Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Ertürk Akşun yanıtladı: “Kitap artık okunan değil, satın alınan bir metadır.”

0

Ertürk Akşun yanıtladı: “Nitelikli yayın için, basılan kitapların nitelikli olması değil, nitelikli okuyucunun çoğalması gerekmektedir.”

Döviz kurunun sürekli hareketlilik gösterdiği ve akıllardaki soru işaretlerinin arttığı bir ekonomik daralma ilekarşı karşıyayız.Bir ekonomik krizin içinde miyiz, yoksa kriz teğet geçilebilir mi; işsizlik oranları artar mı, satın alma gücümüz düşer mi?Bu gibi sorulara çeşitli cevaplar ve çoğu zaman da spekülasyonlar üretiyoruz. Son günlerde, ürünlere konulan ek vergiler de tedirginliğimizi oldukça artırdı.

Örneğin, geçtiğimiz gün, kağıda konulan ek vergi haberiyle, özellikle sosyal medyada, kitaplara ve onları alım gücümüze dair tartışmaya ve fikir üretmeye başladık. Bir ekonomik krizin; yayıncılık sektörünü, çalışanları, okurları ve yazarları doğrudan etkileyeceği de aşikar…

KitapEki
KitapEki

Bu nedenle bizler de Kitap Eki okurları için, merak edilen soruları muhataplarına, yani yayıncılık sektörünün önemli isimlerine ulaştırmaya karar verdik. Onlardan biri de Destek Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun oldu. Akşunile ekonominin durumu ve yayın dünyasının bu durumdan nasıl etkileneceği üzerine oldukça aydınlatıcıbir röportaj yaptık. İyi okumalar dileriz…

  • Öncelikle sorulabilecek belki de en klişe soru ile başlayalım. Sizce nereye gidiyor ülke ekonomisi?

Bu soru elbette benim boyumu aşan bir soru ama kendi çapımda bir cevap verecek olursam; pek iyiye gitmiyor. Üretime dayalı olmayan her ekonominin yaşadığı dönemsel krizlerden birisi de olabilir, daha köklü bir kriz de olabilir. Dünya para sisteminin çöküşünün konuşulduğu bu günlerde dışa bağımlı olan ülkelerin daha da zorlanacağı açık. Venezuella ekonomisi buna iyi bir örnek. İşin siyasal boyutu bir tarafa, ekonomik olarak, üretimi sadece petrole dayalı, tamamen dışa bağımlı bir ülkeydi Venezuella. Aslında bizim durumumuz da böyle. Buradan bakınca pek de güzel günler beklemiyor bizi…

“Ben en çok etkilenen sektörün yayıncılık olduğuna pek inanmıyorum.”

  • Gelmesi beklenen ekonomik krizin fazlaca etkileyeceği sektörlerden biri de yayıncılık. Peki, neden böyle?

Ben en çok etkilenen sektörün yayıncılık olduğuna pek inanmıyorum. Ekonomik krizlerde ilk etkilenen reklam sektörü olur. Daha sonra diğer sektörler etkilenmeye başlar. Kitap en ucuz eğlence aracıdır. 20 TL’ye aldığınız bir kitapla 3-5 gün vakit geçirebilirsiniz, hem de evinizden çıkmanıza gerek kalmadan. 3 saat sürecek bir sinemaya gidişiniz ise size ortalama 100 TL gibi bir rakama mal olacaktır. Ancak tüm bunlara rağmen diğer sektörlere göre mali yapısı sorunlu olan yayıncılar zorlanacaktır. Türkiye’de de yayınevlerinin çoğu küçük ölçekli bir yapıya sahip olduğu için bu anlamda sorunlar yaşayacaktır. Mali yapısı güçlü olan yayıncılar daha az etkiyle bu krizi aşacaktır. Türkiye’de küçük ölçekli yayıncılığın hala hobi olarak yapılıyor olması, herhangi bir mali alt yapısının olmaması bu kırılgan durumu yaratmaktadır.

  • Sizce olası bir kriz, yayıncılık sektörünün küçülmesine neden olur mu? Yani, butik yayınevlerinin kapandığı ve işsizliğin arttığı bir sektör mü bekliyor bizi?

Küçük yayıncılar zorlanacaktır, evet. Kapitalist işleyiş modelinde kriz dönemlerinden büyük işletmelerin daha da büyüyerek çıktığını görülmektedir. Bunun sebebi, küçük işletmeler kriz dönemlerinde iflas ettiği için, büyük şirketler kriz anında zarar ediyor gibi gözükse de, (diğer küçük firmalar battığı için) krizden pazar payları büyüyerek çıkacaklarından kriz zamanlarının büyük firmalar için aynı zamanda bir fırsatlar dönemi olmasıdır. Yayıncılıkta da bu kriz döneminde bunlar yaşanabilir.

  • Sizce dağıtım sektörü ekonomiden nasıl etkilenecek? Dağıtımcılar arasındaki tekelleşme, ekonomik krizin yayınevleri üzerindeki etkilerini artırır mı?

Dağıtım sektörü Türkiye’de uzun yıllardır sorunluydu. Son yıllarda birçok ufak tefek dağıtımcı firma battığı veya kapandığı için tekelleşmeye doğru ilerliyor süreç. Bu kriz dönemi tekelleşmeyi biraz daha tetikleyecektir. Ama dağıtımın tekelleşmesinin yayınevlerini sıkıntıya sokacağını düşünmemekteyim. Yayıncılar açısından büyük zincir mağazaların tekelleşmesi daha tehlikeli görünmektedir. Ama başka bir istatistik verebilirim size; geçen yıl internet üzerinden yapılan satış %25 iken bu sene bu rakam %35’leri bulmaktadır. Satış mecrası çok hızlı bir şekilde elektronik ortama dönmektedir. Bu oranın %60’lar seviyesine çıkıp o noktada stabilize olacağını düşünmekteyim. Satışların internet ortamına kayması ise yayıncıları rahatlatmaktadır. Hem ödeme alma konusunda, hem de iadeler konusunda. Yayınevlerini zorlayan en önemli noktalar bunlardı. 

  • Peki, basılı yayına olan talebin elektronik mecralara kaymasına sebebiyet verir mi ekonominin durumu?

Yaklaşık 30 yıldır kitap ve yayın dünyasının içinde bulunan birisi olarak şunu söyleyebilirim ki, bu konuda hiçbir risk yok yayıncılar açısından. Son 15 yıldır bu konu sürekli gündeme gelmektedir ve ben birinci günden itibaren aynı şeyleri söylemekteyim. Kitap hala kutsal sayılan bir metadır. Basılı olması, etkisi de hala buradan gelmektedir. Ayrıca özelikle son 10 yıldır kitap okunan değil satın alınan bir meta olarak çıkmıştır karşımıza. Eğer satın alınan değil de okunan bir meta olursa elektronik kitaplar basılı kitapların önüne belki geçebilir. Ama şu an için ufukta böyle bir belirti yoktur. E-kitap okuma oranı ilk çıktığı yıllarda özellikle yurt dışında, Amazon gibi sitelerde yükselişe geçmiş ama sonrasında oralarda da düşüş göstermiştir.

  • Önümüzdeki dönemde, birçok yayıncının daha popüler kitapları basmayı tercih edeceğini ve buna bağlı olarak basılan kitapların da niteliksizleşeceğini söyleyebilir miyiz?

Bu çok uzun süredir zaten var olan bir gerçeklik. Yukarıda söylediğim gibi, kitap artık okunan değil, satın alınan bir metadır. Nitelikli yayın için, basılan kitapların nitelikli olması değil, nitelikli okuyucunun çoğalması gerekmektedir. İyi okuyucu olursa iyi kitaplar da yayımlanmaya başlayacaktır. Türkiye’nin sorunu iyi okuyucusunun olmamasıdır, iyi yayıncısının olmaması sorunu değildir.

  • Son olarak, olası bir krizi aşmak için okur, yayıncı ve yazarlar nasıl davranmalı sizce? Bu alanda bir dayanışma sergilenemez mi?

Bu daha çok ülkenin ekonomik durumuyla ilgili. Okuyucu, yazar veya yayıncının ortaklaşarak aşacağı bir sorun olarak görmüyorum bu durumu.

Çağla Üren

Çağla Üren

1994, Bakırköy doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Daha önce Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü'nde okudu. soL Gazetesi'nde ve Genç Gazete'de (gencgazete.org) görev aldı. Edebiyat eleştirisi dergisi Rozinant'ta, polisiye edebiyat dergisi 221B'de ve dizi kültürü dergisi Episode'de yazıyor.
Çağla Üren

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *