Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Doğan Ergün; “Edebiyat temeldir, kurucudur. O olmadan olmaz!”

0

Çocuklarımız çağdışı görüşlerin, cehaletin, bencilliğin, betonun, sevgisizliğin kuşatması altında. Bu nedenle, daha çok nitelikli çocuk yayınına ihtiyacımız var. Köstebek bu misyonla hareket ediyor, edecek.

Köstebek Yayınevi, yayın dünyasına ilk adımını attı. Çocuk Edebiyatı kategorisinde faaliyet yürütecek olan yayınevinin koordinatörü Doğan Ergün’le “Yetişkinlerin Dünyasında Çocuk Olmak” başlığını konuştuk.

KitapEki
KitapEki

Doğan Ergün, içtenlikle verdiği cevaplarda atmış oldukları ilk adımın devamında ne gibi amaçları olduğunu aktardı.

  • Öncelikle Köstebek, henüz çok yeni bir yayınevi. Neden böyle bir yayınevi kurma ihtiyacı duydunuz? Köstebek sizce nasıl bir boşluğu dolduruyor? 

İlk kitaplarımızı içeren Köstebek’le Öğreniyorum seti geçen ay yayımlandı. Evet, Köstebek henüz çok küçük. 

Köstebek’in yola çıkarken tek bir hedefi bulunuyor. Eğitim ve çocuk gelişimi alanında geriye gidişe meydan okumak; aydın, yaratıcı, sorgulayan ve sorumluluk sahibi bir neslin yetişmesine katkıda bulunmak. 

Bizimle benzer hedeflere sahip çok sayıda insan, kurum, yayınevi olduğunu biliyoruz. Bu açıdan “bir boşluk var ve orayı biz dolduracağız” şeklinde uç bir iddiaya sahip değiliz. Çocuklarımız çağdışı görüşlerin, cehaletin, bencilliğin, betonun, sevgisizliğin kuşatması altında. Bu nedenle, daha çok nitelikli çocuk yayınına ihtiyacımız var. Köstebek bu misyonla hareket ediyor, edecek.

  • Yayımladığınız ilk kitaplar daha çok çocukların temel eğitimine katkı sunacak bir nitelikte. Sayılar, şekiller ve renklerle ilgili konuları tercih etmişsiniz. Bunu tercih etmenizin nedeni nedir?

İlk kitaplarımızda çocuklara sayıları, renkleri ve şekilleri anlatıyoruz. Köstebek’in bütün yaş gruplarından çocuklarla tanışmasını istiyoruz. öylece bir çocuğun gelişimi boyunca onunla ilerleyebilecek, ona bir şeyler katabilecek ve ondan öğrenebileceğiz. Farklı yaş gruplarına hitap eden farklı set ve kitaplarımız da yakında kitapçılardaki yerlerini alacak.

  • Aynı zamanda yayınevinize de ismini veren köstebek karakterini yarattınız. Çocuk kitaplarında sizce bu tip karakterlerin tercih edilmesinin ne gibi bir nedeni var?

Yayınevimizin hedeflerinden biri çocukları doğayla yakınlaştırmak. Doğayla ilişki, çocukları hem duygusal hem de pratik yönden geliştiriyor. Köstebek karakteri öncelikle bu açıdan değerli. Öte yandan, çocuklar için ilgi çekici, eğlenceli karakterlerin öğretimi de kolaylaştırdığını biliyoruz. Bizim Köstebek şekilden şekile giren, gözleri biraz bozuk, biraz sakar, biraz şaşkın, biraz hayalci, çocukla birlikte öğrenen daha da öğrenecek olan bir karakter. Köstebek’i seviyoruz umarım çocuklar da sevecek…

  • Çocuklara yönelik hazırlanan birçok kitapta ya da masalda oldukça cinsiyetçi bir dil kullanılıyor. Size göre çocuk kitaplarında bu tip bir meseleye nasıl bir hassasiyet geliştirmek gerekir?

Cinsiyetçi dil daha bebeğimizi uyuturken ezberden okuduğumuz masallarda başlıyor. Cinsiyetçilik kitaplarla da devam ediyor, çizgi filmlerle de… Çocuk kitapları çocukların kavramlarla ilk tanıştığı, doğru-yanlış ve iyi-kötü yargılarını öğrendiği, hayatının geri kalanında çevresindekilerle kuracağı ilişkilerin temellerini atan araçlar. Bu bakımdan cinsiyetçilik meselesindeki hassasiyetin elbette büyük önemi var. 

Köstebek Yayınevi olarak cinsiyetçilik, çocuk gelişimi ve psikolojisini etkileyecek başka konular için İNDA’dan danışmanlık alıyoruz. 

Yalnız cinsiyetçilik de değil çocuk yayınlarında şiddet unsuru öne çıkıyor, zenginlik-ihtişam kutsanıyor yoksulluk aşağılanıyor, aşırı tüketim özendiriliyor. Tüm bu konularda büyük bir hassasiyet gerekiyor.

  • Son yıllarda teknolojinin gelişmesi, kentsel dönüşümler, siyasi gerilimlerin, terör saldırılarının ya da tacizlerin artması ile çocuklar için çok az güvenli alan kaldı. Oyun alanlarının daralmasıyla çocuklar neredeyse balkonlara ya da tabletlere hapsoldu, diyebiliriz. Özellikle kent merkezlerinde yaşayan çocukların oyun oynayabilecekleri ya da hayvanlarla tanışabilecekleri doğal ortamlar neredeyse tamamen tükendi. Sizce bunun edebiyata yansıması nasıl oluyor?

Geçen gün Ankara’da bir reklamla karşılaştım. Bir AVM, baba-oğul kampı düzenliyormuş ama AVM’nin içinde ve terasında… Terastaki granit taşın üzerine de bir kamp ateşi konduruvermişler!

Mesele gerçekten büyük. bir ebeveyn olarak söylüyorum, bırakın hayvanlarla tanışmayı, park bulmak dahi ciddi problem.

Mesele tabii ki çağın getirdikleriyle filan açıklanamaz. Bu bir politika… Geçenlerde eski bir çizgi filme denk geldim. Disney, çocuklara AVM’yi sevdirmek için özel çizgi dizi yapmış.

Ebeveynlerin çocukları dışarı çıkaramaz olduğu, doğayla buluşmanın neredeyse imkansız hale geldiği, aksi yönde çaba sarf etmedikçe de, evet, çocuklarımızı dar alanlara veya tabletlere, bilgisayarlara ve televizyonlara hapsettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. 

Köstebek’in derdi işte tam bu meselenin üzerine gitmek. Köstebek’le Öğreniyorum’da bu işe kısmen başladık. Bu yaz ilk kitaplarını yayınlayacağımız “Kahraman Doğa” serisinin ise neredeyse tek konusu bu.

  • Çocuk kitapları hazırlanırken, yani yayın sürecinde hayatımızı önemli ölçüde değiştiren birçok toplumsal olay ve kırılma yaşanıyor. Bunların yayın sürecine ve politikasına ne gibi etkileri oluyor?

Olmaz olur mu… Çocuk kitaplarının kronolojik bir değerlendirmesi aynı zamanda bir sosyo-politik bir gündem taraması anlamına gelebilir. Dahası, dünyadaki ve ülkedeki toplumsal gelişmeler ebeveynlerin ve çocukların ilgi alanlarını ve yönelimlerini belirliyor. Bu illa olumlu olmak zorunda değil, belki de bazen akıntıya kürek çekmek gerekiyor. Ama sonuç olarak bir etkisi elbette var. Örneğin, şu anda çok belirleyici bir gündem olan “mültecilik” meselesi. Bunların her yönden yaratacağı komplikasyonlar… Bu mevzudan çıkacak davranış biçimleri, eğitimi gerektiren yeni sorunsallar… Bütün bunlar çocuk kitaplarını da ilgilendiren mevzular oluyor.

  • Teknolojinin gelişmesiyle görsel sanatlara artan ilgi, okurları basılı yayınlardan biraz uzaklaştırdı. Bu yüzden basılı yayınlardaki popüler kültür ürünlerinde önemli bir artış oldu. Çocuk okurlar da bilgisayar oyunlarına epey ilgi duyuyor. Bu durumda çocuk edebiyatı alanında verilen ürünler sizce amacına ulaşıyor mu?

Çocukların dünyasında şu anda özellikle bilgisayarlar ve tabletler giderek artan bir yer kaplıyor. Bundan kaçış olabileceğini sanmıyorum. Burada ebeveyn ve çocuk için önemli olan sınır koyabilmek.

Edebiyat ise bunlardan etkilenmez. Edebiyat temeldir, kurucudur. O olmadan olmaz! 

Mesele, çocuk yayıncılığında basılı materyal ile görsel-işitsel medya ilişkisinin nasıl kurulacağı…  Basılı kitaplarla sanal ortam arasında sağlıklı bir etkileşim mümkün. Basılı kitabın, hele çocuk söz konusu olduğu zaman, hiçbir zaman tükenmeyeceği, gereksizleşmeyeceği açık ancak hem gelişim süreçlerinin desteklenmesi hem de sunduğu etkileşim olanakları nedeniyle kitapların sanal ortamla ilişkisi üzerine daha fazla çalışmak, yaratıcı örneklere açık olmak gerekiyor.

  • Peki, çocuk kitaplarının tasarımında, kitaplardaki çizimlerde ve görsellerde nelere dikkat ediyorsunuz? Çocukların kitaplarla etkileşim kurmalarında tasarımın büyük etkisi oluyor. Buradaki püf noktalar nelerdir?

Köstebek’le Öğreniyorum serisinde çizerimizle üzerinde çalıştığımız asıl mesele Türkiye’deki örneklerden biraz farklı bir görsel dünyayı yaratmaktı. Kısmen becerebildiğimizi düşünüyorum. Ama elbette Ufuk Atan’ın bu ilk çocuk kitabı denemesi ve biz de ilk defa çocuk yayıncılığı alanında deneyim yaşıyoruz. Farklı ve zengin bir görsel dünya için çalışmaya devam edeceğiz. 

Ayrıca, renklerin, çizimlerin, boyutların, kontrastların çocuğun gelişimi ve zihinsel dünyasıyla büyük ilgisi var. Bu konuyu eğitmen ve psikolog danışmanlarımızla birlikte ele alıyor, en doğru olanı bulmaya çalışıyoruz.

Çağla Üren

Çağla Üren

1994, Bakırköy doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Daha önce Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü'nde okudu. soL Gazetesi'nde ve Genç Gazete'de (gencgazete.org) görev aldı. Edebiyat eleştirisi dergisi Rozinant'ta, polisiye edebiyat dergisi 221B'de ve dizi kültürü dergisi Episode'de yazıyor.
Çağla Üren

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *