Responsive banner image
 

İhtirasların Ve Hırsların Altında Bir Yaşam

0

Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmekkendi çağımızı, psikolojik durumumuzu, kişisel ihtiraslarımı, egomuzu ve içimizdeki kötücül ruhu anlatıyor.

1

KirmiziKedi__5


Gonçalo M. Tavares, Portekizli genç bir yazar. Bizde pek bilinmese de başka ülkelerde ve edebiyatla haşır neşir olan okuyucular tarafından oldukça iyi tanınmakta. Yazar yakında detaylı bilgi vermeyeceğim. Merak edenler, kaliteli edebiyatı takip edenler er ya da geç kendisiyle tanışacaklardır. Kitaptan bahsetmeden önce usta eleştirmen, KitapEki’nin de yazarı Ömer Türkeş’in hem yazar hakkında hem de eserleri hakkında yazılarına da bakabilirler.

2

Kitap, Dr. Lenz Buchman’ın hikayesini anlatıyor bizlere. Her şey Dr. Lenz’in babasının Dr. Lenz’i kendi hizmetçilerine tecavüz etmeye zorlamasıyla başlar. Bu çirkin olay kitabın gidişatı ve kahramanların ruh halleri bakımından aslında bize ipucu da veriyor. Sanki bu olaydan sonra Dr. Lenz lanetlenir. Hiçbir işi rast gitmez. Ruhsal bunalımlarla ve içindeki kötülüklerle savaşmayı pek denemese de içten içe kaygılandığını duyar gibiyiz. Peki kimdir bu Dr. Lenz? isterseniz gelin yazarın ağzından öğrenelim; “Doktor Lenz bu şehrin en önemli cerrahı, kendi özel zevkinin tek hakimi, fahişeleri uzaktan aşağılamayı seven, son zamanlarda evinde bir serseriyi ağırlayıp ona dolgun sadakalar, ekmek ve yemek verme ve en önemlisi de serseriyi aşağılama, güçlü taraf olmanın, dünyanın açık seçik gösterdiğini görebilen iki keskin ve sağlıklı göze sahip olmanın tadını çıkarma alışkanlığı kazanmış Doktor Lenz (S.51)”. Yukarıdaki cümlelerden anlaşılacağı gibi Dr. Lenz çokta sağlıklı düşünen bir karakter değil. Kendi içindeki kötülüklere yenilebilen, varlıklı, insanları hiç önemsemeyen bir karakter. Sadece kendisiyle problemi yok, aynı zamanda hem abisi hem de babasıyla problemi olan bir karakter. Her şeyin kusursuz olmasını ister ve bu minvalde hareket etmeye çalışır. Olaylarla pek ilgilenmez, olaylar onu pek etkilemez tıpkı insanların onu etkilemediği gibi. Abisi Albert’in ölmesini hayra yorar ve yükten kurtulduğunu düşünüp içten içe sevinecek kadar kötü bir karaktere sahip Dr. Lenz.

3

Tavares, Dr. Lenz’in üzerinden sanki birazda modern çağın insanlarına-özelikle psikolojik durumlarına- ışık tutmaya çalışmış. Modern çağın insanlarında bitmek bilmez ego, kötücül ihtiras, olaylara bireysel yaklaşım ve narsizm, zamana ve insanlara bakış açısında büyük rol belirleyicidir. Her gün Dr. Lenz’lerle yaşadığımızın farkında mıyız bilmem. İhtiras ve egodan bahsettik. Peki Dr. Lenz’e musallat olan bu ego ve ihtiras nedir: Dr. Lenz zamanla doktorluktan sıkılır ve yoğun bir siyaset ihtirası içerisinde bulur kendini. Önemli bir yere gelip, insanlar üzerinde söz sahibi olmaya çalışır. Yetenekleri ve kendine güveniyle bunu başarır. Yolu yine kendisine ruhen ve karakter olarak yakın olan Hamm Kestner ile kesişir. Ve ikisi yeni emelleri için kolları sıvarlar. “İnsanlar gerçek korkuyu hissetmeden asla kayda değer bir şekilde harekete geçmezler ve harekette geçtikten sonra durmaksızın onları kovalayan bir şeyin varlığına ihtiyaç duyulur. “Zor olan,” diyordu Lenz, “her insana, bir hücrede hapisken bile dünyanın hakimiyetini elinde tuttuğu duygusunu vermektir (S.151)” bu sözlerle iki ortağın emellerini ve hareketlerini anlayabiliyoruz.

4

Bu emeller için kolları sıvayan Dr. Lenz bir şeyi unuttur; Doğanın İntikamını. Kendi cümleleriyle doğaya bir güç istinaf eder. Ve kendi inançları doğrultusunda daha emellerine ulaşmadan, insanlara hükmedecek ikinci önemli insan olmadan ölümcül bir hastalığa yakalanır. Siyaset hayatı da bu şekilde sonlanır. Hastalık sürecinde yakın arkadaşı olmasa da Hamm Kestner onu yalnız bırakır ve tek adam ve birinci önemli kişi olarak insanlar üzerinde hakimiyet kurar. Bu hastalık sürecinde Dr. Lenz ara ara babasını ve abisini ansa da son demlere kadar içinde en ufak bir merhamet belirtisini göremiyoruz. Acizliğini anlar anlamasına ama yine de gururundan ödün vermez.

5

Tavares’in ustalığı; Kafka’ya benzetilmesi, eminim karakterlerinin ruhsal bunalımları ve kişisel özellikleriyle bir bireye bir topluluğa ve topluma ayna tutmasıdır. Bu bizi bir yerden sonra rahatsız ediyor, her ne kadar kurmaca bir metin olsa da. Bence etmeli de. Sadece bireyi, topluluğu ve toplumu anlatmakla kalmıyor, yazar biraz da kendi kişiliğini de yansıtıyor kitabına ama bu kötülüğü onaylayan değil içten içe rahatsız olan yanını yansıtıyor. Bu kötülüklerden rahatsız olan karakterleri de görüyoruz kitapta. Bu konu da usta eleştirmen Ömer Türkeş’e başvuralım. Ömer Türkeş, Arka Kapak dergisine 5. sayısında verdiği bir röportajında şöyle der: “Her roman kendi çağının gerçeklerini içinde barındırır”. Tam da usta eleştirmenin dediği gibi; bu roman kendi çağımızı, psikolojik durumumuzu, kişisel ihtiraslarımı, egomuzu ve içimizdeki kötücül ruhu anlatıyor. Yazıya bir alıntıyla son vermeden önce, yazarın son derece sağlam bir dilli ve üslubu olduğunu belirtmeliyim. Dil ve üslup konusunda son zamanlarda okuduğum en sağlam romanlardan biri.

“Deli dünyayla ilişkisindeki onca kontrolsüzlüğüne rağmen saygıyı diğer tüm insanlarda daha fazla hakkediyordu. Çünkü iki adan onda hiç olmazsa kişisel bir gurur görebiliyordu, diğer insanları yönetmeye yetmese bile en azından onlara itaat etmemeye yeten bir gurur (S.101)”

  • Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek
  • Yazar: Gonçalo M. Tavares
  • Çeviri: İpek Gürsoy Manavbaşı
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı: 258 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Doğan Yalçın

Doğan Yalçın

1994 yılında Muş’ta doğdu. Iğdır Haydar Aliyev Fen lisesinden mezun oldu. Halen Afyon Kocatepe Üniversitesinde Biyomedikal üçüncü sınıf öğrencisi.
Doğan Yalçın kendisini şöyle anlatıyor; En büyük zaafım çok hayal kurmamdır diye düşünüyorum. Hem de imkansız türlerden.
Bazen; ”oğlum bir mühendis için bu hayaller biraz saçma değil mi?” diye sorduğum oluyor. Bazen de ‘’Edebiyata ve kitaba bu kadar önem ve zaman verdiğinden okulu bittiremeyeceksin’’ der durur şeytani tarafım. Nerden bilsin hayallerle yaşadığımı, hayallerimin de edebiyat ve kitapla yaşadığını.
En sancılı, sıkıntılı, yokluk zamanlarımda en büyük kahramanım hayallerimden kendime biçtiğim rollerdi.
Belki de bu da hayal kurmanın zaaf olduğunu sanmamın zaaflığıdır. Kim bilir…
Doğan Yalçın

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *