Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Ekonomi; kölelere zincirini sevdirme ilmi

0

Rahatlıkla diyebiliyorum ki, yaz tatilinde bile okunabilecek ‘’keyifli’’ bir ekonomi kitabı; Ekonominin Kısa Tarihi

Böyle özcü ve indirgemeci yaklaşımları ve başlıkları pek sevmem. Bazen bu durum kaçınılmaz oluyor. Aynen, ‘’Ekonominin Kısa Tarihi’’ adlı (Niall Kishtainny, çev. Abdullah Yılmaz) o kitabı okuduktan sonrasında olduğu gibi…

KitapEki
KitapEki

Doksanlı yılların başıydı. İlk avukatlık yazıhanemiz olan, bizden önce Banker Kastelli’nin kullandığı 4. Vakıf Han’daki işyerimizden Beyoğlu’na taşındık. 4. Vakıf Han Sirkeci’de. Yeni yerimiz ise İstiklal Caddesi’nde, Asmalımescit Sokak’ta. O yıllar, Galatasaray’dan Tünel’e doğru olan bölüm pek revaçta değil. Geceleri oldum olası tekinsiz bir bölge. Hele bizim Asmamalımescit Sokak! Zorlu savunmaları hazırlamak uzun sürdüğünde, iş yerinden çıkışımız gecikince, önümüzü ardımızı kollayarak İstiklal Caddesi’ne veya Tepebaşı’na çıkıyoruz.

Sonra birden bir değişim yaşandı. Bizim Cuma akşamları iki el okey oynadığımız kahvelerin yerini hipster mekânlar aldı. Bizler borsa simsarları gibi parayı koklayamadığımız için, okey masasındakiler olarak, birleşip alabileceğimiz ucuzluktaki binaları birileri satın aldı. O binaların satılacağı söylentileri kulağımıza geldiğinde, bizim derdiğimiz olası rantlar değildi ne yazık ki! En fazla elimizde bir okey varken bir okey daha çekip çift okeyle oyun bitirmenin derdindeydik. Ufkumuz buydu yani. Sonuçta ne okey dışarı yapabildik ne de rantın kokusunu aldık. Bir de baktık ki, kahveler kapanmış. Okey oynadığımız ve o zaman sahibi olmamız işten bile değilken, kısa süre sonra o yerlerde açılan kafelerdeki adı zor söylenen çeşitli kahvelerin parası bile bize pahalı gelir olmuştu.

İşte yaşamımızdaki bu küçük hikâyenin ekonomi ilmi açısından incelikleriyle, Ekonominin Kısa Tarihi’nde bir kez daha yüzleşiyorum.

Sadece bu kadar değil. Yine o yıllarda, ismi acayip kafe ve kahvelerin artmasıyla, bankalar caddesindeki orta sınıf düzeyindeki çalışanlar da öğle yemeği arasında bizim caddeye çıkar olmuştu. Dış ticaret şirketleri ve özellikle bankacılar. Bu arkadaşların içinde bankacılar hemen farkedilirdi. Caddede yürürken bile işyerindeki hiyerarşiye göre dizilirlerdi. Önden arkaya doğru bir piramit görünümünde piyasa ederlerdi. Para işinde olmalarından gelen bir özel özgüvenleri vardı. Hiyerarşide arka sırada ve ceketleri ilikli olanların bile, ilikli ceketlerinden taşardı bu özgüven…

Sonra çok uluslu tekellerle bağlantılı şirketler açıldı bulunduğumuz bölgede. Önceleri çok tuhaf geldi bize; öğle arasında boyunlarında asılı birer kimlik kartı ile yemeğe çıkmalar… Sanki bazıları için boyunlarında asılı bu kimlik kartları birer şeref madalyası gibiydi. Ya da biz öyle düşündüklerini varsayıyorduk. Benim gibi köylü olan bir avukat komşum ‘’Bunlar böyle çanlarıyla dolaşmanın ne cakasını satıyorlar’’ deyiverdi. O zaman demedim ki, dünyanın egemen sistemi, kölelere zincirlerini sevdirmeyi bilir. Kulağımıza gelen bilgilere göre, boyunlarındaki o kimlikler olmadan kapılardan geçemezlermiş! Buna çok şaşırmıştık o zamanlar. Artık şimdiki zamanda şaşırmıyoruz. Çünkü, dünya hegemonyası bize her türlü parçalanmayı çok iyi öğretti. İşyerinde bile mekânsal parçalanma artık hikaye!

Bir de şu var; doksanlı yıllar bitip, 2001’de ekonomik kriz patladığında, bizim caddenin bankacılarında da gözle görünür bir değişim yaşandı. Öncelikle öğle yemeği arasında piyasa eden bankacı sayısında ciddi bir azalma oldu. İkinci olarak da, artık iyice kalabalıklaşan caddede, bankacıların özgüveni farkedilmeyecek derecelere inmiş gibiydi…

İşte, yaz sıcaklarında ekonomi ile ilgili bir kitap bu kişisel anıları anımsattı bana. Eski zamanlarda, tatilde okunacak ‘’hafif’’ kitaplar gibi nitelemelere hissedilir bir istihza ile yaklaştığımız olurdu. Şimdi artık, kitap okunsun da, nasıl nitelenirse nitelensin, aşamasına geldik. Bu yüzden rahatlıkla diyebiliyorum ki, yaz tatilinde bile okunabilecek ‘’keyifli’’ bir ekonomi kitabı; Ekonominin kısa tarihi.

Kitabın adındaki ‘kısa’ nitelemesi aslında bir özet oluşuna işaret ediyor. Bu özet derece öznel ve tatlı anlatımlı bir özet. Her özet özü itibariyle özneldir. Ama, bu kitaptaki öznellik olabildiği kadarıyla nesnel. Marks bölümleri de buna dâhil. Öyle ki, borsaya ilişkin anlatımlardan (s. 277) bu kurumların/binaların ne denli parlatılmış mekânlar olduğu harika bir açık yüreklilikle anlatılıyor.

Ekonominin tarihini okurken şunu görüyoruz; ekonominin ‘’kanunları’’ neredeyse, Resmi Gazete ’de her gün yayımlanan kanunlardan daha fazla. Bu kanunların temel yaklaşımı ise sistem içi bir açıklama/düzenleme/düzeltme niteliğine sahip olmaları. Birde şunu belirtmekte yarar var: Her bir teori/yeni teori sistem içi yeni bir yama niteliğine sahip. Sürekli olarak sorunlar/krizler yaşanılıyor ve teoriler/yamalar ortaya atılıyor. Yeni bir patlakta yeni bir yama! Bakalım lastik ne zaman patlayacak!

  • Ekonominin Kısa Tarihi
  • Yazar: Niall Kishtainy
  • Çeviri: Abdullah Yılmaz
  • Türü: Ekonomi
  • Baskı Yılı: Haziran 2018
  • Sayfa Sayısı: 279 Sayfa
  • Yayınevi: Alfa Yayıncılık
Sabri Kuşkonmaz

Sabri Kuşkonmaz

Hukukçu-Yazar/Şair.
Şiir, roman, anlatı, film öyküsü ve seçki olarak yayımlanmış on altı kitabı var.
Kısa Film ve belgesel çalışmaları yaptı. BESAM kuruluşunda görev aldı. Çağdaş Hukukçular Derneği’nde YK üyeliği yaptı. PEN Türkiye Merkezi YK üyeliği ve genel sekreterlik yaptı. Edebiyatçılar Derneği ve TYS üyesi.
Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Ü. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Beykent Üniversitesi’nde sinema-televizyon doktora programında öğrenci.
Otuz yıl avukatlık yaptı. Altı yıl Birgün Gazetesi'nde köşe yazarı olarak kültür sanat yazıları yazdı.
Sabri Kuşkonmaz

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *