gücümüze dair tartışmaya ve fikir üretmeye başladık. Bir ekonomik krizin; yayıncılık sektörünü, çalışanları, okurları ve yazarları doğrudan etkileyeceği de aşikar…

Bu nedenle bizler de Kitap Eki okurları için, merak edilen soruları muhataplarına, yani yayıncılık sektörünün önemli isimlerine ulaştırmaya karar verdik. Bu isimlerden biri de Doğan Kitap’tan Cem Erciyes oldu. Erciyes ile ekonominin durumu, okurların ve yayıncıların bu durumdan nasıl etkileneceği üzerine umutlu ve aydınlatıcı bir röportaj yaptık. İyi okumalar dileriz… 

  • Öncelikle, sorulabilecek en genel ve belki de en klişe soruyla başlayalım. Sizce nereye gidiyor ülke ekonomisi?

Çağla Hanım, eğer bir kafede muhabbet ediyor olsak, şu sıralar mecburiyetten amatör birer ekonomist halini alan her Türk vatandaşı gibi ben de size uzun uzun bir şeyler anlatırdım. Ama memleketin en büyük yayınevlerinden birinin yöneticisi olarak şu anda biraz daha ciddi ve dürüst olmak zorundayım. Gerçekten bilmiyorum. Ama iyiye gitmediği aşikâr. Ne kadar kötüleşeceğini zamanla göreceğiz. Herkes gibi ben de bir yerlerde bu gidişin durup rakamların düzelmesini diliyorum, umuyorum, bekliyorum…

  • Gelmesi beklenen ekonomik krizin en fazla etkileyeceği sektörlerden biri de yayıncılık. Peki, neden böyle? Yalnızca kâğıdın yurtdışından alınıyor olması yüzünden mi, yoksa başka nedenler de var mı?

Kâğıt işi başlı başına bir mesele. Türkiye’de artık kitap kâğıdı üretilmiyor olması inanılır gibi değil. Evet korumacı ekonomilerin modası çoktan geçti, ama şimdi görüyoruz ki ulusal güvenlik vs. gibi gerekçelerle nasıl ki bazı başlıklarda mutlaka yerli alternatifler yaşatılıyorsa, kitabın basılacağı kâğıda da bu muamele yapılmalıymış. Bugün yayıncılığın durma noktasına gelmesi, Türkiye’de kültürün özgür düşüncenin durması anlamına geliyor ki bir ülkede yaşayanların başına daha kötü ne gelebilir bilmiyorum.

Tabii ki kâğıt tek sebep değil. Uzun vadeler, dağıtımcılar, kitapçılar, düşük satışlar, büyük yatırımlar, yüksek riskler, sınırlı kar oranları gibi bunun pek çok ticari sebebi var. Satışların ve ona bağlı kitap çeşitlerinin çılgınca arttığı yılların ardından derin bir krizin içine düşüverdik. Bazen acaba biz de ‘karşılıksız kitap mı bastık?’ diye düşünüyorum. Basılan kitapların pek çoğu o kadar az satıyor ki aslında. Çok satan kitaplarla ne diyeyim az okunan edebiyat ya da inceleme kitapları arasındaki makas muazzam halde. Bu güzel ama çok ilgi görmeyen kitapları basmaya devam etmek, depolarda o stoklarla ayakta kalabilmek herkes için değil belki ama bazı yayıncılar için imkânsız bir hal alabilir hakikaten.

  • Sizce olası bir kriz, yayıncılık sektörünün küçülmesine neden olur mu? Yani, butik yayınevlerinin kepenk kapattığı ve işsizliğin arttığı bir sektör mü bekliyor bizi?

Eğer ekonomi böyle gider, daralma krize dönüşürse evet, sektörde bir küçülme kaçınılmaz hal alacaktır. Kapanan yayınevleri olabilir, kapanmayanlar da daha az kitap üreteceği için çalışan sayısını azaltabilir. Bu durum yazarları da olumsuz etkileyecek. Çok satan yazarlar aynı baskı sayılarına ancak belli bir süre sonra tekrar ulaşabilecek. Herkesin kolayca bir yayınevi bulduğu, transfer piyasasının her daim pek canlı olduğu ortam da zora girecek. Yayıncılık dünyasında yazarların hayatını kolaylaştıran rekabet, bir süre yavaşlayacak.

  • Peki, basılı yayına olan talebin elektronik mecralara kaymasına sebebiyet verir mi ekonominin durumu?

E-kitap satışlarında önemli bir fark olacağını sanmıyorum. Ama öyle görünüyor ki internet kitapçılarının payı hızla artacak. Hem iyi indirim verdikleri hem insanlar bir süre AVM’lerden uzak duracağı hem de yayıncılar mecburen yeni satış kanallarını zorlayacağı ve fazla alternatifleri olmadığı için böyle bir gelişme yaşayacağız.

  • Ya, ikinci el kitap piyasası? Bu alanda bir hareketlilik bekleyebilir miyiz?

Sahafların hayatımızdaki yerinin kriz dolayısıyla fazla değişeceğini sanmıyorum. Çünkü onlar aslında parayı ikinci el ucuz kitaplardan değil, koleksiyoncu ve meraklı okura yaptıkları nadir kitaplardan kazanır. Bu kişilerin tasarrufa gitmesi nedeniyle krizlerden sahaflar da sanılanın aksine epey olumsuz etkilenir.

“Biliyoruz, hayaller ve fikirler her daim ayakta kalır; bu kriz de bir gün biter gider… “

  • Ekonomik krizin farklı sektörleri farklı şekillerde etkileyeceği düşünülüyor. Ancak bu durum, aynı sektörün farklı alanları ve kurumları için de geçerli olabilir. Örneğin Doğan Kitap, Türkiye’nin yayıncılık alanındaki en köklü kurumlarından biri. Sizce Doğan Kitap’ı da diğer yayınevlerine göre farklı oranda mı etkileyecek kriz?

Kimi nasıl etkileyeceğini bilmiyorum o nedenle sağlıklı bir karşılaştırma yapamam, ancak bazı genellemeler yapabiliriz, yapıyoruz. Ama tabii ki bizim uzun yıllar ülkenin önemli medya guruplarından birinin bir parçası olmamız, kurumsal kimliğimiz bazı şeyleri göğüslememizi kolaylaştırıyor. Doğan Kitap halen Doğan Grubu’nun içinde… Grubun tecrübesi ve birikimi bizim en büyük avantajlarımızdan biri. Yabancı ortağımız Egmont da 150 yıllık bir yayıncılık kuruluşu. Onların da bu anlamda önemli katkıları oluyor. Ama tabii ki en büyük avantajımız yazar arkadaşlarımız. Satış rakamları ne olursa olsun yayınevindeki ekip ruhunun bir parçası olan yazarlarla dayanışma içinde olmak, onlardan destek görüp omuz omuza bu krize karşı durabilmek önemli. Güzel, ilgi gören çok sayıda kitabımız var ve bu kitapların varlığı da bizim gibi eski ve güçlü bir yayınevinin en büyük avantajı. Ama daha önemlisi yazmaya, okumaya, üretmeye devam etmek. Yani yeni güzel kitaplar basmayı sürdüreceğiz. Bence herkes için bu geçerli olmalı. Yani kendi krizimizi yaratmamak, var olan krizi üreterek aşmak, en iyi çare.

  • Peki, olası bir krizi aşmak için okur, yayıncı ve yazarlar nasıl davranmalı sizce? Bir dayanışma sergilenemez mi bu alanda?

O konuda fazla hayalci olmamak gerek. Okur olarak her birimiz ekonomideki birer rasyonel bireyiz aynı zamanda. Tüketici davranışlarının genel eğilimleri kitap alıcısı için de geçerli olacaktır. Yani yayıncılık krizden çıksın diye insanlar daha fazla kitap almaz.  Ama ben Türkiye’de artık kitabı temel ihtiyaç maddesi olarak gören ve ondan kolay kolay vaz geçmeyecek okur sayısının epey yüksek olduğunu düşünüyorum. Siz, ben, yakınlarımızdaki pek çok insan yani hepimiz: gazeteci, yazar, yayıncı olduğumuz kadar okuruz. Sevdiğimiz, vaz geçemediğimiz için kitap almaya devam edeceğiz nasılsa. Evet biraz azalacak kitap satışları, bunu da aşmak için biz yayıncıların yapabileceği bir şeyler var. Daha iyi ve daha güzel, kitap okuyucusunun ilgisini çekecek onu cezbedecek kitaplar basmaktan, o kitapları daha kolay ulaşılır kılmaktan söz ediyorum.

Neticede kitap hayal demek, özgür düşünce demek. Ve biliyoruz hayaller ve fikirler her daim ayakta kalır: bu kriz de bir gün biter gider…

Çağla Üren

1994, Bakırköy doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Daha önce Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü'nde okudu. soL Gazetesi'nde ve Genç Gazete'de (gencgazete.org) görev aldı. Edebiyat eleştirisi dergisi Rozinant'ta, polisiye edebiyat dergisi 221B'de ve dizi kültürü dergisi Episode'de yazıyor.
Çağla Üren

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *