Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Devrimin Sanatı: SANATIN İKTİDARI

0

Ali Artun ülkemizde önemli bir açığı kapatacağı kesin olan titizlikle hazırlanmış özgün yapıtında, sadece avangard sanatın iktidarını anlatmıyor; Çarlık Rusya’sında müzelerin ortaya çıkışını ve modernleşme sürecini de anlatıyor.

Ali Artun ‘Sanatın İktidarı’ kitabında, 1917 Rus Devrimi öncesinde ve hemen sonrasında uygulanan sanat politikalarını, döneme damgasını vuran sanat akımları çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Sanatın iktidarı, hem sanatçılar tarafından sanatın yönetiminin ele geçirilmesini, hem de sanatın toplumsal hayatın yeniden kurulmasındaki rolünü ifade ediyor. Kitap, 1917 Devrimi’ne gelen süreçte toplumsal dinamiklerin birbirini nasıl yönlendirdiğini; sanatın yaratıcı gücünün, yeni olanın algılanıp benimsenmesinde ne denli önemli bir etkiye sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor.

KitapEki
KitapEki

1917 Devrimi sonrasında sanatın yönetimi Devrim Hükümeti tarafından avangard sanatçılara bırakılır. Devrimi izleyen yaklaşık beş yıllık dönem, ‘’gerek müzecilik tarihinin gerek bütün sanat tarihinin en istisnai deneyimini’’ içerir. Sanatın iktidarı ile birlikte avangard sanatçıları zor bir dönem beklemektedir. Çünkü tarihte ilk kez sanatın iktidarını ele geçiren sanatçılar, devralınan düzenin başına geçmeyi değil, reddettikleri iki yüz yıllık Rus modernleşmesinin kurumlarını yıkmayı amaçlamaktadır. Onlar zaten bu yüzden “avangard”dırlar.

Ali Artun ülkemizde önemli bir açığı kapatacağı kesin olan titizlikle hazırlanmış özgün yapıtında, sadece avangard sanatın iktidarını anlatmıyor; Çarlık Rusya’sında müzelerin ortaya çıkışını ve modernleşme sürecini de anlatıyor. Örneğin “dünyanın ilk amacına uygun müzesi olarak bilinen” ve katedraller karşısında “sekülerleşmenin ilk anıtı” olarak anılan Kunstkamera da bu anlatımda yerini alıyor. Kitapta, müzeciliğin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkan ve modernleşmeyi örgütleyen ana unsurlardan birisi olan Malikane Müzeleri önemli bir yere sahip. Malikane Müzeleri’nde oluşan sanat grupları, zamanla özerkleşme hareketinin katkısı ile avangard sanatın önünü açacak akımlara dönüşecektir.

Bu gelişmelerle ortaya çıkan Rus avangard sanatı, devrim sonrası sanatın koşullarını hazırlamak üzere, var olan bütün sanat kurumlarını yok sayıp, sanatın siyasete dönüşmesini savunarak insanın ve bütün hayatın yenilenmesini hedefleyecektir. Yeni estetiğin bu yaratıcılarına göre toplumu dönüştürme gücü ancak sanatın iktidarı ile mümkün olacaktır.

Rus avangard sanatının iki temel akımı ‘süprematizm’ ile ‘konstrüktivizm’in kurucuları, Kazimir Maleviç ve Vladimir Tatlin’dir. İkisi de Picasso ve Cezanne aracılığıyla ‘’kübizme yakınlaşarak onu fütürizm ile birleştirip devrimcileştirecektir’’. ‘’Doğanın formları tarafından köleleştirilmiş sanat, kendi dillerine kavuşmak için özgürleştirilmeyi’’ beklemektedir. Böylece bilincin özgürleşmesiyle hayata yeni bir form verilecektir. Ali Artun çalışmasında, Maleviç ve Tatlin’in kurucusu oldukları akımların niteliğine ilişkin ayrıntılı bilgiler sunarken, öncülere ait yapıtlar da kitaba doyurucu bir katkı sağlıyor.

Devrimle birlikte eğitim, sanat ve kültür işleriyle görevlendirilen Anatoli Lunaçarski’nin sanatın özerkliğine olan bağlılığı, sanatın avangard hareketlere emanet edilmesinde büyük rol oynar. Lunaçarski’ye göre realistler, devrimden hemen sonra devrimin kazanımlarına karşı kayıtsız hatta düşmanca bir tavır almışlardı. Oysa avangard sanatçılar devrime hareketli bir tepki vermişler ve devrimle organik bir bağ kurmuşlardı. Yazar Ali Artun kitabında, avangard sanatçıların devrimle olan bağlarının “proletarya ile olan ortak kolektif doğalarından” kaynaklandığını belirtir. Bu bağ kendi akımlarının da proletaryanın ürettiği her şey gibi “kolektivist” olmasıdır.

Avangard, kendilerinden öncekilerin sanat diye sunduğu modernizm akımı ve müze kurumunun, sanatı hayattan yalıttıkları için parçalanması gerektiğini düşünüyordu. Bu doğrultuda “Çarlık Saray’ına bağlı akademi ve müzelerin sanat üzerindeki otoritesini kırdılar, akademi ve müzeyi avangard deneylerin atölyesine dönüştürdüler”. Devrimle birlikte avangard birikim, Çarlık koleksiyonlarının korunmasına karşı çıkıyordu; onlara göre ‘’hayat ne yaptığını bilir; eğer tahrip etmek istiyorsa müdahale edilmemelidir. Çünkü tahrip sürecini durdurarak, içimizde doğan yeni hayat düşüncesinin yolunu kapatırız’’.

Bu düşüncelerle sanatın iktidarını elinde tutan avangard nasıl bir yol izleyecekti? Kısa sürede başka neler yapabilecekti? Sonrasında ise “sanatın iktidarı” ellerinden nasıl alınacaktı? Bütün bunları Ali Artun’un titiz çalışmasında beğeniyle okuyacaksınız.

  • Sanatın İktidarı
  • Yazar: Ali Artun
  • Türü: Sanat/Hayat
  • Baskı Yılı: 2. baskı – Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı: 194 Sayfa
  • Yayınevi: İletişim Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *