Hayallerinin Peşinde Uç!

0

Şimdi siz de gözlerinizi kapatın… ya da iyisi mi Hürkuş İle Göklerde kitabını alın ve hayal perilerinin gelip sizi uçurmasını bekleyin.

Bir okula çocuk kitaplarıyla ilgili konuşma yapmaya gitmiştim. Her şey çok keyifli gidiyordu. Çocuklarla okuma zevkleri, yazarlık üzerine söyleştik hatta gözlerini televizyondan ayırmadan sürekli okumalarını yineleyen ebeveynlerini dahi çekiştirdik. Ardından onlara yazarlığın en önemli sırrını verdim: Hayal kurmak… Her birinin birer yazar adayı olduğunu çünkü en güzel hayalleri çocukların kurduğunu söyledim. Sonra arka sıralardan bir el kalktı. Bir kız çocuğu ağlamaklı biçimde, “Ben hayal kurmayı bilmiyorum,” dedi, “Bana nasıl kurulacağını anlatın!” Başımdan aşağı kaynar su boşalmış gibi yandım. Ne yapmıştık biz çocuklara? Onları kendi sığ gerçeklerimize boğmuş, hayal kurmayı unutturmuştuk. Oysa Michael Ende’nin fantastik gençlik kitabı Momo da bile, insanların zamanlarını çalan duman adamların yalanlarına büyükler kolayca inanırken, çocukların hiçbiri kanmaz. Çünkü çocuklar bambaşka bir dünyada yaşarlar; oranın gerçeği para, mal mülk değil, oyunlar ve hayallerdir.

Mavi Gitar

Orhan Bahtiyar da büyüdüğü halde hayalleriyle çocuk kalmayı başarabilmiş kişilerden biri. Yönetici olarak çalıştığı işinden ayrılarak kitap yazma hayalinin peşinde koşan günümüz şövalyesi ya da daha bizden bir deyişle eşkıyası.  Felsefeyle macerayı harmanlayan romanları Ideon / Tanrıların Yolu ve Elohim’in Çocukları’ndan sonra yeni kitabının kahramanının, ömrünü hayallerinin peşinde uçmakla geçiren Vecihi Hürkuş olacağını kendisinden duymuştum. Yetmiş üç yıllık ömrüne yetmiş üç kişilik macera sığdıran Vecihi Hürkuş’un hayat hikâyesini anlattığı romanı beklerken çocuklar için hazırladığı Hürkuş ile Göklerde ile karşımıza çıktı.

Kitabın içeriğine geçmeden hemen kapağı ile başlamak istiyorum. Öylesine hoş bir kapak tasarımı var ki, insanda kitabı karıştırma, resimlerine bakma isteği uyandırıyor. Keyifli ve güzel resimlerin çizeri Burcu Yıldız sayesinde Vecihi Bey gözümüzün önünde tayyaresiyle uçmaya başlıyor…

Pilot olma hayalleri kuran on yaşındaki küçük kahramanımız kitap okurken birden 1920’lerden kalma bir uçağın evlerinin yakınlarındaki boş arsaya inmesiyle kitabı elinden bırakır. Mahallenin tüm çocukları gibi o da uçakla bir tur atabilmeyi arzularken pilot onu kucakladığı gibi uçağın içine oturtuverir. Kemerlerini bağlarlar, motor çalışır, tekerlekler dönmeye başlar, uçağın burnu gökyüzüne doğru yükselir ve macera başlar…

Pamuk gibi bulutların arasında dolaştıkları sırada çocuk, pilota dikkatlice bakar ve onun okuduğu kitabın kahramanı Vecihi Hürkuş olduğunu anlar. Heyecanla onunla konuşmaya başlar, onu tanımaya çalışır, hayatını öğrenmek ister. Vecihi Bey de çocuğa hayat hikâyesini anlatır: Birinci Dünya Savaşı’na katılmasını, Tayyare Mektebi’ne yazılıp pilot olmasını, Kafkas Cephesi’ndeki hava savaşlarını, düşürdüğü uçakları ve uçağının düşüp Ruslara esir olmasını, ardından esir kampından kaçıp yurda dönüşünü heyecanlı bir macera tadında anlatır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçmesini, ülkenin kurtarılmasına yaptığı katkıları ve aldığı İstiklal Madalyasını göğsümüz kabararak okuruz. Kurtuluş Savaşı’nın ardından yıllardır kafasında planlayıp durduğu düşünceyi hayata geçirerek kendi uçağını yapmasını anlatır. VECİHİ K-6’dır ilk uçağının adı. Ancak bürokrasinin Vecihi Bey’in hızına yetişemediğini, uçağı yaptığı için takdir edilmek yerine izin almadan uçtuğu için cezalandırıldığını okuyunca; Hezarefen’den 300 yıl sonra değişen bir şey olmadığını anlarız. Bu topraklarda bilimin, teknolojinin, ilerlemenin ödülü kırk satırla kırk katırdır. Ama Vecihi Bey’in hiçbir zorluktan yılmamasını, bürokrasiyi bile alt etmesi, ‘Yaşşaaa’ nidalarıyla karşılarız. Ülkemizin ilk sivil yük ve yolcu taşıyan hava yolunu kurduğunu, dört yüze yakın uçak imal edip yabancı ülkelere sattığını, ömrünün son demlerinde bile ilk yerli helikopteri yapmak için uğraştığını öğreniriz. Hayallerinin peşinden uçmayı bir ömür sürdüren bu eşsiz adamın, insanlığın Ay’a ayak basmak üzere uzaya doğru uçtuğu 16 Temmuz 1969 tarihinde ölmesi de, onun uzay mekiğine bedenen olmasa bile ruhen sızdığının kanıtı gibidir.

Vecihi Hürkuş, bir savaş kahramanı olduğu halde, kitabın savaş karşıtı söyleminin dikkat çekici olduğunu belirtmeliyim. Orhan Bahtiyar, sadece bu topraklarda yetişmiş farklı bir insanın hikâyesini anlatmakla takdirimizi toplamıyor, çocuklara savaşı değil, barışın güzelliklerini anlatmasıyla da alkışlarımızı alıyor.

Çocuğun, “Bir savaş kahramanı mısın yani?” sorusuna Vecihi Hürkuş’un cevabını keşke her büyük çocuğuna söylese ve savaşlar hiç olmasa: “Bak evlat. Savaş iyi bir şey değildir. İnsanlar ölür, yakınlarını evlerini kaybeder. Çocuklar anne baba ve oyuncaklarını kaybeder. Bu yüzden savaşın kahramanı yoktur. Savaşın kurbanları vardır. Birilerine zarar verdin diye sana kahraman diyeceklerse hiç demesinler daha iyi. Ancak… İnsanlık için faydalı bir şey yapıyorsan, aydınlanma yolunda ilerliyorsan, işte o zaman gerçek bir kahramansın.”

Aşağıdaki satırları okuyan çocukların büyüdüklerinde dünyanın başka yerlerindeki çocukları düşünerek savaşmayacaklarına umut bağlayabilir miyiz, bilmiyorum… Ama birkaçı bile böyle düşünse gene de önemli bir iş başarmış oluruz.

“Savaşmak nasıl bir şeydi?”

“Evlat, ben uçmaya sevdalıyım. Savaşmaya değil. Uçağımla gökyüzünden çocuklara oyuncak atmayı ne kadar çok isterdim biliyor musun? Ama yine de merak ediyorsan anlatayım. Orada bir Rus uçağı düşürerek Kafkas Cephesi’nde düşman uçağı düşüren ilk pilot oldum.”

“Yaşşaaaa!” diye bağırdım sevinçle.

“Peki ya düşen benim uçağım olsaydı yine böyle sevinir miydin?” diye sordu.

“Asla… Asla sevinmezdim. Çok üzülürdüm,” diye yanıt verdim.

“Emin ol, uçağını düşürdüğüm Rus pilotun da tanıdığı bir çocuk vardır ve o da çok üzülmüştür,” dedi şefkat dolu sesiyle.

Çok şaşırmıştım. Ben sevinirken dünyanın başka bir yerinde bir çocuk hayal kırıklığına uğruyor ve kalbi kırılıyordu.

Son olarak hayal kurmayı bilmeyen o kıza ne mi söyledim. Gözlerini kapatmasını, güzel şeyler düşünmesini, hayallerin gelip kendisini bulacağını, söyledim. Bir de kitap okumasını, kitapların birer perisi olduğunu ve kollarından tutup hayaller ülkesine götüreceğini fısıldadım. Şimdi siz de gözlerinizi kapatın… ya da iyisi mi Hürkuş İle Göklerde kitabını alın ve hayal perilerinin gelip sizi uçurmasını bekleyin.

  • Hürkuş İle Göklerde
  • Yazar: Orhan Bahtiyar
  • Türü: Çocuk Öykü
  • Baskı Yılı: Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı: 48 Sayfa
  • Yayınevi: Aya Kitap

 

* Bu yazı daha önce Yeşil Gazete’nin 01 Mart 2014 tarihli sayısında yayınlandı.

Mehmet Fırat Pürselim

Mehmet Fırat Pürselim

1975 yılında Antalya'da doğdu. Üsküdar Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Halen serbest avukatlık yapmaktadır.

İlk kitabı Hayat Apartımanı, 2012 Naim Tirali Öykü Ödülü’ne layık görüldü. Çocuklar için hazırladığı Doğa Öyküleri serisinin ilk kitabı Flamingo Çocuk 2013 Mayıs ayında çocuklarla buluştu. İlk romanı Emanetimdeki Hayatlar 2014 yılı Haziran ayında yayınlandı.

BirGün Kitap, Sol Kitap, Evrensel Gazetesi, BirGün Gazetesi, Yeşil Gazete ve çeşitli dergilerde kitap incelemelerine ve edebiyata ilişkin yazıları yayınlandı. Uzman Tv’de kitap tanıtımı programları yaptı.

Fotoğraf: Bora Elber
Mehmet Fırat Pürselim

Latest posts by Mehmet Fırat Pürselim (see all)

Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us
Sapiens

Cevap Yazın