Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

İnsan psikolojisine derin bir bakış: İnsan Çürümeye Başladığında

0

Mustafa Becit; “Nitelikli edebiyata ürün vermek, hayal ettiğim hikâyeleri okuyucuya en etkili biçimde sunmak için dil ve anlatım üzerinde önemle duruyorum.”

Mustafa Becit, Küsurat Yayınları’ndan çıkan ikinci romanıyla çürümeye başlayan insan psikolojisine derin bir bakış atıyor. Adalet ve Kader kavramlarını kafaya takmış karakterler, tüm ülkeyi ilgilendiren bir skandalla baş başa kalıyor. Mustafa Becit’le İnsan Çürümeye Başladığında’yı konuştuk. 

KitapEki
KitapEki
  • İkinci romanınız “İnsan Çürümeye Başladığında” ile ikinci kez okur karşısına çıktınız; nasıl hissediyorsunuz?

Heyecanlıyım. İlk kitap heyecanından daha farklı bir şey bu. Tarif et deseniz, edemem. 

  • “İnsan Çürümeye başladığında” isimli romanınız, polisiye bir hikaye içeriyor fakat bir yanıyla da klasik ve geleneksel polisiye metinlerinden epey farklı bir noktada konumlandırılıyor, siz bu kitabı nasıl tanımlarsınız?

Yani benim için bu roman, bir polisin dünyasında ne olup bittiğini anlama çabasıydı. Bu sebeple cinayeti arka plana koyup merkeze karakterlerin duygu ve düşüncelerini almaya gayret ettim.

  • Hikâye arayış, kader ve adalet isimli üç ana bölümden oluşurken başroldeki karakterinizin isminin Rauf Aka olması ve bu bölümlerin baş harfleri birleştiğinde AKA isminin ortaya çıkması tesadüf mü? Romanın içinde ona sık sık AKABEY şeklinde hitap edildiğini de düşünürsek…

Bilinçli yaptığım bir şeydi. Arayış, kader ve adalet her insanın yaşamını ilgilendiren bir üçgen. Bu romanda da Rauf Aka bu üçgen içinde bir şeyleri anlamlandırmaya çalışıyor.

  • Romanda çocuğu olmayan iki ailenin içine düştükleri gerilimi, karşılaştıkları sorunları, kurtulmak için çabalamalarını; toplumsal baskıyı, yakın çevrelerinden hissettikleri ezilme korkusunu çok çarpıcı bir biçimde görüyoruz. He roman hem de Türkiye için soruyorum: Durum böyle mi gerçekleşiyor?

Bu konuda kesin bir yargıya varamam; ancak çevremden gördüğüm ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla çocuk baskısı eskisi gibi keskinlik arz etmese de hâlâ var. İki farklı aile var kitapta. Birisi bu baskıyı daha esnek yaşarken, öbürü ezilme kompleksiyle yaşıyor. Özellikle erkeklerin kendi kişisel iktidarlarını ve güç algılarını çocuk üzerine inşa ettiği ailelerde bu baskı fazlasıyla açığa çıkıyor.

  • Kitapta büyük bir adalet tartışması var. Bir yanda polisler, diğer yanda katil, adalete farklı pencerelerden bakıyorlar. Hatta polisler bile hikâyenin bir bölümünde kendi içlerinde farklı bir adalet sorgulamasına giriyorlar. Sizin için adalet nedir?

Tam bir adalet tanımı yapmak imkânsız gibi geliyor bana. İnsanın olduğu yerde fikir vardır ve fikirler ancak kesişebilir, üst üste binmesi olanaksızdır. Haliyle bir kavramın tanımını yapmak, sonra da o tanıma göre evrensel bir doğru ortaya koymak, benim gibi bir adam için zor bir mesele. Bu sebeple kitaptaki sorgulayışta yorumlarımı yazmamaya özen göstererek sözü ve kararı okuyucuya bıraktım.

  • O halde biraz da romanlarınızın dili hakkında konuşalım. “Her Şey Ben Yaşarken Oldu” romanınıza nispetle bu kitapta dilinizde belirgin bir olgunlaşma söz konusu. Özellikle metinde karşılaştığımız soyut anlatım ve karakterlerdeki duygu-durum değişikliklerini okura geçirmekte başarılı olduğunuzu görüyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Teşekkür ederim. Çok çalışıyorum. Nitelikli edebiyata ürün vermek, hayal ettiğim hikâyeleri okuyucuya en etkili biçimde sunmak için dil ve anlatım üzerinde önemle duruyorum. İyi metinler okumaya çalışıyorum. Yani iyi bir kitap yahut metin bulduğumda da posasını çıkarana kadar tekrar tekrar okuyorum. Cümleyi nasıl kurmuş, kelimeleri nasıl dizmiş, hikâyeye nasıl girmiş, hikâyeyi nasıl geliştirip nasıl sonlandırmış, bütün hatlarıyla inceliyorum.

  • Verdiğiniz cevaplardan yola çıkınca Mustafa Becit’i daha çok merak ettim. Kimdir Mustafa, birbirinden karanlık iki romanıyla var olan biri mi, yoksa hiç tanımadığımız farklı biri mi?

İlk romanımı okuyan biri, bu kitapta kendinizi anlattığınızı düşünüyorum demişti. Yok yahu, dedim, ben katil falan değilim. Romanların hepsi bir kurmaca. Herhangi bir hayalin kelimeler üzerinden yansıması. Ben kendi halinde romanlar yazmaya gayret eden sıradan bir insanoğluyum. Romanımı sadece bir kişi alıp okusa, işte ben o bir kişi için bu kitabı yazmışım demek ki, diyen biriyim.

  • İnsan Çürümeye Başladığında
  • Yazar: Mustafa Becit
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2017
  • Sayfa Sayısı: 216 Sayfa
  • Yayınevi: Küsurat Yayınları

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *