Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Çeviri Konuşmaları 2: Algan Sezgintüredi

0

Algan Sezgintüredi: “Bir kitabın çok satmasının doğrudan nitelik eksikliği veya başka bir olumsuz özelliğe işaret ettiğini düşünmüyorum.”

Çeviri Konuşmaları’nın ikincisi için hem Kurt Vonnegut, J. Safran Foer, Alberto Manguel, Leonard Cohen, William Burroughs gibi yazarlardan yaptığı çevirileriyle hem de kaleme aldığı romanlarıyla tanıdığımız Algan Sezgintüredi ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  • Merhaba Algan Bey, nasılsınız?

İyiyim, teşekkürler. Siz? 

KitapEki
KitapEki
  • Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Bugün, çeviri edebiyat üstüne konuşmak için bir araya geldik ama önce sizi tanıyalım… Şahane çeviriler yapmış, romanlar yazmış Algan Sezgintüredi kimdir, hikâyenizden biraz bahseder misiniz?

Teşekkürler. Kendi halinde biriyim işte. Eş ve babayım. Elli yaşındayım. Erzurum’da doğdum (babamın yedek subaylığı sırasında), İstanbul’da büyüdüm, okudum ve çalıştım. Yirmi üç yıldır İzmir’de oturuyorum. Grafik tasarımcıyım ama uzun süredir yapmıyorum o işi. On üç yıldır durmaksızın denebilir, çeviriyle uğraşıyor, fırsat buldukça yazıyorum. Sanatın her dalını severim. Fena resim yapmam. Gençken gitar çalıp şarkı söylemeye heveslenmiştim, beceremedim. Futbol ve basketbol oynamayı ve izlemeyi severim.

  • Türk ve Dünya edebiyatından kimleri takip eder, kimleri okursunuz?

İş yüzünden bütün günüm okumakla geçiyor ve gene iş yüzünden eskisi kadar ve gönlüme göre okuyamıyorum. Ama okuyorum elbette. ‘Eski’leri eskiden çokça okudum, geçiyorum, yenilerden, daha doğrusu, biraz mahcubiyetle ‘nispeten yeni keşfettiklerimden’ demeliyim, Murat Uyurkulak, Nermin Yıldırım ve Sezgin Kaymaz’ı hevesle takip ediyorum. Malumunuz polisiye ve birazcık bilimkurgu yazmaya kalkıştım. Çok sevdiğim iki tür. Yerli polisiyeyi elimden geldiğince takip ediyorum. İlgilisinin yakından tanıdığı Celil Oker, Esmahan Aykol, Çağatay Yaşmut, Armağan Tunaboylu, Ercan Akbay, Alper Canıgüz gibi üstatların yanı sıra kıymeti henüz yeterince bilinmeyen harika yazarlarımız var polisiyede. Dünya edebiyatındaysa iş icabı okuduklarım dışında takip ettiğim yeni (benim için yeni) biri yok. Terry Pratchett’in Diskdünya serisine bayılırım, kitapları çıktıkça aldığım bir o var galiba. Ursula K. Le Guin ile Kurt Vonnegut hepsinden öte ama benim için.

  • Kurt Vonnegut, J. Safran Foer, Alberto Manguel, Leonard Cohen, William Burroughs gibi önemli yazarların kitaplarını çevirdiniz. Nasıl başladınız, nasıl devam ettiriyorsunuz?

Çeviriye başlamam, üst üste gelen tesadüf ve olayların sonucu. Nasıl devam ettiriyorum, başladığımdaki gibi, gelişmeye, öğrenmeye, daha iyi yapmaya, hatalarımı tekrarlamamaya çabalayarak ve durmadan çalışarak; başka çarem yok ve başka türlüsü olmaz zaten.

  • Türkiye’de çeviri ne durumda sizce?

Türkiye’deki hemen her meslekteki gibi galiba: iyi yapan var, kötü yapan var. Kıymeti bilinmeyen, emeğinin karşılığını alamayan çok; sebeplerini anlatmak uzun sürer ve aşağı yukarı bilinen şeyler zaten.

  • Çeviri tercih edilirken nelere dikkat edilmesini tavsiye edersiniz? Yayınevi, çevirmen, çok satması…

Yayınevi demeli herhalde. Belli kalitenin üzerine çıkan yayınevleri genellikle ona göre çevirmenlerle ve editörlerle çalışıyorlar. Ama garantisi var mı, yok. Çeviri zor, hakkıyla yapılması neredeyse imkânsız bir iştir çünkü. Okur açısından, yayınevi dışında galiba deneme-yanılma yöntemini önereceğim: beğendiğiniz çeviriyi yapanı öğrenin ve takip edin. Onun da garantisi yok çünkü ülkemizin, gene maalesef, pek çok şeyinin yok. Basmakalıp öneri en iyisi aslında: çok okuyun, yılmayın. Çok veya az satmasına bakmayın: Kitabın satışının, çeviri kalitesi dâhil, hiçbir özelliğiyle doğrudan alakası yok ülkemizde maalesef.

  • Edebiyat, her geçen gün yenilikler kazanan bir alan. Bu süreçte bestseller’a da temas etmek isterim. Çevirdiğiniz kitaplar arasında Avrupa’da, Amerika’da bestseller olan kitaplar da var. Siz, tabiri caizse işin mutfağındasınız ve size şunu sormak isterim: Bestseller ile nitelikli edebiyatı birbirinden nasıl ayırabilir okurlar?

Bir kitabın çok satmasının doğrudan nitelik eksikliği veya başka bir olumsuz özelliğe işaret ettiğini düşünmüyorum. Ayrıca çok satması, hiç satmamasından iyidir; kitap sonuçta bu. Artı, okuma oranı yüksek bir ülkede bir kitabın çok satmasıyla bizimki gibi ülkelerde çok satması, farklı yorumlanması gereken hususlar. Çevirdiğim kitaplardan başka ülkelerde ‘bestseller’ olmuşlar arasında (bildiğim kadarıyla bizde bestseller olanı yok) nitelikli edebiyattan sayılmayacaklar var mıydı, nitelikli edebiyattan ne anladığınıza bağlı. Bence okur şudur, budur diye ayırma peşinde koşmamalı. Neyin hoşuna gittiğini okuyup görmeli. Esas zahmete değen, okumak çünkü.

  • Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeniyle yayın dünyası da zorluklar yaşıyor. Arka Kapak gibi kıymetli bir dergi bu süreçte kapanmak zorunda kaldı. Yayıncılar okumayı, okutmayı sürdürebilmek için bu dönemi nasıl yönetmeliler?

Ekonomiden, stratejilerden, satıştan maalesef hiç anlamıyorum ve çözüm var mı, bilmiyorum. Kimseye zarar vermeden, vicdan zorlamadan masrafı, maliyeti azaltmanın yolları vardır mutlaka. Ayağı yorgana göre uzatmak lazım her zaman. Şimdiye dek çok müsrif davranıldı. Kitap, evet, alınıp satılan bir ‘mal’ ama muazzam kârların devamlılığını sağlayacak türden, diğerleri gibi bir mal değil bence. Ekonomik sıkıntı ne kadar sürer, bilmem ama elli yılda bir sürü sıkıntılı dönem yaşadım ve her halükârda su akacak, yolunu bulacaktır.

  • Son olarak, genç ve kararsız okurlara ne önerirsiniz?

Kararsız derken ne okumalı konusunu kastediyorsanız tek önerim, önyargılara kapılmadan olabildiğince çok ve çeşitli okumaktır. Ben öyle yaptım ve yapıyorum.

  • Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Rica ederim.

Ahmet Deniz

Ahmet Deniz

Editörlük yapıyor, öyküler yazıyor. 1994 yılının Eylül ayında Rıfat Ilgaz ve Oğuz Atay’ın da doğduğu kentte, Kastamonu’da doğmuş olmakla –muzipçe- övünür.
Ahmet Deniz

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *