Responsive banner image
 

Galata’nın Tembel Martısı

0

Behiç Ak okuduğum her yeni kitabında duyarlılıkları ile büyülemeye devam ediyor.

Kitapta İstanbul’un adeta sembolü haline gelmiş olan yelkovanlar, ebabiller ve martılar gibi tipik kuşlarına rastlamak beni çok mutlu etti.

Kırmızı Kedi Temmuz 1

İstanbul, Boğazların konumu nedeniyle yelkovan kuşlarının dünyada en çok görüldüğü yerlerden biridir. Her gün yüzlercesinin boğazda sürüler halinde, hızla ve kanatlarının suda kayarcasına estetik geçişlerine tanık olmamız mümkün.

Yazar Hülyayı tanıtırken: “Yattığı yerden, Boğaz’daki yelkovan kuşlarının kanatlarının suya değişini bile duyardı o!” (sayfa:14) diyor.

Yaz boyunca İstanbul’da konuk olan ebabillerin baharın müjdecisi seslerini dinlemek ise başlı başına bir zevktir. “ “Şu kulenin çevresinde dönen kırlangıçları mı duyuyorsun?” diye sordu. Hülya çokbilmiş bir edayla, “Sanırım onlar ebabil kuşu,” dedi. “Kırlangıca çok benziyorlar ama farklılar”.” (sayfa:21)

Kitabın konusu tahmin edilebileceği gibi kuşlarla ilgili. Galata Kulesi’nin tamiri esnasında etrafındaki iskelenin tülle kaplanması ebabil kuşlarının yuvalarındaki yavrularını beslemesine engel olmaktadır. Bu durum ilk olarak kuleye bakan bir evde oturan ailenin kızı Hülya’nın dikkatini çeker. Hülya üzülmekle kalmaz harekete geçer. İlk olarak bütün gün pencere önünde kitap okuyan babasıyla konuşur, babası belediyeye gider ama bir sonuç alamaz. Teknoloji ve internete meraklı kardeşi Emre internet üzerinde dünyadaki binlerce kişiyle haberleşir, mesajlaşır ama zaman geçmekte ve bir değişiklik olmamaktadır. “İnsanlar, internetten birbirine mesaj gönderince sorunların çözüldüğünü sanıyorlar!” diye bağırdı Hülya.” (sayfa 41). Bu arada bir tane ölü yavru kuş düşmüştür aşağıya, yaralı olan yavruları Hülya’nın veteriner olan annesi Sevgi Hanım tedavi eder. Emre tek başına dağcılık ekipmanları ile kuleye tırmanıp yavru kuşları damlalık ile besler. “…diğer dokuz yüz doksan dokuz kişinin biraz işi var. İnternet başından bir türlü ayrılamıyorlar. O yüzden, gelip katılamadılar.” (sayfa:49)

Hülya sonunda kendi yöntemleriyle sorunu çözer. “Cansız kuşu mimarın avucuna koyuverdi. İşlerin telaşından paniklemiş olan genç adam kuşu görünce, nedense çok sevindi. İlk defa bu kadar minik bir kuşla karşılaşıyordu. Aniden kuşun cansız olduğunu fark edince, irkildi. Nasıl olmuştu bu? Evet, küçük Hülya haklıydı, bu minik yavru beslenemediği için hayatını kaybetmiş olmalıydı.” (sayfa: 47)

Sıcak temas ve internet ile iletişim konusu çok güzel ele alınmış. Benzer örnekler başımıza gelmiştir mutlaka, mesela bir doğa koruma olayı için, pek çok kişinin sosyal medyadaki paylaşımları ile fikirlerini belirtmelerine rağmen, gerçekte pek azının harekete geçtiğine şahit olmuşuzdur.

Kitaba ismini veren Galata’nın Tembel Martısı Murteza’nın da sorunu vardır. İnsanlar tarafından yanlış beslenmesi sonucunda tembelleşip şişmanlayan ve nihayetinde uçma yeteneğini kaybeden Martı Murteza’ya da yardımcı oluyor iki kardeş.

Yazar böylelikle hayvan sevgisi adına yapılan hayvan besleme eyleminin istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine dikkatleri çekmiş oluyor.

  • Galata’nın Tembel Martısı
  • Yazan ve Resimleyen: Behiç Ak
  • Türü: Çocuk
  • Sayfa sayısı: 91 Sayfa
  • Yayınevi: Günışığı Kitaplığı

Ebeveynlere Faydacı Puanlama:

  • Görsellik: 5 puan.
  • Hikaye: 5 puan.
  • Eğitici / Öğretici Nitelik: 5 puan
  • Hayal Gücü Gelişimi: 4 puan
  • Kültürel Gelişim: 5 puan
Ayşegül Gezgin

Ayşegül Gezgin

1978’de Aydın’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümü mezunu. İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerini okul ve kurslarda öğrendi. Çeşitli sektör ve görevlerde çalıştı, en çok çeviri yapması gereken işleri sevdi. Kitaplar en iyi arkadaşları, okumak ve yürümek vazgeçmek istemediği bağımlılığı. Eşi ve oğluyla Kadıköy’de yaşıyor. Doğal yaşamı hissedebileceği ortamlarda bulunmaya çalışıyor. Doğal ve samimiolan herkesi ve her şeyi seviyor.
Ayşegül Gezgin

Latest posts by Ayşegül Gezgin (see all)

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *