Efsunlu Bir Dilin Maharetli Yazarı

Kitap Eki Dergisi

Kitap,1970’lerin başlarında Siirt’ten göç edip İstanbul’a gelen bir ailenin 4 evde geçen hayatlarını anlatmaktadır. Yazar, “4 Hane 1 Teslim” ismiyle aslında kitabı hakkında bize ipuçları vermektedir.

Eyüp Aygün Tayşir 1979 yılında İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini ise Marmara Üniversitesi’nde Yönetim Bilimi alanında tamamladı. 2011-2012 yılları arasında ABD’de Boston Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Bu süreçte sivil kuruluşlarının yönetimi konusunda araştırmalar yürüttü ve yönetim dersleri verdi. 2014 yılında Yönetim ve Strateji alanında doçent unvanını aldı. Halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi alanında ikinci doktora eğitimini sürdürmektedir.

 
KitapEki
KitapEki
   

Kitap, 1970’lerin başlarında Siirt’ten göç edip İstanbul’a gelen bir ailenin 4 evde geçen hayatlarını anlatmaktadır. Yazar, “4 Hane 1 Teslim” ismiyle aslında kitabı hakkında bize ipuçları vermektedir. Bu isimle içerik nerdeyse bir bütün olarak birbirlerini tamamlarken, son kısım olan “Teslim” yerine “Sorgu” demesini tercih ederdim. Nedenini ilerleyen satırlarda okuyacaksınız.

Bu coğrafyanın hüznü her zaman sevincini bastırmayı bilmiştir. Bu Anadolu topraklarında hüzün yıllar boyu devam ederken, bir toplumun yaşantısını, bireylerin birbirlerine ve zamana karşı direnmelerini hep tahakküm altına almıştır. Yazar bu kitabıyla; bir ailenin hüznünü ele alırken, bu aile hüznüne paralel olan toplum hüznünü de unutmuyor, irdeliyor, deşiyor ve dile getiriyor.

Her şey Teneke Mahallesi’nde yaşayan Nalân’ın gazeteye verdiği bir ilanla başlıyor. Nalân dul bir kadın, annesi Muhlise Hanım babası Raşit Bey ve kardeşi Kemal ile beraber aynı evde yaşamaktadır. Gazeteye evlilik ilanı vermesiyle baba tarafından zengin olan ve uzun süre Almanya’da yaşayan dul Baki ile tanışır ve kısa bir süre sonra hayatlarını birleştirirler. İlk zamanlar gayet mutlu mesut yaşamış olsalar da sonraları ikisinin karşılıklı suçlamaları ve kavgalarıyla hayatları cehenneme döner adeta. Nalân’ın ailesi dindar, muhafazakâr, mütedeyyin bir aile iken Baki’nin ailesi Avrupai, sorgulayıcı, inanç konusunda sıkıntılı bir ailedir. Muhlise hanım evin reisi konumundayken baba Raşit her zaman geri durmayı yeğleyip ve bu şekilde hayatına devam ederken ailesine ve sonradan doğacak torununa karşı hep mesafeli davranır ve kötü insan rolünü üstlenir.

Ailede kavga, yoksulluk, açlık hiç bitmez. Nalân her ne kadar evlenmiş olsa da sürekli kavgalı olduğu Baki’yle ne zaman şiddetli bir tartışmaya girişse çok geçmeden soluğu baba evinde alır. İlk başlarda yalnızdır bu gidişler. Zamanla dünyaya gelen çocukları Sabri ile beraber kısa bir süreliğine de olsa araları düzelir ama çok geçmeden tekrar başlar bu kavgalar. Bu kavgalar ve zamanın konut ve yapılanma politikaları aileyi evden eve sürükler ve her evde kötü anılar biriktirir aile. Baki ailesine karşı sorumsuz davranışlar sergilerken, Sabri ve Nalân’a karşı hep mesafeli davranır, aileyi birkaç kere birleştirmeyi denese de başaramaz., Almanya’dan kovuluşunun, baba tarafından sevilmemesinin bedelini de ailesine ödetmeye çoktan razı olan bir kötü insan rolünü bilerek üstlenir ve zamanla o da bir süre yaşantısında uzak olan dine yönelir ve yeni bir kadınla hayatını sürdürür.

Daha küçük bir çocukken annesinin ve babasının kavgalarına şahit olurken iki sığınacak limanı vardır Sabri’nin; 1- Arap kültürüne sıkı sıkı sıkı bağlı olan, Siirt şivesiyle konuşan Ana annesi dindar Muhlise hanım, 2- Hayatında – sonrasında özellikle- önemli rol alacak kitaplar. Öyle ki son bölüm olan “Teslim” de büyük usta Gabriel Garcia Marquez ile sıkı, sorgu dolu bir hayali tartışmada bulur kendini. Bu bölümde teslimiyetin sebepleri; inanca, insana, topluma, varoluşluğa ve siyasette dair kendine sorduğu sorulardır. Bu sorular ağır bir “İç Sorgu” un dışa vurumudur. Sabri kendini hiçbir siyasi gruba, inanca, ideolojiye ait hissetmez ve bunlar hakkında derin şüpheleri vardır. Bu şüphelerini ve korkularını da şu satırlarda dille getirir: “ Sadece liderlerden, generallerden, siyasetçilerden, peygamberlerden, adamlarından değil, yoksulluğu bitirmeye çalışanlardan, gelecek kuşakların yaşam hakkı adına söz söyleyebilenlerden, resmi bırakıp matematik çalışmayı öğütleyenlerden, hata yaptığımızı söyleyenlerden, sağlıklı yaşayamadığımı için bize ne tonda olursa olsun nasihat edenlerden, sokak hayvanlarını evimize almadığımız için bizi kınayanlardan korkuyorum (s.390)”.

Sabri aslında ailesinin tam tersi sorgulayıcı bir kimliğe sahiptir. Yıllarca baba tarafından maruz kaldığı şiddet, ailenin yoksulluğu, Ana annesi Muhlise hanımın ve annesi Nalan’ın hurafelere inanıp geleneğe bağlılıkları, okuduğu okul ve haşır neşir olduğu kitaplar bu kimliğin üzerinde etkileyici rol üstlenir. Bu sorgulayıcı kimlik en çokta inanç üzerinedir ve sonunda kendisini Marquez’in söylediği “Katolik ateist” sözüne yakın “Sünni Ateist” diye tanımlar. İnanç konusunda gel-gitleri olan Sabri inanç konusunda bir sürü insanı da temsil etmektedir kanımca hem de bir çocuk kimliğiyle.

Hasan Ali Toptaş’ın bir söyleşisinde söylediği “…Dil edebiyatın merkezidir.” sözü bana kitabı sevdiren etkenlerin başıdır. Yazarın kullandığı dil, uzun ve ayrıntılı cümleler, kitabında kaliteli edebi dilin hakkını –metni boğmadan, okuyucu zorlamadan, sıkmadan– vermeyi başarmıştır. Ayrıca karakterlerine biçtiği rollerle bu toplumun geleneğini çok iyi temsil etmiştir. Edebiyatta çok çeşitlilik –karakter babında– bu tür konulara sahip kitaplar için vazgeçilmezdir.

Adalet Çavdar’ın kısmen katıldığım şu sözleriyle yazıyı bitirelim. “ 1979 doğumlu olan Eyüp Eygün Tayşir’in yaşıtları ve günümüz edebiyatı içerisindeki yeni dilli benimsemek yerine klasik bir üslupla yazdığı roman okuyucuyu da oldukça şaşırtıyor(R.K)”.

  • 4 Hane 1 Teslim
  • Yazar: Eyüp Aygün Tayşir
  • Türü: Roman
  • Sayfa sayısı: 404 Sayfa
  • Baskı Yılı: 1.Baskı Temmuz 2016
  • Yayınevi: İletişim Yayınları

 

Doğan Yalçın

Latest posts by Doğan Yalçın (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Doğan Yalçın

1994 yılında Muş’ta doğdu. Iğdır Haydar Aliyev Fen lisesinden mezun oldu. Halen Afyon Kocatepe Üniversitesinde Biyomedikal üçüncü sınıf öğrencisi. Doğan Yalçın kendisini şöyle anlatıyor; En büyük zaafım çok hayal kurmamdır diye düşünüyorum. Hem de imkansız türlerden. Bazen; ”oğlum bir mühendis için bu hayaller biraz saçma değil mi?” diye sorduğum oluyor. Bazen de ‘’Edebiyata ve kitaba bu kadar önem ve zaman verdiğinden okulu bittiremeyeceksin’’ der durur şeytani tarafım. Nerden bilsin hayallerle yaşadığımı, hayallerimin de edebiyat ve kitapla yaşadığını. En sancılı, sıkıntılı, yokluk zamanlarımda en büyük kahramanım hayallerimden kendime biçtiğim rollerdi. Belki de bu da hayal kurmanın zaaf olduğunu sanmamın zaaflığıdır. Kim bilir…

Read Previous

Mapushane’ye Sığmaz Necmiye Alpay’ın Kitapları

Read Next

Bento’nun Eskiz Defteri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *