Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Harper Lee’den Geriye kalan

0

Harper Lee yirminci yüzyılı kavrayabilmemizi sağlayan, bugünkü Amerikan toplumunun şekillenmesinde etkili olan bir dinamiği etkileyici anlatımı ile bize aktaran yazarlardan biriydi.

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Harper Lee’den geriye, gücü halihazırda etkisini koruyan hümanizmanın yanısıra, muhafazakarlık ve ayrımcılığın gerçeklerle yüzleştiren portresi kaldı. Doğup büyüdüğü kasabada sessiz sedasız yaşamını sürdüren Lee, geçen yıl yayınlanan “Go Set a Watchman” (Tespih Ağacının Gölgesinde) adlı kitabı ile gündeme gelmişti. Kuşkusuz yazarın en çok okunan, bilinen romanı, 1960 yılında yayınlanan “To Kill a Mockingbird” (Bülbülü Öldürmek). Amerika’da siyahlara yönelik ırk ayrımcılığına karşı başkaldırının yükseldiği yıllarda kaleme alınan Bülbülü Öldürmek kitabı çocuk gözü ile bu ayrımcılığı sorgularken, “İnsanların hepsi insan” diyordu. Tespih Ağacının Gölgesinde ise, ayrımcılığın gerekçelerini savunan Güneyli kasaba insanını olanca çıplaklığı ile resmediyordu.

Say Yayıncılık

bulbulu-oldurmek3-1273x617

Bülbülü Öldürmek kitabının yayınlanmasından sonra 1964 yılında Lee ile yapılan 11 dakikalık radyo röportajı yazarın ölümünün ardından Los Angeles Library Special Collections tarafından yayınlandı. 1926 yılında Alabama Monroeville’de doğan Lee röportajında otobiyografik özellikler barındıran Pulitzer ödüllü kitabının başarısı karşısında yaşadığı şaşkınlığı dile getirirken, Güneyli oluşunun yazarlığına katkısından bahsediyor.

Kitabının ilk etapta satılacağına hiç ihtimal vermeyen yazar, eseri için eleştirmenlerin elinde hızlı ve merhametli bir ölüm öngörüyor. Oysa kitabı, Pulitzer ödülü alıp, şu ana kadar 40 dile çevrildiği gibi milyonlarca okuyucuya ulaşmış durumda. Amerika ve İngiltere’de okullarda okutulan eser, kütüphanelerin en çok okunan kitap listesinde yer buluyor.

Bülbülü Öldürmek kitabı 1930’lu yılların başında, büyük bunalımın ardından Alabama’daki Maycomb kasabasında yaşanan olayları küçük bir kız çocuğunun gözünden resmeder. Kitabın kahramanlarının özellikleri, kasabada hakim olan atmosferin başarılı bir biçimde ifade edilmesi okuyucuyu kitaba bağlayan öğelerdir. Öyle ki olağanüstü özellikler barındırmadığı düşünülebilecek hikayenin kendisi, söz konusu ifade yeteneğiyle birlikte büyülü bir boyuta ulaşır. Aslında kasaba hayatı, çocukluk, arkadaşlık, derken kitap giderek kasabada siyahlara karşı güçlü önyargıların açığa çıktığı olay etrafında kurgulanır.

Söz konusu röportajında yavaş çalıştığını belirten yazar, yazmaktan hoşlandığını yazmaya başladığı zaman bırakmak istemediğini belirtiyor. Bu durumda günlerce evden çıkmadığını anlatan Lee, neden Güneyden çok sayıda yazar çıktığına dair soruya, öncelikle Güneylilerin kimler olduğuna bakmak gerektiği şeklinde cevap veriyor. Lee’nin sözlerinin devamı şu şekilde:

“Biz çoğunlukla İrlanda, İskoç, İngiliz ve Gal kökenliyiz. Daha çok bir tarım toplumu içinde büyüdük. Güneyin geleneği kentli değil… Bizim, kabile içgüdülerimizden doğallığına gelen hikaye anlatıcıları olduğumuzu düşünüyorum. Bizim tiyatro, dans, hareketli görüntüye dair eğlencelerimiz yoktu. Biz basit bir biçimde birbirimizle konuşurken eğleniriz.”

Kolej yıllarında müzik ve edebiyatla ilgili olan Lee, üniversitede de yayınlanan iki ayrı dergiye yazılar yazıyor. Alabama Üniversitesi’nde hukuk eğitimine başlıyor fakat yaz dönemi için gittiği Oxford Üniversitesi’nden döndükten sonra bundan vazgeçiyor. Kendisi için en uygun olanının yazarlık olduğunda karar kılıyor.

Harper Lee’nin hayatında önemli bir yeri olan isimlerden biri de yazar Truman Capote. Çocukluk arkadaşı olan Lee ve Capote birbirlerinin yazılarını okuyup değerlendiriyorlar. Hatta bir dönem Bülbülü Öldürmek kitabını aslında Capote’un yazdığı iddia ediliyor, ancak her iki yazar da bunu reddediyorlar. 23 yaşında New York’a taşınan Lee, bir Havalimanı için bilet görevlisi olarak çalışmaya başlıyor. New York’ta sanatla içiçe olan arkadaşlarının yazabilmesi için kendisine ayırdığı bir yıllık bütçe ile zamanını çalışmalarına ayırıyor. Lee’nin yaşadığı kasabadaki insanları resmeden yazılarından etkilenen arkadaşları bu desteği hakettiğine inanıyor. Aynı zamanda, yayınevleri ile bağlantısını da kuruyorlar. Bülbülü Öldürmek kitabı iki buçuk yılda tamamlanıyor.

Harper Lee, kitabının büyük başarısına rağmen popüler bir figüre dönüşmemek için çaba harcıyor. Doğup büyüdüğü kasabada sessiz sakin bir yaşamı tercih ediyor. Kitap, 1960’tan günümüze okuyucularına, ırk ayrımcılığını, insanları sınıflandırmanın tehlikelerini aktarmayı başardığı gibi okuyucuyu özeleştiriye de itiyor. Tabii, Atticus Finch gibi bir ebeveyn olmak, ya da Scout gibi bir kız çocuğuna sahip olmak da okuyucunun hayallerini süslüyor.

TespihAgaci_KKHer ne kadar, ırk ayrımcılığı dünya üzerinde kitapta anlatıldığı gibi siyahlara karşı olan da dahil olmak üzere varlığını sürdürse de, böylesi güçlü edebi metinler sayesinde sorgulanabiliyor. Okuyucu üzerindeki bireysel etkisi dışında, ırkçı unsurların toplumsal yaşamdan silinmesine de hizmet edebiliyor. Nitekim, Harper Lee’nin ölümünün ardından, Alabama Üniversitesi öğrencileri kampüs içerisinde bulunan bir binaya verilen senatör ünvanlı zamanında Ku Klux Klan liderlerinden birine ait ismin Lee’ninki ile değiştirilmesi için imza kampanyası başlatmış. Şimdiden iki binden fazla öğrenci imzalamış.

Bülbülü Öldürmek dışında, yazarın diğer kitabı olan Tespih Ağacının Gölgesinde üzerine kaleme alınan yazı bu sitede geçtiğimiz aylarda yayınlanmıştı. Her iki kitap arasındaki bağlantıya ve genel olarak ikinci kitap üzerine yapılan değerlendirmeye yer verilen yazıda da vurgulandığı gibi, yazar bize Güney insanını ne eksik ne fazla olduğu gibi resmediyor.

Harper Lee’nin ölümü için bir arkadaşı “bir çeşit global kayıp” diyor. Kuşkusuz bunu kitabının ulaştığı olağanüstü başarıya dayandırıyor. Bizim için Lee, bir dönemin sembollerinden bir tanesiydi. Yirminci yüzyılı kavrayabilmemizi, bugünkü Amerikan toplumunun şekillenmesinde etkili olan bir dinamiği etkileyici anlatımı ile bize aktaran yazarlardan biriydi. Okuyucu ile yarına devrolan bir bağ kuran Harper Lee’yi her zaman sevgi ile hatırlayacağımız gibi kitaplarını tekrar okumaya ve okutmaya devam edeceğiz.

  • Bülbülü Öldürmek
  • Yazan: Harper Lee
  • Çeviren: Ülker İnce
  • Yayınevi: Sel Yayıncılık
  • Baskı tarihi: 2014
  • Sayfa sayısı: 355

 

  • Tespih Ağacının Gölgesinde
  • Yazan: Harper Lee
  • Çeviren: Püren Özgören
  • Yayınevi: Sel Yayıncılık
  • Baskı tarihi:2015
  • Sayfa sayısı: 240

Rahşan Sönmez

İstanbul Üniversitesi'nden fene, Boğaziçi Üniversitesi'nden eğitime dair bir şeyler öğrenmiştir.
Öğrenmeyi - öğretmeyi, okumayı ve okuduğunu anlatmayı sever..

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *