Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Dilin Ritmini Yaşamak

0

Doğan Aksan; “Kitapların Karşısında” yazısında, okumanın önemine, gücüne inanan bir bilim insanı olarak sadece okur olmanın/okur kalmanın korunaklı, konforlu dünyasında yaşamanın hayattan kopukluğu getirebileceği uyarısıyla, hayatın çok yönlü yapısına dikkat çeken bir aydındır.

Sıhhiye köprüsünün altında indim. Yağmura aldırmadan, vızır vızır akan trafikte hızla caddeyi geçtim. Bu dersi kaçırırsam öğrencilik hayatım eksik, bozuk, anlaşılmaz kalacakmış gibi hissediyordum. Herkesin anlata anlata bitiremediği Doğan Hoca’nın dersini alıyorum. Nizamiyeden orta bahçeye, oradan koşar adım amfiye girdim. Bakışlar kısa bir an kapıya yöneldi. Doğan Hoca, kürsüde, “Türk Edebiyatında Söz ve Anlam sanatları” dersine giriş yapıyordu. Yavaşça boş bir sıraya süzüldüm. Koca amfide çıt çıkmıyor, tüm ilgi kürsüde. Uzun boylu, zarif bir hoca tane tane konuşuyor; “Dil nedir, dil bilgisi nedir?” Her sorusuna hızla birkaç cevap topluyor, öğrencilerini derse katmaya çalışıyor. Sonra kendisi anlatıyor, tahtaya başlıkları yazıyor: “Dilbilimi; söz dizimi (sentaks), anlamsal ağ (semantaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçim bilimi (morfoloji) ve edimbilimi gibi çeşitli açılardan dili inceler. Dilin yapısal, anlamsal ve bildirimsel çıkış bağlamını temel alır, sözcüklerin gönderimlerini ve iletişimde dilin gücünü inceleme konusu edinir.” Hepimiz suspusuz. Belli ki tek anlamayan ben değilim. Hoca çok güzel, akıcı, ilgi çekici bir anlatıma sahip, ancak dediklerini anladığımdan emin değilim.

KitapEki
KitapEki

Hocamız, “Biz bu derste, bu temel üzre, Türkçenin söz ve anlam sanatlarını, Türkçenin zenginliklerini göreceğiz. Bildiğiniz bir söz sanatı örneğini kim verebilir, neler söyleyebilirsiniz?” diyor. Ne söyleyebilirim ki, kafam karmakarışık, zorlandığımı hissediyorum. Hoca çok canlı anlatıyor, adeta ağzına baktırıyor ama duyduğum kelimeler bende yolunu, bir yerden sonra kaybediyor.

Ders bittiğinde aklımda kalan, dersin hayli zor olduğuydu. Defterimdeyse konu başlığından başka not yoktu. Dilin biliminden, tarihinden tek anladığım, hayatın, bilincin dil gelişimini zorunlu kılması gibi bir şey. Gece hocanın kürsüdeki duruşu, sesi, kelimeleri seçişi, akıcı konuşma tarzı, konusuna, kürsüye hâkimiyeti, beden dilinin uyumu gözümün önünden gitmedi. Anlattıklarının çoğunu anlamamıştım ama dert etmiyordum da.  Nasıl olsa ilk dersti.

Günler geçtikçe ön sıralara kaydım. Anlatışındaki yumuşaklık, her soruya verdiği arı duru yanıtlar… Hayatın ve dilin efendisiydi. Nezaket, saygı, alçakgönüllülük desturuyla yoğrulmuş bir bilge. Bunu nasıl yapıyordu bilmiyorum, kalabalığın parçası olarak girdiğimiz kapıdan, diline, Türkçesine âşık özel gençler olarak çıkıyorduk.

Çocukken hep sorarlar, ne olmak istiyorsun diye. Bende de lise yıllarında bu soru ciddiyet kazandı. Hayatımın dönüm noktasıdır, DTCF; Ankara Türkoloji. İnanamamış, gerçek olup olmadığını kaç kere kontrol etmiştim.

Sonra yıllar geçti, başka birçok ders aldım Doğan Hoca’dan. Dil insanın düşünce evidir. Anadili insanın fonetik kalbidir. Bunu anlamam ne kadar uzun sürdü. Türkçeyi, dil yurdumu bildikçe, öğrendikçe daha çok seviyordum.

Doğan Aksan Hoca’nın oluşturduğu bu coşkuyla ders dışı, hayatın içinden sohbetlerini de ister/özler oldum. Bir akşam yemeği düşledim mesela… Edebiyattan, müzikten, mimariden, şehirlerden, ilişkilerden, insan ömründen bahsedebileceğimiz, şiirlerle koyulaşan bir sohbet. Yeri, zamanı olmayan bu hayal zamanla yaşanmış anı kadar belleğimde yer etti. Ben sözcüklerin tadını seviyordum, Doğan Hoca tarihini, matematiğini, müziğini biliyordu. Dil ile dilin olanaklarını yoklamadan, var olanın sınırlarını aşmak, kürsü dışından konuşmak, dilin teknik bilgisinden daha çekiciydi benim için. Bu yüzden beynimin anlamamakta direndiği onca şeyi ders zamanlarına bırakıp, hayatı konuşmak isterdim onunla. Sadece denizi değil, hem mahi, hem derya olmayı istemek gibi bir şey… Dalgıç giysilerini tanımak, suyun basınç kuvvetini öğrenmek ama balıklardan, mercanlardan, batıkların içinde kurulmuş bambaşka dünyalardan da bakabilme merakı diyelim. Işığın kırılma eğilimine kadar bilgisi olan birinin suyun müziğini bilmemesi düşünülemez. Tüm bunları benimle konuşsun isterdim. İnsanı ve sanatı, iç içe, acısıyla, hüznüyle, umuduyla, coşkusuyla…

Her insan kendisinin başlangıcı ve sonudur. Ortası hayata kattıkları, yapıtları, yapamadıklarıdır. Doğan Hoca ömrüne her biri Türkçe dilbilimin yetkin araştırma örnekleri olan onlarca akademik eser, çalışmanın yanısıra tam da benim özlemini çektiğim sohbet tadında eserler sığdırmıştır. Şimdi elimde tuttuğum “Yaşayınca”, yaşamı, anıları, duyguları, düşünceleri, izlenimleri paylaştığı bir anlatı, deneme yazıları kitabı. Hocamız bu kitabında, sismograf gibi zamanı, hayatın iç sarsıntılarını, dilin ritmini ve elbette insanı içerden kaydetmiş.

Doğan Aksan Hocam; “Kitapların Karşısında” yazısında, okumanın önemine, gücüne inanan bir bilim insanı olarak sadece okur olmanın/okur kalmanın korunaklı, konforlu dünyasında yaşamanın hayattan kopukluğu getirebileceği uyarısıyla, hayatın çok yönlü yapısına dikkat çeken bir aydındır. Dilbilgisi ve cüppenin ayrıcalıklı dünyasında kalmayan bir dil ustası, bir entelektüel. Yaşayınca; görüyoruz ki, her cümlesinde kendisi vardır. Yazdığı her bir kelime diğerlerince doğallıkla buyur ediliyor, çatışma yok, öfke yok… Okuyucu ile arasında –beni hiç şaşırtmayan– tüm canlılığı ile kolaycacık kuruverdiği, kucağınızda bir kedi huzuru, sohbet tadında bir duygu, düşünce ve ruh alışverişi oluşuvermiş.

Hayata ve dilimize sinen bayağılıktan, kasvetten açılmak isteyenlere tavsiye ederim. Doğan Aksan Hocamızın çoğu kitabını bir kültür taşıyıcısı sorumluluğuyla basan, okurlara ulaşmasını sağlayan Bilgi Yayınevi’ne de öğrencisi ve okuru olarak mahsus şükranlarımı sunuyorum.

 

  • Yaşayınca
  • Yazar: Doğan Aksan
  • Türü: Deneme
  • Baskı Yılı: 2006
  • Sayfa Sayısı: 160 Sayfa
  • Yayınevi: Bilgi Yayınevi

 

Latest posts by Kezban Atakoğlu (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *