Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Hitler’i yeniden okumak

0

Hitler’in 1924-1926 arası süreçte yazdığı Kavgam’ın ilk basımı 1925’te yapılmış ve 1944’e dek 12 milyonu aşan sayıya ulaşmıştı. 

“Tarihte seyrek olarak, hatta belki de hiç bir zaman,
bir hükümdar, Hitler’in yaptığı gibi, iktidara gelmeden
önce programını yazılı olarak ortaya koymuştur.”
Eberhard Jäckel – 1981

KitapEki
KitapEki
KitapEki

2011 Yılından bu yana, Münih’teki Çağdaş Tarih Enstitüsü’nün (IfZ) başkanlığını yürüten tarihçi Andreas Wirsching, Die Welt gazetesinin 8.7.2014 tarihli baskısında yayımlanan söyleşisinde, “Hitler’in ‘Kavgam’ı, Nasyonal Sosyalizm’in kavranabilmesi için vazgeçilemez tarihsel bir kaynaktır. Çağdaş Tarih Enstitüsü, bu kitabın bilimsel olarak yorumlanmış bir baskısını yayımlamak istemektedir. Enstitünün amacı, Hitler’in dünya görüşünü, ideolojik köklerini, neye muhalif olduğunu ve sonuç olarak da, programının sonuçlarını kamuoyuna açıklamaktır. Doğaldır ki, bunun halkı kışkırtmakla hiç bir ilgisi yoktur. Ben burada ceza hukukunu ilgilendiren bir neden göremiyorum ve eminim ki, devlet tarafından da Enstitü’nün bu çalışmasını kriminalize edecek girişimlerde bulunulmayacaktır” savıyla kitabın yeniden basımı konusundaki kararlı tavrını açıkça ortaya koyuyor.

hitler_y1

Bu sözlerin üzerinden geçen süreçte, kitabın yeniden yayımlanması konusunda karşıt görüşlülerce koparılan kıyamet, yerini çoktan sayısal verilere bıraktı bile. Yaklaşık 70 yıl süren yasak, 31 Aralık 2015 Cuma gece yarısı sona erdi; Hitler’in Kavgam adlı yapıtının yayım yasağının kalkması üzerine, sayfalar dolusu yorumla birlikte yeniden basılmasının önü açılmış oldu.

Açık gri renkte ve büyük formatta iki cilt halinde yayımlanan yeni baskı, 1966 sayfa ve 3500 dipnottan oluşuyor. Yasak olduğu 70 yıl içerisinde, sahaflarda ve internet ortamında bulunabilen “Kavgam”, ‘meraklısı için aslında hiç bir zaman yasaklanmamıştı’ demek, yanlış olmaz.

Hitler’in 1924-1926 arası süreçte yazdığı Kavgam’ın ilk basımı 1925’te yapılmış ve 1944’e dek 12 milyonu aşan sayıya ulaşmıştı. Kitabın yayın haklarını elinde bulunduran Bavyera Eyaleti, İkinci Paylaşım Savaşı’nın sona ermesiyle, Nazi propogandası ve Yahudi düşmanlığı içerdiği gerekçesiyle kitabın yayımlanmasını yasaklamıştı. İlk gelen bilgilere göre, Ocak 2016 satışları 24 bini bulan Kavgam “en çok satanlar” listesine girmiş bulunuyor. Kitabı genelde tarih ve siyasete ilgisi olan okurların edindiğini öğreniyoruz.

Ve yine Enstitü Başkanı Andreas Wirsching’in Deutsche Welle’de yaptığı 30 Ocak 2016 tarihli söyleşisinde “Kitabın basımı nicelik olarak büyük bir dirence yol açtı. Bu bizim düşündüğümüzden de çok fazlaydı. Nitelik olaraksa çok memnunum. (…) Doğaldır ki, eleştirel yaklaşımlar da var, başka türlüsü de zaten olamaz, ama bütüne baktığımızda son derece memnunuz” değerlendirmesini okuyoruz.

20 Ekim 2014’te 350 üye ile Almanya’nın Saksonya Eyaleti’nin başkenti Dresden’de (ki, ırkçılığın 40 yıllık bir sosyalist(!) deneyimi olan Doğu Almanya’da daha çok hortlama ortamı bulmasıysa, traji komik başka toplumsal bir gerçekliktir) kurularak eylemlerine başlayan Pegida Hareketi’nin (Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes = Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar), 2015 Ocak ayı rakamlarına göre 25 bin kişilik dev bir eylemlilik dinamizmine ulaşmasıyla, Alman Nazizminin Hitler’in kitabının yeniden basılıp okunmasıyla pek de ilgilenmediğini öğrenmiş oluyoruz.

11 Eylül 2001’le birlikte, tarih sahnesine “komünizm öcüsü”nün yerine büyük küresel maliyetler göze alınarak “siyasal islam”ın yerleştirilmesiyle başlayan süreç, ivmesini hızlandırarak, Batılı’nın ortak direnç geliştirip yükseltmesinin de yolunu açmıştır. El Kaide ve IŞİD gibi taşeron yapıların küresel ölçekteki bir birini izleyen sayısız eylem ve operasyonlarıyla modern zamanların en ürkünç öldürme makinesine dönüştürülen “siyasal islam”, Almanya özelinde de toplumsal tepkimesini bulmuştur. Özellikle, Paris ve İstanbul Dikilitaş’taki provokatif eylemlerle tırmanışa geçen yabancılara yönelik rövanşist saldırılar ve Suriye cehenneminden kaçmayı başararak Almanya’ya gelebilen mültecilerin topluca yaşadıkları konutlara yapılan kundaklama sayılarındaki artışı da buna eklediğimizde, “biz faşizmin kitabını yazmış adamlarız” efelenmesiyle “yaptıklarımız yapabileceklerimizin teminatıdır”ı haykırmaktadır Adolf’ün sadık torunları.

Nasyonal Sosyalistlerin dünyaca tescilli sembolü olmasının yanı sıra Antik Efes kenti kalıntılarında ve Berlin’deki Yeraltı Sığınakları Müzesi’inde sergilenen ve İkinci Paylaşım Savaşı sırasındaki Litvanya bayrağında da bulunan gamalı haçı her gördüğümde, itiraf edeyimki, neyi simgelediğini bilmiyordum. Ta ki, Pekin, Hong Kong ve Bangkok’taki budist tapınaklarında da aynı sembolü görüp yerinde sorduğumda öğrenmiştim mitolojik anlamını: Bin şans. Evet, Çinliler ve diğer kadim kültürler gamalı haçı şans ve mutluluk sembolü olarak kullanıyorlardı. Asya, Avrupa, Latin Amerika, kısacası neredeyse insanın ayak basıp yaşadığı tüm coğrafyalarda rastlamak olasıydı, kökeni günümüzden 4 – 5 bin yıl öncesine tarihlenen bu sembole. Hitler Almanyası’nın elinde, insanlık tarihinde eşi benzeri görülmedik örgütlülükteki bir kitlesel kıyımı gerçekleştiren bu şans(!), kendine özgü bir markayı bile patentleyebilmişti: Holocaust. Ve o ne şanstır ki(!), halâ yüzümüze gülmekten bir türlü kendini alamamaktadır.

Tarih sahnesindeki varlığını 600 yılla tamamlayan Osmanlı’nın diyalektik sonucu kurulan ve ne yazıkki bağışıklık sistemi içeriden ve dışarıdan çökertilmeye çalışılan lâik-demokratik cumhuriyet projesini “90 yıllık enkazı kaldırdık” orgazmıyla lanetleyen patolojik zihniyetli hurdacılığın, “gaz” odalarından arta kalan insan külleriyle tütsülenen “saray”larında kurdukları “canım-kendim-benim” düşlerinden hiç vakit yitirmeksizin uyanmaları/uyandırılmaları dileğiyle, tez okunup okutula; Adolf Hitler’in Kavgam’ının güncellenerek “yorumlanmış” faşist manifestosu.

Ve “faşizm”in “emperyalizm”in frankenştaynı olduğu gerçeği, asla ve asla unutulmaya, unutturulmaya!

  • Kitap: Hitler, Mein Kampf: Eine kritische Edition
  • Yazar: Christian Hartman, Othmar Plöckinger, Roman Töppel, Thomas Vordermayer
  • Yayınevi: Institut für Zeitgeschichte
Fikret Yıldırım

Fikret Yıldırım

50 yıllık Pendik'li fakat 23 yıldır Berlin'de yaşıyor. Almanya ile tanışmasını Kenan Paşa ve arkadaşlarına (!) borçlu. 9 Eylül İktisat'ı bitirmeden AÜ DTCF Germanistik Bölümü'ne
geçerek mezun oldu. Türk şirketinin Almanya operasyonlarında çalıştı, yöneticilik yaptı, yapıyor...
Metin Ağaçgözgü ile bir kitap (Türkçe'ye) ve bir de film altyazısı (Almanca'ya) çevirdi. 40 yıldır kendince bağlama çalar.
Özellikle felsefe okumalarını sever. 50 yaşından sonra da okuyanların şiir olduğunu söyledikleri
dizeler yazmaya yeltendi: yildirimfikret.blogspot.com
Fikret Yıldırım

Latest posts by Fikret Yıldırım (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *