Responsive banner image
 

Hakikat çağrılmadığı yere gelmez

0

İnsanlık tarihi boyunca, dünyanın dışına düşmüş ne hakikatler olmuştur kim bilir? Bildiğimizi sanıp bilmediğimiz…

‘Karamazov Kardeşler’ romanının başında, müzmin yalancı baba Karamazov, manastırdaki din adamına “Kurtuluşa ermek için ne yapmak gerekir” diye sorar, o da “Her şeyden önce kendine yalan söylemeyi bırak” diye yanıtlar bu soruyu.

Kırmızı Kedi Temmuz 1

Kitabı okuduğum yıllarda ‘gerçeği bildiği halde nasıl bir insan kendi kendine yalan söyler ve kendini nasıl inandırmayı başarır, hangi duygu hangi güç yardımcı olur buna? vs’ diye epey kafa yormuş, safiyane dünyamda bir türlü ikna olamamış, zaman içinde yaşam pratiği bunu öğretmişti tabi…

H. Arendt ‘in, çarpıcı ve daha ileriye götürdüğü “Başkalarına yalan söylemek kendini aldatmaktan daha iyidir” önermesini okuyunca aklıma düştü bu roman. Önermenin savunusu ise şöyle;

Soğukkanlılıkla söylenen yalanlara karşı ahlaki yargılar çok daha acımasızdır. Oysa çok daha gelişkin bir sanat olan kendini aldatma sanatına genellikle büyük müsamaha gösterilir. Halbuki, soğukkanlı yalancı doğru ile yalan arasındaki ayrımın farkındadır, dolayısıyla başkalarından gizlediği hakikat henüz tamamıyla dünyanın dışına düşmemiştir. Son sığınağını yalancıda bulmuştur. Gerçekliğe verilen zarar tam olarak olmadığı gibi nihai de değildir. Yalan söylemiştir ama gerçek bir yerde duruyordur. Gerçeğin dünya dışına düşmesi, ancak kendi yalanına inanmakla mümkündür. Çünkü kendi yalanına inanan insan ancak başkalarını ikna edebilir ve hakikati yok eder.

Yani din adamının söylemiyle “kandırdığı dünya, kurtuluş dışına itilir

İnsanlık tarihi boyunca, dünyanın dışına düşmüş ne hakikatler olmuştur kim bilir? Bildiğimizi sanıp bilmediğimiz… Duyduğumuzu sanıp duymadığımız… Gördüğümüzü sanıp görmediğimiz…!

Dostoyevski’nin de, böyle bir önermesi var mıydı zamanında onu bilemem ama, romanın sonunu anımsayınca bir kez daha düşündüm de şimdi…

Hakikat neydi?

Leyla Öztürk

Leyla Öztürk

1960 Karabük doğumlu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi Mezunu. Finans sektöründen emekli. Küçük yaşlarda oluşan bilgiye erişim merakı nedeniyle kitaplarla tanıştı ve halen en sevdiği koku kitap kokusu. Bilginin gücüne inananlardan. Kitabın olduğu yerde yalnızlıktan söz etmez. Sinema sevdalısı. Doğada yürüyüş vazgeçilmezi. Okur, düşünür, düşündüğünü paylaşır.
Leyla Öztürk

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *