Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Jules’ün Bağladıkları

0

Jules, özel eğitim almış bir Labradordur ve hayat amacı sorumlu olduğu köre yardımcı olmaktır. Bebekliğinden itibaren insanlara yardım etmek amacıyla yetiştirilmiştir.

Paris Orly Havaalanı’nda çok güzel bir spikerle Arap asıllı beş parasız bir makaron satıcısı karşılaşırsa gerçek hayatta kadın aldıklarının parasını öder ve hatta üstü kalsın der ve bir daha birbirlerini görmezler. Ama kadın körse, adam da nişanlısından büyük darbe yemiş bir kaybedense üstüne üstlük kadının sevgilisi varsa bundan bir aşk romanı çıkar. Kadının verdiği kartvizit başkasına aitse ve onları buluşturabilecek yegâne bağ olan rehber köpeğini kendinden uzaklaştırdıysa bundan da bestseller tarzında yazılmış bir yaz romanı olan Jules çıkar.

Alice uçağa binmek üzereyken köpeğini uçağa almak istememeleri üzerine çıkan karmaşaya, Zibal birden bire ortaya çıkan bir kahraman gibi müdahale eder ve rehber köpeklerin sahipleriyle birlikte uçağa binebilecekleri konusunda havaalanı personelini ikna eder. Alice ve Jules’ü bir araya getirir.

KitapEki
KitapEki

Alice, on yedisinde oldukça mutlu ve hareketli bir hayat yaşarken başına gelen meşum saldırı sonrasında hem umudunu hem de gözlerini kaybeder. Fakat sonrasında hayatına giren rehber köpeği Jules, ona iki büyük aşkını ve hayatını geri getirir. Richard’la bedeniyle barışır, Fred’le yeniden yaşama tutunur. Bu arada hayata karışır, resim yapmaya ve RTL radyoda spikerliğe başlar.

Zibal, Şam’da bir çöp bidonunun içine terk edilmiş ve orada görevli Fransız diplomat çift tarafından evlat edinilmiş bir astrofizik ve biyokimya mühendisidir. Tam da kirlilik engelleyici sistemi keşfetmişken, nişanlısı bu icadının üzerine konarak üstüne üstlük bir de patent hırsızlığıyla suçlayarak onu şirketten kovar. Ardından da bu icadı hayata geçirerek milyonlar kazandırabilecek yatırımı sağlayabilecek olan adamla evlenir. Zibal’sa, nişanlısını, işini, evini ve geleceğini kaybeder. Hırsızlık iftirası yüzünden doğru dürüst iş bulamaz ve havaalanındaki makaron satıcılığına ve siyahi bir fahişenin alt katında kira vermeden sığındığı bir eve kadar düşer. Fakat Jules yüzünden bunları da kaybeder.

Jules, özel eğitim almış bir Labradordur ve hayat amacı sorumlu olduğu köre yardımcı olmaktır. Bebekliğinden itibaren insanlara yardım etmek amacıyla yetiştirilmiştir. Alice ile öyle mükemmel bir uyum yakalamışlardır ki, onun sadece gözü değil aynı zamanda beş duyusu birden olmuştur. Tüm benliğiyle sorumluluklarına sahip çıkarken Alice’in göz ameliyatı sonrasında iyileşmesiyle hayat amacı elinden alınır. Bu yüzden bunalıma girer ve acı çeker. Adeta emeklerinin karşılığını alamamış bir emekli gibi hayata küser. Jules için bir seçim yapılması gerekir; Alice’in evcil hayvanı olmakla başka bir köre göz olmak arasında. Alice, hiç ayrılmak istemese de, Federasyon yetkilisinin söylediği, ‘Jules, üzüntüden bir ay içinde ölebilir’ sözü üzerine sevgili dostunu bir başkası tarafından sahiplendirilmek ve travmalara yol açmamak için bir daha görmemek üzere bırakır. Fakat yeni sahibi olan emekli albay oldukça sert ve şiddet yanlısı biri olduğundan, Jules kaçarak onları bir kez kurtaran ve Alice ile bir araya getiren Zibal’i bulur.

Kitabın kilit kahramanı Fred, Alice’in hayata tutunmasını sağlayan, körken resim yapması, sergi açması için teşvik eden, ince zevkleri olan ama her şeyi yönetmek isteyen, kibirli, güçlü bir kişiliktir. Kör ve genç bir kız idealdir ama gözleri açılmış ne istediğini bilen yetişkin bir kadınla arasında problem çıkmaması olanaksızdır. Zaten kısa zamanda sorgulamalar ve soğukluklar başlar. Alice’in babası ve Fred arasında en baştan itibaren gerginlik vardır ve bunun tek sebebi aralarındaki yaş farkı değildir. Ameliyat sonrasında Alice de, Fred’den uzaklaşmıştır fakat minnet duygusu yüzünden terk edememektedir. Aşklarını tazelemek için eskiden keyif aldıkları ritüelleri tekrarlarlar, tatil beldelerine giderler ama ateş bir kez sönmüşse yeniden yakmak oldukça güçtür.

Jules’ün buluşturmaları için Zibal’i seçmesinden sonra Alice’i aramaları bir macera romanı tadında akar. Alice’i bulduktan sonra sevgilisi Fred’e rağmen Zibal’le aralarında tutuşan çekingen aşk ateşiyle kitap romantik bir havada ilerler… Alice ve Zibal sevgili olacaklar mı? Fred, yıllar süren fedakarlığının karşılığını alabilecek mi? Beş parasız ve ka’darbedar (kadınlardan darbe yemiş anlamında 😊) aşksız Zibal, parayı ve aşkı bulabilecek mi? Renkli kıyafetlerini çöpe atan, resim yapmayı bırakarak sergisini iptal ettiren, Fred’le ilişkisi sorgulayan Alice, hayatına nasıl bir yön verecek? Peki ya Jules, hayatını insanlara adamış olan Jules… Bundan sonra antidepresan kullanarak ölümü bekleyen bir fino mu olacak yoksa genlerindeki avcılığı koruyarak Labradorluğa devam mı edecek?

Didier Van Cauwelaert, sekiz yaşındayken yazdığı polisiye romanı ünlü Gallimard Yayınevi tarafından yayımlanan Fransız Akademisi ödüllü bir tiyatro yazarı ve dramaturgdur. Romanları yirminin üzerinde dile çevrilmiş ve pek çok kez filme uyarlanmıştır. Jules de, filme alınmaya çok uygun bir roman ve büyük ihtimalle önce aşkın ön planda olduğu Fransız versiyonunu ardından da bol aksiyonlu Hollywood tarzını izleyeceğiz. Yönetmenin en büyük sorununun, romanın büyük sürprizini belli aşamaya kadar saklamak olacağını şimdiden söyleyebilirim.

Bir aşk hikâyesi olan Jules, körler ve özellikle de körlere yardımcı rehber köpeklerle ilgili paylaşımları sayesinde bu konuda farkındalık yaratıyor. Fransız bir anne baba tarafından tamamen Fransız gibi yetiştirildiği halde fiziki görünümü sebebiyle Zibal’in ‘Cihatçı Müslüman’ önyargısıyla karşılaşması gibi ince eleştirilerle de, yazar dozunda sosyal mesaj vermeyi ihmal etmiyor. Oldukça büyük harfleri ve geniş satır araları okuma kolaylığı sağlıyor ve 260 sayfa bir çırpıda bitiveriyor. Jules’ü çoksatar okumayı sevenler, kafasını eğlenceli ve rahat okunan bir kitapla boşaltmak isteyenler sevecektir.

  • Jules
  • Yazar: Didier Van Cauwelaert
  • Çeviri: Duygu Dalgakıran
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: Nisan 2018
  • Sayfa Sayısı: 260 Sayfa
  • Yayınevi: Domingo Yayınevi

 

Okuma önerisi!

Rüzgârın Şarkısını Dinle – Haruki Murakami

Mehmet Fırat Pürselim’in incelemesi; “Olivetti daktilonun tıkırtıları arasında”
yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Rüzgârın Şarkısını Dinle’de roman örgüsü aramak yerine novella olarak okumak çok daha doğru biçimde değerlendirmemizi sağlayacaktır.

Mehmet Fırat Pürselim

Mehmet Fırat Pürselim

1975 yılında Antalya'da doğdu. Üsküdar Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Halen serbest avukatlık yapmaktadır.

İlk kitabı Hayat Apartımanı, 2012 Naim Tirali Öykü Ödülü’ne layık görüldü. Çocuklar için hazırladığı Doğa Öyküleri serisinin ilk kitabı Flamingo Çocuk 2013 Mayıs ayında çocuklarla buluştu. İlk romanı Emanetimdeki Hayatlar 2014 yılı Haziran ayında yayınlandı.

BirGün Kitap, Sol Kitap, Evrensel Gazetesi, BirGün Gazetesi, Yeşil Gazete ve çeşitli dergilerde kitap incelemelerine ve edebiyata ilişkin yazıları yayınlandı. Uzman Tv’de kitap tanıtımı programları yaptı.

Fotoğraf: Bora Elber
Mehmet Fırat Pürselim

Latest posts by Mehmet Fırat Pürselim (see all)

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *