Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Harflerle yeni dünyalar yaratma sanatı; Uykuların Doğusu

0

Uykuların Doğusu için en uygun tanım; “büyüleyici bir metodolojiyle yazılan, tıpkı doğada olduğu gibi yumuşak geçişlere sahip, katılıktan ve keskinlikten uzak, masalsı bir sisle kaplı kelimeler bütünü” olurdu.

Uykuların Doğusu için en uygun tanım; “büyüleyici bir metodolojiyle yazılan, tıpkı doğada olduğu gibi yumuşak geçişlere sahip, katılıktan ve keskinlikten uzak, masalsı bir sisle kaplı kelimeler bütünü” olurdu.

Öyle ki; kitabın tekniği, özgünlükten hoşlanan, klişelerden uzak durmayı yeğleyen okuru bir hayli etkileyecektir. Harfleri incitmeden tüy gibi değil kuş gibi havalandırıp, sisli puslu bir havada bu harflerle yeni dünyalar yaratma sanatı diyebiliriz Toptaş’ın insanı yormayan bir ritme sahip tekniği için. Kitabın başında hissedilen o boşluğun, sona gelince bütünlenmesi sonsuz parçalı bir yapbozu tamamlamanın verdiği bütünleyici hisle eşdeğer.

Bu eser; Umberto Eco’nun “Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti” adlı kitabında geçen öğretilere emsal teşkil edecek bir yapıya sahip. Bir olayı göstermek değil, görünür kılmak ve olayın sonunu getirmeden yazıyı noktalayıp, okurun hayalgücüne bırakmak, Hasan Ali Toptaş’ın eserlerinin en tercih edilir yanı olsa gerek.

…aslında zihin denen fahişe de bir hikaye anlatıcısıdır, derdi. Sonra, görünmeyeni anlatmak hüner değildir, tam tersine bir çeşit kabalıktır ve ayıptır, görünmeyeni  sadece görünür kılacaksın Hasanım Ali, derdi.” Sf. 260

Kitapta anlatıcı-yazarın iki dedesinin hikayeleri, bir sel felaketi sırasında yollarının kesişmesi ve tekrar ayrılmaları anlatılır. Öyle ki; 17 yıl sonra öngörülemez bir vesileyle yine karşılaşır ve yarenliklerine kaldıkları yerden devam ederler. Bunlardan biri Radyoevindeki Adam, diğeri ise Cebrail dededir.

Radyoevindeki adamın işyerinde kabul görmeyişi, gözardı edilişi ve bir türlü kendisine iş verilmeyişi karşısında, içinde biriken öfke ve hınç; etrafa yaydığı kötü koku ve ceketinin yırtmacından çıkan bir kuyrukla birlikte tezahür eder, bu durum Kafkaesk bir anlatımla yer bulur kitapta.

Cebrail dedenin ise badem bıyıklı adamın ölümü sonucu şekerci dükkanını kapatıp hayata küstüğü anda birdenbire “duru sulardan ölse bile su içmeyip, bulanık su arayan bir kuş”a ömrünü hasretmesi; her insanın yaşamak için bir amaca, bir gölgeye, bir edime tutkuyla bağlanması gerekliliğine işaret eder.

Her iki dedenin de hikayeleri kitapta geniş yer tutsa da, asıl kahraman “dayı”dır. Anlatıcının; şen şakrak kahkahalarına, bir gününü dahi kitap okumadan geçirmeyişine, her konuda bilgi ve fikir sahibi oluşuna hayranlık duyduğu dayısı.

“Haydar” karakteri ise; yazarın zihnine tuttuğu bir ayna adeta. Kendine dışardan baktığı bir göz, iç sesini konuşturduğu bir kukla. Kimi zaman; çocukken cesaret kaynağımız haline getirdiğimiz, yanımızdan hiç ayrılmayan sadık iç sesimiz!

Kitabın bağlayıcı unsurlarından biri de “mızıka”. Metinde, sihirli bir nesneymişçesine yer bulur kendine. Kurtarıcı rolündedir bir bakıma. Cebrail’in sel sularından kurtulmak için tutunduğu mızıka, gün gelip, akşam vakti evin çevresinde kuş arayan oğlunun korkusunu yenmesi için aracı olur.

Nasıl ki Alfred Hitchcock, filmlerinde bir sahnede görünmeyi, kendi imzasıymışçasına tercih ediyorsa, Hasan Ali Toptaş da bazı kitaplarında bizzat görünmeyi büyük bir ustalıkla gerçekleştiriyor.

Şeklim giderek dünyanın şeklini alıyor, öyle değil mi Hasanım Ali?” sf. 277 – diyen dayının da işaret ettiği gibi; her insan kendi hikayesinin evrenidir, durmadan dönen bu sonsuzlukta, bir hikayenin sonunu getirmeden, onu kendi evreninin salınımına bırakmak, okura verilen en büyük armağan olsa gerek. Bu armağanı telaşsız, keyifle açıp, ruhunuzun en güzel yerinde taşımanız dileğiyle…

  • Uykuların Doğusu
  • Yazar: Hasan Ali TOPTAŞ
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı 243 Sayfa
  • Yayınevi: Everest Yayınları

İrem Genç

1984, Mersin doğumlu.
İktisat fakültesi mezunu, farklı sektörlerde çalışma hayatında bulundu.
Okumaya başladığı günden bu yana, Hasan Ali Toptaş'ın işaret ettiği Edebiyat Tanrısı'nın kendisine de göz kırptığını ve bu büyülü dünyanın kapılarını açtığını düşünüyor.
"Yazma sürecinin çok başında olup, henüz emekleyen anlatılara sahibim." diyor.
İrem Genç

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *