Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Fazla söze hacet bırakmayan yayınevi: Wounded Wolf Private-Press

0

Neil Jordan’ın The Company of Wolves filminden ismini alan Wounded Wolf Private-Press, tasarımlarıyla dikkatleri üzerinde toplayan oldukça cesur bir yayınevi. Grafik tasarımlar, müzik, grafik notasyonlar, MS paint, CD, kaset gibi işler şimdilik bastıkları birkaç üründen. Özel işlere imza atan bu yayınevini yakından tanımak için buyrun söyleşimize…

Ashberry 1

Say Yayıncılık

Atay İlgün, Efsun Ecem Üçkardeş ve Onur Kutluoğlu tarafından kurulan ve geliştirilen Wounded Wolf Private-Press sıcak ve sıkıcı bir yaz gününde oluşturulmuş. Atay İlgün müzisyen, Efsun Ecem Üçkardeş edebiyatçı ve çevirmen, Onur Kutoğlu ise iç mimar ve akademisyen. Üçünün de birbirinden farklı mesleki kariyeri yayınevinin kurulmasında yapbozun parçalarını oluşturmuş. Birbirinden ilginç tasarımlarıyla dikkat çeken yayınevi önümüzdeki günlerde Türkçe çeviriler de basacakları bir yayınevi kuracaklarını müjdeliyor. Kendi müziklerini, grafiklerini hatta grafik notasyonlarını içeren kitap, müzik ve müzik kitapları basan yayınevi özel eşantiyonlar hazırlayıp okuyucularına sunmayı da ihmal etmiyor. Woundedwolf Private-Press’i yakından tanımak ve yaptıkları birbirinden muazzam tasarımlardan daha fazla haberdar olabilmek için Atay, Ecem ve Onur ile söyleştik. 

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Atay İlgün: Esasen müzisyenim, dolayısıyla yayınevinde müzik odaklı işlerle ben ilgileniyorum. Bunun dışında prodüktörlük ve tasarım da ilgi alanlarım arasında. Zaten grafik tasarım mezunuyum ancak estetik anlayışı ve gelişimi konusunda yayınevinde geçirdiğim süre sanırım okuldan daha eğitici oldu. Şu sıralar yayınevi ile ilgili işler ile uğraşmadığım zamanlar genellikle vaktimi stüdyomda şu an üzerinde çalıştığım “Kanatlı Ömür” adlı multimedya bir sergiyi hazırlamak ile geçiriyorum.

Atay İlgün

Efsun Ecem Üçkardeş: Benim bölümüm karşılaştırmalı edebiyat, o sebeple yazınsal işlerle de genellikle ben meşgulüm. Kendimi henüz çevirmen olarak addetemesem de dönem dönem çeviri işleri alıyorum.

Efsun Ecem Üçkardeş

Efsun Ecem Üçkardeş

Onur Kutluoğlu: Günün büyük kısmında iç mimarım ve akademisyenim. Tasarım ve çizimlerimle, Ankara’da büyüyen farklı oluşumlara destek vermeye çalışıyorum. Wounded Wolf için illüstrasyonlar yapıyorum ve kitapların tasarımına yardım ediyorum.

Onur Kutluoğlu

 

Bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

A: Aslında “Private” olarak başladı, yani benim kendi yaptığım müzikleri kendi arşivci ruhuma hizmet edecek bir isim altında toplamak istememdi esas olay. Tam olarak bir karar olduğunu da söyleyemeceğim ancak bu işi yapmaya iten şeylerden birisi de sanırım kendi işlerimi müziği yapıp yayınlayan plak şirketlerine göndermekten ziyade, sunumdan iletişim kurma tarzına kadar her katmanını bizim kontrol ettiğimiz bir çatı altında toplama arzumdu.

E: İşin yazınsal boyutuna baktığınızda ise her yayınevinin temelde yaptığı şey, eğer tabir uygunsa, dünyaya halihazırda bir şeyler sunmuş veya sunacak şeyleri olan insanlar ile o sunaktan beslenebilecek kişilerin, aralarındaki bağlantıyı mümkün kılmasıdır. Zannediyorum ilk başta fitili ateşleyen ve biraz ürküten de bu rolün heyecanı ile doğası gereği taşıdığı sorumluluklar oldu.

O: Yurtdışında takip ettiğim ve çok beğendiğim yayınevleri var. Kitap tasarımları ve yayınladıkları içerikleri kıskanarak izliyordum. Wounded Wolf ile tanıştığımda, Ankara’da da böyle bir yayınevinin varlığına çok sevinmiştim. Zamanla bu oluşumun bir parçası haline geldiğim için büyük heyecan duyuyorum.

 

Wounded Wolf Private-Press’i nasıl oluşturduğunuzdan bahseder misiniz?

A: Oluşumu ise aslında tamamen yaz mevsiminin sıkıcılığı ve sıcağının sonucu diyebiliriz. Bir gece Neil Jordan’ın “The Company of Wolves” filmini izledikten sonra repliklerden biri gece boyunca kafamda döndü. “Now, I will tell you a story of a Wounded Wolf.” Bir şekilde bu kurt imajının yarı-mitsel, şiirsel güzelliği ve taşıdığı yalnızlık imgesi beni çok etkiledi. Bir yandan da, zaten gece uyuyamadığım vakitlerde aile enstrumanlarına atıfta bulunmak için sabaha kadar müzik çalıp kaydediyordum evde, ilk yayın da bunlardan doğan Ashberry’nin “Resin”i oldu. Oluşum hikayesi özetle bu. Sonra da küçük bir blog sayfası, el yapımı ve kişiye adanmış bir şekilde gönderilen CD’ler ile devamı geldi. Ardından başka insanlarla müzik yapmaya başlayınca onları yayınlamak vesaire derken, bir dizi kaza ve güzel şans sonucu bizimle ilgisi dahi olmayan işleri yayınlamaya karar verdik. Bu noktada “Private” olmaktan kalktı ve ismini de değiştirdik. Örneğin James Vella’nın “Devourings” adlı kitabı kimsenin aktif olarak kitap yayınlamayı düşünmediği, yayınlayabileceğini hissettiği bir dönemde bize geldi.

 

Siz bir de üstelik Ankara’dasınız. Ankara’da yayıncılık daha mı kolay?

A: Üçte ikimiz Ankara’da demek daha doğru olur, Efsun İstanbul’da yaşıyor. Ankara’da yaşamanın kendince avantajları ve dezavantajları var denilebilir. Sanırım en büyük avantaj şu: İstanbul’un aksine günler daha yavaş geçiyor, bu da bana zaten Ankara’nın bile dışında olan ofis ve stüdyomda daha fazla vakit geçirme imkanı sağlıyor. Onun dışında ise iş bazında insanın kendince yapacaklarını yaptıktan sonra beliren, paylaşma dürtüsü içinse İstanbul tek çare. İçe dönük bir yaratım sürecinden sonra dışarıya açılmak ve bunun devamlı tekrarı sanırım yolun tanımı. Ankara ve İstanbul arasındaki fark da bu benim için.

O: Yayıncılığın kolay olduğu bir yer olduğunu sanmıyorum ancak Ankara ve İstanbul’u karşılaştırmak gerekirse ben de Atay’a katılıyorum. Ankara’nın nispeten yavaşlığında çalışarak geçirilebilecek zaman, İstanbul’da muhtemelen bir yerden bir yere gitmeye çalışırken yok olur. Elbette Ankara’nın içine kapanık hali bir süre sonra bir patlamaya dönüşüyor. O zaman İstanbul’a gidip olanı biteni paylaşmak en güzeli.

 

Bastığınız ürünlerden bahseder misiniz, kitap ve albümler?

E: Şu ana kadar yayınlanan işler oldukça eklektik, baktığınız zaman belirli bir çizgiye oturtmak zor. Örneğin Angelystor, Phil Legard’ın grafik notasyon ile müziği, folklor ve kişisel anlatıyla birleştirerek hazırladığı bir yayın. Öte yandan, Bitmap Landscapes ise çok sevdiğimiz Koray Kantarcıoğlu’nun yeryüzü şekillerinin oluşumlarından beslendiği, MS Paint çizimlerinden oluşan bir kitap ve kendi müziğini de içeriyor. Salt kitaptan oluşan yayınlardan bir tanesi de mesela James Vella’nın kısa hikaye kitabı Devourings’ti. Bu çeşitlilikten dolayı her bir yayını doğru kişiye ulaştırmak bambaşka bir iş haline geldi.

If You Put Out Your Hand

A: En sabit filtrenin bizim zevklerimiz olması aslında, zaman içerisinde bir çevre kazanmamıza sebep oldu ve bu çehreyi sevdiğini, muhtemelen bir sonraki yayınımızı da seveceğini düşünen bir kitle kendiliğinden oluştu. Ürünler benim için değer verdiğimiz işlerin barınabileceği ve başka bir insana da açılabilinecek evler oldu her zaman. Bu alanda da sanırım iki favorim esasen Invisible Birds adlı bir plak şirketinden çıkan “Aokigahara” adlı bir albüm için yaptığımız Wounded Wolf Press özel baskısı ve Ashberry’nin “In Music We Are Still Together” adlı 3 CD ve bir şiir kitapçığından oluşan yayını. Bir başka durum ise hem müzik hem de metin yayınlayışımız ve 2010’ların başında beliren bu tarz hibrit yayıncıların arasında olmaktan açıkçası çok mutluyuz. Örneğin son yayınladığımız “If You Out Your Hand” adlı şiir kitabı Helen Tookey’in şiirleri ve Sharron Kraus’un o şiirlere yazdığı müziklerden meydana gelen bir çalışma.

 

Bir de eşantiyonlarınız var… Onların da oluşum süreçleri hakkında bilgi verir misiniz?

A: Aslında bu eşantiyonlar eskiden sadece belirli albümlerle veya her yayının belirli sayıdaki ilk siparişlerine gönderdiğimiz efemeralardı. Örneğin yayınevinin ilk dönemlerinde beraber çalıştığım Gözde Omay’la beraber kaydettiğimiz müziklerden oluşan ilk “The Hogweed And The Aderyn” EP’si ile beraber gönderdiğimiz flakonun yegâne amacı müziğin kayıt aşamasınında önemli bir unsur haline gelmiş olan petrichor ve geosmin kokusunu dinleyiciyle de paylaşabilmekti. Onun dışında yazı kartlarının hikayesi ise benim eskiden onları yapıyor olmam ancak satışa koyacak kadar önem vermediğimden arkadaşlarıma veya daimi müşterilere gönderiyor olmamızdı. Örneğin bazı dükkan ve sergilerde görebileceğiniz “Winged-Life” bunlardan bir tanesi.

James Vella - Devourings

Okuyucularınıza nasıl ulaşıyorsunuz?

A: Sanırım sadece biraz talih ve iyi niyet ile. Bir artı da sanırım, her yayının ayrı bir kitlesi, sanatçıyı takip eden ayrı insanlar olmasından ötürü, sırf o sanatçının işlerini yayınladığımız için diğer işlere de bakıp ilgilenmeleri, arkadaşlarına tavsiye etmeleri oldu. Zaten yayınladığımız işlerin baskı sayıları epey az olduğundan gerçekten çok fazla denememize de gerek kalmadı.

 

Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

E: Yakın zamanda yerli işler ve Türkçe çeviriler yayınlamaya başlayacağımız yeni bir yayınevini faaliyete sokacağız. Sanırım bizim için en heyecan verici şeylerden bir tanesi bu şu anda.

A: Yakında İstanbul’da etkinlik ve konser günleri de planlıyoruz, bunlardan haberdar olmak isteyenler aşağıdaki sosyal medya hesaplarından bizleri takip edebilirler.

http://www.woundedwolfpress.co.uk/

https://www.facebook.com/WoundedWolfPress

https://www.instagram.com/woundedwolfpress

Özge Denizci

2000'li yılların sonunda Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, Duysal Tasarım Programı'ndan mezun oldu. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzikoloji Anabilim Dalı Etnomüzikoloji Yüksek Lisans Programında öğrenimine devam ediyor. Çok sayıda dergi, gazete ve internet sitesinde yazıları yayınlandı. 80'lerde Çocuk Olmak, 90'lar Kitabı Çocuk mu Genç mi? gibi farklı kitap projelerinde yer aldı. 2010 yılında Gürcüler Tarih, Dil, Kültür ve Müzik ve 2015 sonunda 27 isimli kitapları Chiviyazıları Yayınevi tarafından, basıldı. Halen müzikle ilgili işlerle uğraşıp, müzik başta olmak üzere farklı konularda yazı yazmaya devam etmekte.
Özge Denizci

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *