Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Kamyon Sevdası

0

Öldürülmesi ile ilgili bir sürü neden ve senaryo ileri sürülür. Oysa gerçeği görenler ve bilenler yalnızca yıldızlardır. Bu yıldızların iki tanesi kayarak gökyüzündeki diğer yıldızların arasına karıştılar. Birincisi amblemi yıldız olan Desoto kamyon, ikincisi Sabah Yıldızı Sabahattin Ali.

Sabah Yıldızı
At arabasıyla geldikleri Edremit’in sokaklarında arkadaşları oynarken, kenardan onları seyretmeyi yeğleyen beyaz yüzlü, dalgalı saçlı çocuğa mahalleli “Sabah Yıldızı” adını takmıştı. Sabah Yıldızı, Edremit’te geçirdiği çocukluk yıllarından ileride hikâyelerinde kullanmak üzere bir kamyon (Araba) dolusu malzeme toplamıştı.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Kağnı
Arabasına doldurduğu hikayelerin bir kısmını 1936 yılında KAĞNI adlı kitabında da kullanmıştı. Bu kitaptaki hikayelerden birisi diğerlerinin arasında uzunlarını yakıp korna çalarak adının “Kamyon” olduğunu söyler. Kağnı adlı kitapta Kamyon adlı hikayenin olması da oldukça ilginçtir. Kamyon hikayesi kasasında, Konya’dan İzmir’e giden bir kamyonun kasasında yolculuk eden insanların hikayesini taşır.

Kamyon’un yol aldığı başka bir hikaye de (ki bu yol asfalt bir yol’dur) “Asfalt Yol” adlı hikayedir. Bu hikayenin ilk bölümünde tayin olduğu köye kamyon ile giden bir öğretmenin köyün bozuk yolunda kamyon yolculuğunu anlatır. Kamyon hikayeleri Sabahattin Ali’nin hikayelerinde yükleriyle ağır ağır yollarına devam ederlerken içlerinden birinin şoförünün uykusu gelir. ”Uyku” adlı bu hikaye Yıldızeli’nden Sivas’a gitmek için şeker çuvalları yüklü bir kamyona binen iki arkadaşın, üç gündür uykusuz olan bir şoförle yaptıkları gece yolculuğunu taşır sayfalara. Ki hikaye Pertev Naili Boratav’ın başından geçen gerçek bir hikayedir, yanındaki arkadaşı ise o zamanın Sivas lise müdürü Faik Dıranas’tır.

S. Ali’nin hikayelerindeki Kamyon sayfalarından çıkarak 1948 yılında hayatının tozlu topraklı yollarına girer. Bu kamyon onu son yolculuğa götüren kamyondur. S. Ali o yıllarda büyük para sıkıntısı çekmektedir. Hakkında yakında kesinleşecek mahkumiyet kararları vardır. Yurt dışına gitmeyi düşünür ama o sırada durumundan dolayı pasaport alması da olanaksızdır. Son çare olarak yurt dışına kaçmayı planladı. Bu planından kimselere söz etmedi. Parasızlığını biraz olsun gidermek için nakliyat işi yapmayı planladı. Aslında bu asıl planının da bir parçasıydı. Nakliyat işini arkadaşı Adalet Cimcoz ve eşi Mehmet Ali Cimcoz’a anlattılar. O sırada onların zengin bir arkadaşları olan Modalı Melek Celal Sofu Hanım da bir iş yapmak niyetindedir. Adalet Cimcoz ve Mehmet Ali Cimcoz kamyon alma fikrini Melek Hanım’a açarlar. Melek Hanım kabul eder ama kamyonu Sabahattin Ali’nin mevcut durumundan dolayı Adalet Cimcoz’un üzerine yapılmasını ister. Ve Desoto marka bir kamyon satın alınır.

Kamyondur onu ölüme koyan
Sabahattin Ali, cezaevinden tanıdığı Salim diye bir arkadaşını da şoför olarak yanına alır. Adana ve Urfa’ya iki yolculuk yapar. 28 Mart 1948 Pazar günü ailesine ve dostlarına Edirne’ye peynir götüreceğini söyler. “Son kez kamyonla Ankara’dan İstanbul’a dönerken gördüm babamı “ kızı Filiz Ali babasını en son görüşünü bu sözlerle bize anlatıyor ve devam ediyor; ”dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacağını düşünmemiştim.”

Bu yolculuk bir peynir nakliyatı değildi. Uzun zamandan beri planladığı yurt dışına kaçma planının bir parçası idi. Sabahattin Ali hapisteyken Hasan Tural adlı bir Bulgaristan göçmeni ile tanışır. Hapishaneden çıktıktan sonra kaçma düşüncesini ona açar. Hasan Tural onu Ali Ertekin ile tanıştırır. Ali Ertekin ordudan ayrılmış bir astsubaydır. Para karşılığında sınırdan adam kaçırıyordu. İşte bu yüzden Sabahattin Ali onu kamyona muavin olarak alır. 31 Mart günü Edirnekapı’dan Kırklareli’ne doğru yola koyulurlar. Kızılcadere köyünde Sabahattin Ali ve Ali Ertekin kamyondan inerler. Salim kamyonla geri gönderilir. Desoto kamyon uzaklaşırken Sabahattin Ali ölüme yaklaştığını bilmez. Tabii muavin olarak aldığı Ali Ertekin’in katili olacağını da!

Yıldızlar
Sonrasında Ali Ertekin tarafından Istıranca Dağları’nda öldürülür. Öldürülmesi ile ilgili bir sürü neden ve senaryo ileri sürülür. Oysa gerçeği görenler ve bilenler yalnızca yıldızlardır. Bu yıldızların iki tanesi kayarak gökyüzündeki diğer yıldızların arasına karıştılar. Birincisi amblemi yıldız olan Desoto kamyon, ikincisi Sabah Yıldızı Sabahattin Ali.

Üçüncü yıldız bugün bile hala bu sırrı saklıyor. Istıranca dağları yani Yıldız dağları…

Fatin Hazinedar

Fatin Hazinedar

15 Mart 1965 tarihinde Fatsa Bolaman’da ailenin üçüncü ve son numarası olarak doğdu. Orta öğrenimini Fatsa Bolaman’da tamamladı. 1987 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği bölümünü bitirdi. Çocukluğu babasının manifatura dükkânındaki kumaşların, denizin ve fındık bahçelerinin içinde geçer. İleri de yazacağı şiirlerinde deniz imgesinin bolca oluşu şairin denizle büyümesinden kaynaklanmaktadır. Şiirleri başta Evrensel olmak üzere Adam Sanat, Milliyet Sanat, Düşlem, Poetik Us, Yeni Biçem, Mozaik, Yine Hişt gibi dergilerde yayımlanır. 1995 Yılında Rıfat Ilgaz Şiir ödülünde “Aşk-ı Salacak” adlı dosyası övgüye değer bulunur. Ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde de denemeleri çıkar. Kendi deyimiyle fındıkkabuğu ile yola çıktığı şiir denizinde kendisine Kerempe’den Rıfat Ilgaz feneri yol gösterir. Yanında Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya gibi can simitleri vardır. Aşk-ı Salacak adlı Çınar Yayınları tarafından yayımlanmış bir şiir kitabı bulunmaktadır.
Fatin Hazinedar

Latest posts by Fatin Hazinedar (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *