Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

İsteklerimi Neden Gerçekleştiremiyorum?

0

Amerikalı yazar Steven Pressfield bu en büyük düşmanımıza “Direnç” adını veriyor ve çoksatan kitabı “Yaratma Savaşı”nda Direnç’in hayatımız üzerindeki yıkıcı etkisini kısa pasajlar halinde sergiliyor.

Günlük yaşayışımızın, yalnızca duyularımızı doyuran zevklerin üzerine çıkan bir isteği var hepimizin.

KitapEki
KitapEki

Kimimiz roman yazmak istiyor, kimimiz bir iş kurmak, kimimiz dünyayı dolaşmak istiyor, kimimiz el örgülerini internette satmak.

Ama bir şey oluyor ve erteliyoruz.

Ne kadar istekli olsak da, kendimizi ne kadar motive etsek de bir şey oluyor ve isteğimizi yarıda bırakıyoruz.

Bir şey oluyor ve bitirdiğimiz romanımızı yayınevlerine gönderemeden ölene kadar çekmecede tutuyoruz.

Peki, ne oluyor? İçimizde neler olup bitiyor da isteğimizi, isteklerimizi gerçekleştirmek için harekete geçemiyoruz? Veya başlasak bile nihayete erdiremeden yarıda bırakıyoruz? Sonuca ulaşsak bile başkalarına gösteremiyor, dış dünyaya açamıyoruz?

Amerikalı yazar Steven Pressfield bu en büyük düşmanımıza “Direnç” adını veriyor ve çoksatan kitabı “Yaratma Savaşı”nda Direnç’in hayatımız üzerindeki yıkıcı etkisini kısa pasajlar halinde sergiliyor.

Bizi yaşam planımızdan alıkoyan şey sadece korku olamaz, diyor Pressfield ve ekliyor: Eğer sadece korku olsaydı, korktuğumuzu fark edince utanır, ben korkak biri değilim, der, isteğimizi gerçekleştirmek için daha büyük bir tutku ve sebatla çalışırdık.

Direnç’te korku yok sadece. Korkunun yanında kaygı da var, tembellik de var, utanç da var, özbilinç/özdeğer eksikliği de var ve en kötüsü de akılcı gerekçeler de var. Son derece sinsi bir düşman yani Direnç. Silahını göstere göstere alnınıza dayamıyor. Aksine, çoğunlukla sanki dostumuzmuş gibi davranıyor.

Tam isteğimizi hayata dökmek için harekete geçiyoruz ki içimizde çok mantıklı bir dostumuzmuş gibi konuşmaya başlıyor:

Ben aslında yaparım da, yapmak istemiyorum. Onun yerine falanca işi yapmam çok daha akıllıca olur. İstesem yaparım, ama şu an sırası değil. Onun da zamanı var. Her şeyin bir zamanı var sonuçta.

Steven Pressfield’ın milyonlarca insanı etkilemiş eseri “The War of Art (Yaratma Savaşı)” bana göre okullarda ders kitabı olarak okutulmalı ve hepimizin elinde, tekrar tekrar döneceğimiz bir başucu kitabı olarak bulunmalı.

Benden her hafta bir mektup ve kitap önerisi almak için: http://kitapvekuslar.com/semih-ucar-e-mail-listesi/

Yaratma Savaşı’nın Türkçe çevirisine ulaşmak için tıklayınız

Semih Uçar

Semih Uçar

On bir yaşında girdiği Devlet Konservatuvarı’nın lise devresinden sınıf atlayarak birincilikle mezun oldu. Üniversite öğrenimini, “Üstün Yetenekli Yabancı Öğrenci” statüsünde kabul edilip çift ana dal diploması alarak ve yüksek onur derecesiyle mezun olduğu, Almanya’nın Weimar ‘Franz Liszt’ Müzik Yüksekokulu’nda bitirdikten sonra yüksek lisans öğrenimi için Berlin ‘Hanns Eisler’ Müzik Yüksekokulu’na geçiş yaptı. Berlin Filarmoni Salonu’ndan Pekin Ulusal Tiyatrosu’na uzanan geniş bir yelpazede, dünyanın en önemli müzik merkezlerinde, en saygın şef ve topluluklarıyla sahneye çıktı. 2014’ten bu yana konser ve ‘masterclass’ vermek üzere Japonya’ya davet edilen, profesyonel kayıtları SONY firmasının elektronik cihazlarının tanıtımı için dünyanın her tarafında örnek müzik olarak kullanılan sanatçı dünyanın dört ülkesinde üniversite düzeyinde ders vermiştir. Müziğin yanında dilsel alanda, yazı ve yazında da kendini evinde hisseden Uçar profesyonel yazar olarak 4000 sayfaya yakın bilimsel metin kaleme aldı. Almanya ve Türkiye’de yazınsal ve müzikolojik çok sayıda deneme ve makalesi yayımlandı. Felsefi ve edebi çok sayıda kitabın editörlüğünü yapmış ve yapmakta olan Uçar; Heinrich Heine, Rainer Maria Rilke, Franz Kafka, Stefan Zweig vs. gibi yazarlardan kitaplar çevirmiştir. 2017 yılında TRT Radyo 1, Semih Uçar’ın müzisyen ve çevirmen olarak yaklaşık bir saatlik portresini yayınlamış, Şehir edebiyat dergisinde Uçar’ın Kafka-Dönüşüm çevirisi üzerine şâir Nalan Çelik’in elinden çıkmış bir inceleme yayımlanmış ve besteci Doç. Dr. Hamit Yokuş “Kuzey Rüzgârı” isimli eserini sanatçıya ithaf etmiştir. Henüz 22 yaşında Alman Cumhurbaşkanı tarafından özel bir konser vermesi için Cumhurbaşkanlığı köşküne davet edilmiş olan Semih Uçar’ın yakınlarda Japonya’da bir CD’si yayınlanmıştır. CD’de sanatçı dışında dünyaca ünlü Alman, Japon ve Koreli sanatçı ve profesörler yer almaktadır. Sanatçı şu sıralar Berlin, Bursa ve Budva arasında gidip geliyor ve kendi kitaplarını yazıyor.
Semih Uçar

Latest posts by Semih Uçar (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *