Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Çimento ve Brecht’in Eşeği

0

Gladkov, Çimento romanında devrimle birlikte toplumda oluşacak çelişkileri açığa çıkarıp, doğru bir yolun olup olmadığını araştırıyor.

Toplumcu gerçekçiliğin yaşadığımız topraklarda yolculuğu ilginç: 1980 öncesi dönemde edebiyatın ve sanatın ölçütü olmuş bu akımın, pek çok örneği dilimize çevrilmişti. Sadece Mihail Şolohov, İlya Ehrenburg ya da Nikolay Ostrovski’yi değil, Fyodor Gladkov’u da erken tanıma fırsatı bulmuştuk. Toplumsal mücadelelerin yükseldiği dönemlerde, sadece edebi değil politik beklentilerin de okuma alışkanlıklarını etkilediği zamanların popüler romanları olmuştu bu kitaplar. 1980 sonrası politikleşmiş bir kuşak da Gladkov’un Çimento’sunu, Ostrovski’nin Ve Çeliğe Su Verildi’sini okuyarak bilinçlendi. Bu kitaplar doğrudan ajitasyon ve propaganda tınısı taşısa da gerçekçilikleriyle devrim sonrası Sovyet Rusya’sını yansıtmayı başarmışlardı. Edebi olarak kendi çağlarında çığır açan eserler ortaya çıktı mı? Tartışılır. Ama bu eserlerin devrim, mücadele, değişim ve inat üzerine verimli tartışmalar başlattıklarını kabul etmeliyiz.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

1917 Devrimi öncesinde rüştünü ispatlamış Gorki ya da Nobel ile ödüllendirilmiş (1965) Şolohov gibi kalburüstü yazarların dışında, işçi yazarlar kuşağının da Sovyet edebiyatında etkin olduğunu söyleyebiliriz. Halkın içinden gelen, devrim yıllarının zorluklarını göğüslemiş ve “roman gibi yaşam”larını kâğıda aktarmış bu kuşağın ilk temsilcilerinden biri Gladkov olmuştu. 1883’te, yoksul ve köylü ailede dünyaya gelen Gladkov’un hayatı devrimcilerle tanıştıktan sonra büyük değişime uğradı. 1905 Ayaklanması’ndan sonra Tiflis’te, henüz öğretmen okulundayken tutuklanarak Sibirya’ya gönderildi. Ekim Devrimi sırasında Novosibirsk’de öğretmenken Kızıl Ordu’ya katıldı ve İç Savaş’ta etkin rol aldı. 1922’de Moskova’ya gelerek ilk büyük eseri Çimento’yu yazmaya başladı. Çimento, toplumcu gerçekçilik tartışmaları henüz Sovyet entelektüel iklimine hâkim olmadan önce kaleme alınmıştı. Gladkov, Gorki’ye olan hayranlığını ve ondan esinlendiğini asla reddetmedi. Ama aynı zamanda kendi dilini yaratma çabasıyla da takdir toplayan bir yazar oldu.

Fince kapak- 1928

İdeal Olmayan Kahraman

Gladkov’u döneminin toplumcu yazarlarından ayıran temel özellik, romanında sadece devrim sürecini değil, devrimle birlikte değişen insan ilişkilerini de merkeze almasıdır. Gladkov, henüz 1920’lerde, Ingeborg Bachmann’ın faşizm için söylediklerine cevap veriyor gibidir: “Sosyalizm de iki insan arasındaki ilişkide başlar.Çimento’nun ilk sayfasından itibaren bireyler arası ilişkilerin, kitlelerin dönüştürülmesinde nasıl etkin olduğu üzerinde durur yazar. İç savaş esnasında şehrini, fabrikasını ve çok sevdiği eşini bırakıp Kızıl Ordu’ya katılan Gleb, üç yılın sonunda yeniden ayağa kalkmaya çalışan memleketine döner. Ama hiçbir şey bıraktığı gibi değildir. Devrim, tüm ülkeye yayılmış olsa da savaş hâlâ devam etmektedir ve bu savaş sadece Beyaz Ordu’ya karşı verilmemektedir. Gleb, bu devrimci sürecin, onun insanlara, ilişkilere ve yaşama bakışını değiştirmesine izin vermek zorundadır.

Egemen olan erkeğin iktidarını kolay kolay terk etmeyeceğini, kadınların sosyalizm mücadelesi vermiş olanlarla da dişe diş mücadele etmesi gerektiğini vurgular Gladkov – yani değişen yalnızca insan ilişkileri değil, üretim ilişkileridir de.

Gladkov, Gleb’i ideal bir kahraman olarak betimlemez. Gleb şehre geri dönünce devrim öncesi dönemdeki gibi karısını dövebileceğini, ailenin reisi olacağını düşünür. Fakat devrimci süreç Daşa’yı da değiştirmiştir. Bolşevik Parti’nin kadın kollarında etkin rol alan Daşa, sosyalizmle birlikte değişen insan ilişkileri için de mücadele eder. Gladkov hem Daşa’nın hem de Gleb’in dönüşüm süreçlerine odaklanarak devrimin gündelik olanın içine işleyişini betimler. Kadın mücadelesinin yaşamın ortasında, hayatı yeniden kurarak kendini var edebileceğini anlatır roman. Egemen olan erkeğin iktidarını kolay kolay terk etmeyeceğini, kadınların sosyalizm mücadelesi vermiş olanlarla da dişe diş mücadele etmesi gerektiğini vurgular Gladkov – yani değişen yalnızca insan ilişkileri değil, üretim ilişkileridir de.

Toplum Mühendisliği ve Bağlanma; Çimento

Çimento’da toplumcu gerçekçi romanın toplum mühendisliğine soyunma ve bağlanma gibi özellikleri görülür. Ama bu özellikler belirli bir mesafe korunarak sergilenir. Bolşevik Parti’nin komiteler yoluyla örgütlenmesini mesafeli bir şekilde betimler Gladkov: Bürokrasi ve devletin kendini mutlaklaştırması karşısında durduğunu hissedersiniz roman boyunca. Karşısında durduğu şey sadece bunlar da değildir: Yeni İktisadi Politika (NEP), kapitalizme dönüş emareleri, atıl bırakılmış iş gücü gibi pek çok konuda da tartışmayı sürdürür Çimento’da. Parti’ye bağlılık körü körüne değildir. Gladkov, ilerleyen yıllarda devrimi kemirecek katılaşmayı öngörerek eleştirir roman boyunca.

Çimento, devrim yıllarının karmaşasının tam ortasında yazılmış olmasına rağmen, fikri olarak berrak bir romandır.  Benjamin’in Brecht’in odasıyla ilgili anlattığı hikâye Gladkov’a da yakışırdı: “Brecht’in çalışma odasının tavanını destekleyen bir kalasa boyayla şu söz yazılmıştı: ‘Gerçek somuttur.’ Pencerelerden birinin eşiğinde kafasını sallayabilen tahtadan bir eşek duruyordu. Brecht onun boynuna da şöyle bir yafta asmıştı: ‘Bunu ben bile anlamalıyım.’” Gladkov, Çimento’da devrimle birlikte toplumda oluşacak çelişkileri açığa çıkarıp, doğru bir yolun olup olmadığını araştırıyor. Gladkov yaklaşık yüz yıldır, “Doğru somuttur ve insanın inatla devrimci eylemde bulunmasıyla vücut bulur. Bunu Brecht’in eşeği bile anladı” diye haykırıyor.

  • Çimento
  • Yazar: Fyodor Gladkov
  • Çeviri: Erdoğan Tokatlı
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Ağustos 2017
  • Sayfa Sayısı: 384 Sayfa
  • Yayınevi : Yordam Edebiyat

 

Okuma önerisi!

Zenci Fabrikası – Gil Scott-Heron

Rasih Korkmaz’ın incelemesi; “Güçlü bir toplumsal eleştiri; Zenci Fabrikası
yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Can Yayınları etiketiyle yayımlanan Gil Scott-Heron’un romanı Zenci Fabrikası günümüz mücadelelerine de ayna tutan başarılı bir kurguyla kaleme alınmış.

Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *