Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Coşkun Karabulut’tan Bir Samimiyet Kitabı; Sarıkamış

1

Kendi anılarına sizi öyle ortak ediyor ki, sadece okumuş olmakla kalmıyor, o insanları tanımış, o hayatı yaşamış eski bir Sarıkamışlı oluveriyorsunuz…

Bir kenti tanımanın çok farklı yolları vardır. Aslında çok özel önerilerde bulunmaya da gerek yoktur; herkes kendine göre yöntemler bulur. Özellikle küçük kasabaları anlamak için farklı zamanlarda ve ansızın sokakların içlerine dalmalısınız. Örneğin sabahın erkeninde. Daha kimseler uyanmamışken. Kasabayı nedeyse çırılçıplak yakalarsınız. Bir çeşit sabah çıplaklığı. Evlerde uyanmalar başlayıp sokaklar adım atıldıkça, kasaba insanla dolmaya başlar. O zaman da küçük çay ocaklarında bulursunuz çıplaklığı. Bu kez karşılaştığınız insan çıplaklığıdır. İşe giderken uğranılıveren bir çay içimlik zamanda iki cümle ile açık edilen anlık haller. Dertler, sorunlar. Bir gün önceden kalan, bugüne aktarılan…Yarın da devam edecek olan.

KitapEki
KitapEki

Gün ilerleyip de ortalık kalabalıklaşınca,  gördüğünüz yerleri daha iyi tanıdığınızı düşünürüz. Çünkü gün başlarken en az iki kere çıplak görmüşsünüz; hatlarını bilmektesinizdir.

Hangi yolla, hangi yöntemle şehri anlamaya ve kendinizle bir köprü kuramaya çalışırsanız çalışın, yaşanmışlığın yerini hiçbir şey almaz. Bir günlük, iki günlük dokunuşlar, romantik benzetmeler. Benim yaptığım gibi “çıplak görmek” filan hepsi “havadır.” Aslolan orada nefes alıp vermek, çalışmak, yorulmak, paylaşmak, acısını, derdini çekmiş olmak… Kısacası ekmeğinden ve suyundan bir parça olmak!

Herkesin Sarıkamış’ı

Coşkun Karabulut, doğduğu, kendi olduğu ilçesini anlatmış. Okudukça, tam da belirtmiş olduğumuz yaşanmışlık içinde yazdığını görüyoruz.  Öylesine kişisel ve özel olmasına karşın, sanki bizim Sarıkamış oluvermiş o kasaba. Bir yanıyla anılar, bir yanıyla sözlü tarih, yerel tarih belgesi. Sonra, bir yanıyla değil tüm yanıyla samimiyet kitabı.

Coşkun Karabulut zaten tam anlamıyla bir nüktedan üstadımız. Bunu özellikle “Pılı Pırtı Şiirler” adını verdiği kitabındaki şiirlerinden biliyoruz. Hangi şair şiirine “pılı pırtı” der ki? Benzer nüktedanlık, Sarıkamış kitabında da yer bulmuş. Göstere göstere değil, alttan alta, tam bir “Doğu bilgeliği” içinde, belli etmeden, ince ayar bir nüktedanlık hali. Şimdi bu satırları okusa “Valla ben yapmadım, haberim yoktu” diyeceğini de adım gibi biliyorum. Ama hepsi tatlı anılar olmayan bir yaşam deneyinde,  acısını ve burukluğunu bile sevgiyle anımsamak, sevgiyle yazmak başka bir erdem. Şikâyetsiz ve acındırmasız… Bir yanıyla da iddiasız; şöyle ki, kitabın başlığı olan “Sarıkamış” yanında, üst başlık “70’li Yıllardan Bende Kalan” olarak belirlenmiş.

Kitabına “başlarken…” diye başlayıp, sonra aklına yeni gelmiş gibi yeni bir başlıkla devam etmiş; “Bir de şu” Bu ikili girişteki iki metin, görsel bir etki, sinema etkisi yapıyor ve kitap hakkında ilk elden bilgi veriyor. Panoramik bir sunuş etkisiyle okuru kitaba hazırlıyor. Devamında tamamen konuşma/ anlatma havası içinde süren kitap, geçmişi öyle bir gerçekliğe döndürüyor ki, eliniz bir bardak çay arıyor okurken! Hem içten bir söyleşide duyulan çay isteği, hem de yazarın keyifle ve iştahla anlattığı, çocukluğunun çaycılık, kahve garsonluğu günlerinden dolayı…

Bir yanıyla belgesel tadında olan bu kitabı okuyunca, başka bir Sarıkamış algısına sahip oluyorsunuz. Elbette Sarıkamış’ta yaşanan ve başrolde Enver Paşa’nın olduğu büyük trajediyi unutmak olanaksız. O coğrafyada, o büyük trajedinin yanında, bir de çocukluğu ve ilk gençliği çay tepsisi taşıyarak geçmiş bir çocuk var.

Dijital baskı ile basımı yapılan kitapta ne yazık ki o güzel fotoğrafların nostaljisi biraz eksik kalmış. Kitabın değerinden hiçbir şey götürmese de, bir sonraki basımda yazım yanlışlarını da düzeltileceği sözünü Coşkun üstadımdan almış bulunuyorum.

Bu küçük kusurlar, kitabı okurken kesinlikle rahatsız etmiyor. Hani çocukluğumuzda güzel bir şekerlemeyi yerken, azaldığını gördükçe, bitiyor diye kaygılanırdık ya, kitap da öyle. Okurken, eyvah bitiyor diye üzülüyor insan. Kısacası, şekerleme tadında bir güzel kitap hazırlamış Coşkun Karabulut. Kendi anılarına sizi öyle ortak ediyor ki, sadece okumuş olmakla kalmıyor, o insanları tanımış, o hayatı yaşamış eski bir Sarıkamışlı oluveriyorsunuz…

  • 70’li Yıllardan Bende Kalan Sarıkamış
  • Yazar: Coşkun Karabulut
  • Türü: Anı
  • Baskı Yılı: Ocak 2017
  • Sayfa Sayısı: 81 Sayfa
  • Yayınevi: Cinius Yayınları

 

Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

1 Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *