Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Feride M. Hikmet’in Kıbrıs ve Türkiye Aşkı

0

Şair Feride M. Hikmet, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edildiği gün (29 Ekim 1923) doğmuştur. Cumhuriyet dönemi Kıbrıs edebiyatında önemli bir yeri vardır.

İlk kitabının ismi “Solan Yapraklar”dır ve tarihin tozlu sayfalarından fırlamış gibidir bu kitap. Kitabın basıldığı zaman itibarıyla, ülkenin ve adanın durumu hakkında bilgi kaynağıdır bir yandan. Kitabın bugünkü solgun durumuyla ismi arasındaki paralellik, basımından altmış yıl sonra kitabı eline alan okuyucuyu şaşırtır niteliktedir. Kitabın arka kapak tanıtım yazısında;

KitapEki
KitapEki

1923 yılında Lefkoşa’da doğan Feride M. Hikmet, bugün Kıbrıs Kadın Şairleri arasında en ön safta olanıdır. 1941’de korkunç bir hastalığın pençesine düşerek, bütün hayatı boyunca yatakta kalmağa mahkum olan bu hürmetli şairin ilk şiir kitabını yayınlarımızın ilki olarak sunarken büyük bir gurur duyar, bunu diğerlerinin takip edeceğini müjdeleriz. İnce zekasını, sağlam kültürünü, pürüzsüz dilini çektiği acı ve ıstıraplarla yoğurup dilimizi en iyi şekilde işleyerek meydana getirdiği şiirleri daima büyük bir zevkle okuyacağınızdan eminiz” diye yazılmıştır. En altta fiyat kısmında “Kıbrıs’ta 100 Mil, Türkiyede:100 krş” yazmaktadır. Kitabın künyesinin yer aldığı sayfada “Er Meydanı Yayınları, Sayı:1, Lefkoşa’da “HALKIN SESİ Basımevi”nde basılmıştır OCAK, 1958” bilgileri verilmiştir.

Şairin ilk göz ağrısıdır bu kitap. Hastalığının hemen ardından yazılmış, yürek sızıları akıtılmış dizeler özlem de içerir, umutsuzluk da. Eylül 1958’de  “Geçen Yıllar” isimli ikinci kitabı basılmış ve Üner Ulutuğ önsöz yazısında “Bir şairin halk tarafından tutulması onun yükselmesine kafidir” cümlesiyle Feride Hikmet’in Kıbrıs’ta değer verilen bir edebiyatçı olmasının altını çizmiştir. Şairin 1959’da “Mum Işığı” isimli  üçüncü kitabı basılmıştır.

Feride Hikmet, Lefkoşa’nın köklü ailelerinden Hikmet Ağaların kızıdır. Kıbrıs Türk edebiyatına değerli eserler vermiş olan şair, iyi bir eğitim almış ve bunu şiirlerine yansıtmıştır. Eserlerinde yalın ve net bir türkçe kullanması, derin duygu yoğunluğu, Türkiye ve Kıbrıs sevgisi dikkati çekmektedir.  Şiirlerinde çoğunlukla kafiyeye bağlı kalmıştır.

Kolay geçmemiştir şairin hayatı. Yanlarında çalışan yoksul bir işçiye kalbini kaptırmış, kararlılığıyla bu aşka karşı çıkan ailesini ikna etmeyi başarmıştır. Hayatındaki terslikler babasını kaybetmesiyle başlamıştır. Kısa bir süre sonra vücudundaki ağrılar belirmiştir. Bu arada ailesiyle birlikte Baf’a göç etmiştir. Burada iyice ağırlaşan şair on sekiz yaşında yatağa mahkum olmuştur. Tüm vücudunda başı hariç hareket edebilen bölgesi kalmamıştır.

İlişkisini devam ettirmesinin sevdiği adama haksızlık olacağına karar veren Feride bu ilişkiyi bitirmeye karar vermiş, hastalığı sırasında kendisine destek olmak isteyen vefalı aşığını “Benden sana eş olmaz, git kendi hayatını kur” diye ısrarla ikna edebilmiştir şair.

Bu şiirlerin günümüze ulaşabilmesindeki en büyük katkı şüphesiz ki yatağının çevresinde toplanan ve onun şiirlerini içer gibi dinleyip yazan genç edebiyatçılardır. Bu edebiyatçılar o sıralar Kıbrıs’ta yeni çıkmaya başlayan “Yolumuz” sanat dergisinin kurucusu olan on beş – on altı yaşındaki gençlerdir ve şaire yatağının başında mutluluk kaynağı olmuşlardır.

Bu sohbetlerin yapıldığı, daracık sokağa bakan odasının penceresinden gördükleri onun düşünce evrenini sınırlamamış, aksine yeni ufuklar açmıştır. Hayatının sekiz yılını hareketsiz olarak Mısırlızade Sineması’nın yakınlarındaki zemin kat odasında geçiren şair, dizeleriyle uçsuz bucaksız evrenlere akmayı başarmıştır.

DAMLA

Önce kardım eridim
Yağmurların gölünde
Göllerin birleştiği
Akan ince selinde
Irmağa sürüklendim
Kıvrak dere belinde
Denize dökülmüştüm
Şelalenin elinde
Denizden gök’e çıktım
Bulutlarda dolaştım
Bir serseri halinde
Fırtına şimşek, yağmur
Gökten bir sel halinde yağmur olup döküldüm
Hakikat aleminde ömrüm böyle geçecek
Kaderimin elinde

Geçen Yıllar… (s; 69)

İkinci kitabı “Geçen Yıllar…” da hissedilir bu hüzünlü dizeler.

Hiç görmediği Istanbul hakkında yazdığı şiir de hüzün ve özlem doludur.

İSTANBUL

Görmediğim
Bilmediğim
Özlediğim
Sen İstanbul
Cennet misin
Şehir misin
Söyle nesin
Sen İstanbul
Vatana eş
Kalbte ateş
Türke güneş
Sen İstanbul
Türkün şanı
Akan kanı
Tek cananı
Sen İstanbul

Geçen Yıllar (s; 33)

Okumaya aşırı düşkün olan şair göğsünün üzerine konan özel bir sehpa sayesinde bu alışkanlığını hastalığı sırasında da sürdürmüştür. Sayfaları çevirme işi ise önce annesi Faika Hanımın, Ankara’ya gittikten sonra ilkokul çağındaki küçük kuzenlerinin kısacası tüm sevenlerinin canı gönülden yaptığı iş olmuştur.

Teyzesinin kızı Gülderen hem en yakın arkadaşı hem de eli kalemi olmuştur. Gülderen’in evlenerek Ankara’ya gitmesinin ardından, 1960’lı yıllarda Ada’da yaşananların da etkisiyle annesi ve iki teyzesiyle birlikte Ankara’ya taşınmıştır.

Ankara’ya taşınmasıyla orada da sevgi dolu bir ortam yaratmıştır kendisine. Evlerine gelen Ankara’daki kuzenlerinin yedi – on yaşları arasındaki çocuklarının hayatında önemli izler bırakmıştır. Önüne konan okuma tablasında kendisinin okuyabildiğini başlangıçta bilmeyen ve şair ablalarına gidip gidip kitap okuyan dört çocuk Feride ablalarından okuma sevgisini öğrenmişlerdir. Aslında bunun onlara okuma alışkanlığı kazandırmak için yapılan bir istek olduğu daha sonra kendilerine söylenmiştir ve her biri kendilerine şair tarafından hediye edilen İngilizce Oxford sözlüklerini hala saklamaktadırlar. Her ziyaretlerinde edebiyat tutkunu abla kitap tavsiyelerinde bulunmuş, Tarhan Kitabevi’nden satın aldıkları kitapları Feride ablalarının gözüne girebilmek için içer gibi okuyan çocukların diğer sevdikleri şey ise sohbet eşliğinde sunulan çikolatalar ve meyve suları olmuştur. Yıllar sonra bu kuzenler Feride ablalarını bu olumsuz sağlık koşuluna karşın bir kez olsun üzgün, ağlarken görmediklerini belirtmişlerdir. “Şakacıydı, hoş sohbetti. Bilgi kaynağımızdı, memleket meselelerini konuşmayı severdi. Çok şey borçluyuz ona ve sohbetlerine” demişlerdir.

Ben de küçük bir kız çocuğu olarak büyük kuzenlerimin Feride Ablayla yaptığı sohbetleri dinler, onların şaire hayranlıklarından etkilenirdim.

Kıbrıs’ta iken Türkiye hasretiyle şiirler yazan ve şiirlerinde hiç görmediği Ankara ve İstanbul’u dizelerine taşıyan şair ne yazık ki Türkiye’ye yerleştikten sonra hiç şiir yazamamıştır. Değerli şair Kasım 1972’de, Ankara Kızılay Adakale sokaktaki (şimdiki adıyla Dr. Mediha Eldem Sokak) evlerinde kırk dokuz yaşında hayata gözlerini yummuştur.

Zeynep Yenen

Zeynep Yenen 1964 yılında Ankara'da doğdu. Yazma serüvenine, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduğu 1987 yılında başladı. Diş Hekimleri Odası tarafından düzenlenen yarışmada iki öyküsü ile ikinciliködülü kazandı (2014-2016). Ölüm Vardiyası-Soma’nın Öyküsü ve Benim de Bir Hayalim Var adlıkitap seçkilerinde, dergi ve bloklarda öyküleri yayınlandı."Adam Vitrinin Önünde Duruyordu" ve "Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu" isimli iki öykü kitabı vardır.
Zeynep Yenen

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *