Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Hiçliğin ve Baskının Kitabı: Satranç

0

Zweig karşıtlık ağı üzerine kurar öyküsünü; Bay B. ve Czentovic, soru soran ve ifade veren, siyah ve beyaz. O’nu buna iten ise Zweig’in Gestapo ile olan gerçek çatışmasıdır.

Zweig belki en bilinen eseri Satranç’ı, Nazi baskısıyla gittiği Brezilya’da yazar. Kitap Zweig’in hayat hakkında ya da hayata söylediği son sözlerdir. Öykünün ana kahramanı Bay B. aracılığıyla acısını, üzüntüsünü, çaresizliğini, içine sindiremediklerini anlatır. Satranç’ın ardından, “kendini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu” hissederek, usul usul bitirir hayat kavgasını.

KitapEki
KitapEki

“Satranç” birbirinin zıttı iki satranç oyuncusu üzerinden Zweig’in yaşadıklarını, 2. Dünya Savaşı’nı ve yeni Avrupa’yı ortaya koyar. Naziler sebebiyle ülkesini terk etmek zorunda kalan bir Avusturyalı olan Bay B. ile el sıkışırız. Satrancı hayatına sokmak zorunda kalıp belki onun sayesinde hayatta kalabilen Bay B.’yi, Dünya Satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile karşı karşıya getirir. Bay B. eğitimli ve iyi bir aileden gelen bir figürdür. Czentovic ise; durgun zekalı, entellektüel birikimden uzak biridir. Çocuk haliyle derslerinde başarısız, etrafına karşı ilgisiz, hayal gücünden yoksun, yetişkinliğinde tek önem verdiği şey para olan bir “satranç makinası”. Yetersizliğinin farkında olan, Satrançtaki başarısını insanlar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanan biri olarak betimlenir.

Gestapo tüm Avrupa’yı tehdit etmektedir ve sonunda Avusturya’ya girer. Kilise’nin ve manastırların mallarına el koyma zamanı gelmiştir. Bir süre sonra Bay B.‘nin yaptığı işin bu mallarla olan ilgisi tespit edilir ve Bay B. tutuklanır. Bay B. ile Zweig’in ortak noktası; Gestapo’nun sebep olduğu bu tutsaklık halidir. O’na toplama kampında zulüm etmek, ölümünü bekletmek yerine başka bir uygulamaya tabi tutarlar. Bazı “özel insanlara” yapıldığı gibi bir otel odasına götürülür ve orada tutulur. Çok insancıl gibi gözüken bu tutsaklığın korkunç bir yanı vardır; hiçlik!

Satranç’ta “hiçliğin” anlamını tekrar buluruz. Bay B.’nin tutsak edildiği o oda bomboş bile değildir; hiçliğin ta kendisidir aslında. Koskoca bir boşluğun içine hapsedilmiştir. Her gün, her sabah aynı hiçliğe uyanmaktadır. Okuyacak, öğrenecek, duyacak, tartışacak, hissedecek, yeni olan hiçbir şey yoktur. Bir insanın mahkum edilebileceği en korkunç şeylerden biri; bir boşluğun içinde asılı durmak , o boşlukta kaybolup gitmek olabilir. Onu besleyecek, bir şey düşünmesine hissetmesine sebep olacak en ufak şey, dış dünyaya ait hiç bir şey yoktur. Etrafa yayabildiği tek şey kendi sesidir; sadece kendisiyle, kendi sesiyle paylaşacağı bir dünyaya mahkum edilmiştir.

Bay B. tutsak edildiği süre boyunca sorgulanır. Ne sorulacağını bilmez, üstelik tahmin de edemez. Her geçen gün altında daha fazla ezileceği bir çatışma vardır; Gestapo’nun kendisi bildiği bir gerçeği inkar ederek mi yoksa bilmediği bir şeyi yanlışlıkla itiraf ederek mi zarar görecektir ? Bir kuruntu girdabındadır ve onu oradan çekip çıkaracak en ufak bir uğraş yoktur.

Kitabın dikkat çekici bir kurgusu olmayabilir, ama Zweig insanın içinde yaşadığı dünyada neler olup bittiğini ortaya koyarken aradaki mesafeleri kaldırır, bir kaç cümlede çok kuvvetli karakter tahlilleri ortaya koyar. Freud’dan ne kadar etkilendiği anlatımlarının pek çok yerinde fark edilir. Sayfalar boyunca o odada, Bay B. ile siz de aynı hiçliğin içinde kaybolup gideriz. Bay B.‘nin hastalanmasına sebep olan ve yan karakterlede de gördüğümüz hırsı, ebeveyn sevgisinden yoksun büyüyen birini, yenmeye ve akıl ile ilgili meselelere duyulan tutkuyu, duygusal iniş çıkışları seyrediyormuşuz gibi adım adım bize taşır. Maruz kalınan baskının yarattığı tahribatı sinirle seğiren bir ağzın sağ kenarında buluruz.

Zweig karşıtlık ağı üzerine kurar öyküsünü; Bay B. ve Czentovic, soru soran ve ifade veren, siyah ve beyaz. O’nu buna iten ise Zweig’in Gestapo ile olan gerçek çatışmasıdır. Çok kısa ve bir çırpıda okunabilecek gibi gözükse de “Satranç” faşizmin yarattığı buhranı, bir kıtanın dönüşümünü, baskıyla solan bir hayatın ağırlığını taşır. Dünyayı, insanları biraz olsun tanımak arzusundaysanız Zweig’i mutlaka okuyun; sizi yaşama, içinde bulunduğunuz koşullara bir adım daha yaklaştıracaktır.

  • Satranç
  • Yazar: Stefan Zweig
  • Çeviri: Ayça Sabuncuoğlu
  • Türü: Uzun Öykü
  • Baskı Yılı: 54. Baskı, Şubat 2017
  • Sayfa Sayısı: 72 sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Gökçesu Özgül

1984 doğumlu, avukat. Hukuk alanında yüksek lisans yapıyor. Kadın hareketi içinde yer almakta.
Gökçesu Özgül

Latest posts by Gökçesu Özgül (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *