Responsive banner image
DeliDolu
 

KitapEki Takipçilerinin Seçtiği 2016’nın En İyi 10 Öykü Kitabı

0

KitapEki takipçileri 2016 yılının en iyi öykü kitaplarını seçti. Bütün bir yıl boyunca rafları dolduran yüzlerce öykü kitabı arasından en iyileri seçmek oldukça zorlu bir iş. Kitabın en iyisini seçmek ise görecelidir. Bize göre sizin en beğendiğiniz kitap en iyisidir…

www.kitapeki.com takipçileri düzenlediğimiz oylamaya oldukça yoğun bir ilgi gösterdi ve kendi beğenilerine göre en iyileri oyladılar. Binlerce takipçimizin katıldığı oylamamızda işte öne çıkanlar… Aşağıdaki liste yüzlerce iyi öykü kitabı arasından takipçilerimizin beğendiği en iyi 10 öykü kitabının sıralamasıdır.

KirmiziKedi_3

KitapEki olarak ilk yılımızı geride bırakırken ilk kez bir oylamaya imza attık. Belki eksiklerimiz vardı, belki gözden kaçırdıklarımız oldu. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki tüm yıl boyunca sizlere dolu dolu bir içerik sunduk. Önümüzdeki yıl ise şimdiye kadar yaptıklarımızdan çok daha iyisini yapacağız. 2017’de yine birlikte olalım, daha çok kitap okuyup, okutturalım… Bir nebze de olsa karanlığı aydınlatalım…

1

Ben Söylemem Sen Anla

Ben Söylemem Sen Anla, yazarın ikinci kitabı. Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak, usulca eleştirmiş “hallerimizi”. Bilinen ama anlatılamayan, görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken, ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş. Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil, camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak…

Ayşegül Kocabıçak, kadınların kırılgan, ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine. Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün… Yazar adeta “Pencerenizi açın!” diye bağıran bir çocuk! İster istemez açıyorsunuz pencerenizi. Bu sefer de, “Ben Söylemem Sen Anla” diyor, çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz, anlamak istiyorsunuz. Sonra “anlamak” eylemi bir şenliğe dönüşüyor. Anladıkça sevilirmiş her şey, anlıyorsunuz…

2

Çerçialan

2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Gamze Arslan, sadece insanın insanla ilişkisine değil, çevresindeki her şeyle bağına odaklanan genç bir yazar. Arslan’ın öykülerinde hayvanlar, tarihî yapılar, beden uzuvları ruh ve dil kazanarak bizimle konuşuyorlar. Ama bu öykü dünyasında her ilişki bir düğüm, yalnızlığın sürüklediği bir çıkmaz sokak adeta; okur hep bir sırrın çözülüşüne tanıklık etse de, varoluşun kökenindeki açmazlarla karşılaşıyor.

Çerçialan’da kurgusu sağlam, tanıklığın gerilimiyle yüklü, sonu sürprizli öyküler var, ancak bu sürprizler pek sevindirici değil, birbirinden ayrılmaz sanılan şeyler bazen bir bıçak darbesiyle kopup gidiyor.

“Annem üzerime yürüdü, saçlarımı yoldu. Neredeyse yarısından fazlasını yolmayı başardı. Canımı zor kurtardım. Babamla nasıl görüşürdüm, bize yaptıklarını ne çabuk unutmuştum. Annem bir canavara dönmüştü. Hızla mutfağa kaçtım ve çekmeceden aldığım bıçağı anneme doğrulttum. Yaklaşmamasını söyledim. Ana yüreği hiç söz dinler mi, evladının yapamayacağını düşündü… Küt! Annem yere düştü. Bıçak midesinde, en derinine kadar saplanmış. Bir ara ‘ekmekleri kesemiyorum bununla’ diye bana söylendiği bıçak. Ne nazlı kadın, bak kesiyormuş işte.”

3

Kibrit Ev

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) üyesi olan, çizgi roman dergisi “Yabani Dergi” ve Vagon Dergi’nin yazar kadrosunda da yer alan Murat s. Dural’ın ilk kitabı olan Kibrit Ev eğlenceli, güldüren olayları anlatmıyor, ama ayrıntıları seven biri olarak hikayelerde yer alan yaşama dair inceden nüanslar okuma keyfi veriyor. Anlatıcı karakterler çoğunlukla hayata kırılgan iplerle bağlı ve olaylar karanlığa yakın atmosferlerde geçse de nedense iç karartıcı değil. Yolunu kaybetmiş, iç dünyasında sürüklenen bu karakterlerin bazen özel bir takım yetenekleri var, bazen ürpertici olaylar geliyor başlarına. Bütün hikayeler akıcı, rahat okunuyor.

Perge Dündar’ın kaleme aldığı yazıyı okumak için TIKLAYINIZ

4

Trajik Nüans

Can Yayınları etiketiyle yakın zamanda okuyucuyla buluşturulan Ahmet Tulgar’ın kaleme aldığı Trajik Nüans, hayatın sarsıcı gerçeklerini tekrar tekrar hatırlatıyor.

Yazar, sıradan bir günde yaptığımız sıradan bir market alışverişinde, yolculukta veya bir çay sohbetinde geçen öykülerde derin sarsıntılara sürüklüyor. Okuyucuyu rahatsız etmeye yönelik doğal bir huzursuzluğu var öykülerin. Günümüzün tüm bireysel, toplumsal tartışmalarını derinden ve acı bir biçimde gözden geçiriyor.

5

Derdin İncinmesin

Dert bu. Kimileyin incinir, kimileyin sağalır.
Mustafa Orman’ın ilk öykü kitabı. Ama beklemiş, telaş etmemiş, üşenmemiş bir ilk kitap. Derdi incitmeye talip.
Dut ağacına konan güvercini bileğinden öpen, herkesin kendine döneceği bilgisine malik, dünyaya gelme fikrini günlüğe düşen ceninle araştıran, utançtan, korkudan, askerden, gözaltından, Türkçenin bütün kokularından el alan öyküler bunlar. Soldan sağa on altı harfli: Umudu dürten, umutsuzluğu yatıştıran hikâyeler.

6

Akılsız Sokrates

Mehmet Fırat Pürselim’in Akılsız Sokrates’inde tarzları birbirinden farklı birçok öykü var. Duyarlılık temelinde gelişen öyküleri toplumsal konulara dikkat çeker nitelikte. “Boğa Güreşi, Akılsız Sokrates, Eski Günlerdeki Gibi, Balık Atlası, Atkı, Katmer, Okaliptüsün Ruhu, Dört Mevsim, Artık Büyüdüm, Otopsi, Güvercin, Beyaz Gelinlik, Tek Taş, Bu Bir Rüyadır, Ruh Halimdir, Bilmece, PostYABANCI, Bir Kara Leke, Yedi Martı, Helallik” öykülerinin yer aldığı kitap, Alakarga Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

7

Gizli Sevenler Cemiyeti

Zor günler için anılar biriktirmeyi küçüklükte öğrenen bir genç, Arap Hatçam Teyze, Berber Kâzım, gelip geçenler, konup göçenler… Öyküden öyküye atlanan bu mahallede, çatılar içine çöker, öyküler lodos yer ve hatta, klarnet bir dünyayı yıkabilir!

Çağdaş edebiyatımızın öykü anlatıcısı Ahmet Büke’nin, ON8 Blog’daki “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi” adlı köşesinde her pazartesi yazdığı öyküler, ikinci kez kitaba dönüştü. Dünya Kitap 2015 Yılın Telif Kitabı Ödülü’nü kazanan İnsan Kendine De İyi Gelir ile başlayan yolculuk, Gizli Sevenler Cemiyeti’yle devam ediyor. Birbirinden komik, hüzünlü, tuhaf, hatta gerçekötesi, 24 öykünün derlenmesiyle hazırlanan seçki, yarayı da dermanı da içinde barındırıyor.

Serdal Keskin’in Ahmet Büke ile gerçekleştirdiği söyleşiyi okumak için TIKLAYINIZ

8

Ötekinin Rüyası

Arjantin’in en büyük yazarlarından Julio Cortazar’ın öykülerinin tamamı ilk defa Türkiye’de okurlarıyla buluştu. Cortazar, edebiyata ve gerçekliğe yaklaşımıyla çağdaşlarını olduğu kadar dünyanın dört bir yanında sonraki nesilleri de derinden etkileyen bir yazar. Bir başka ustanın, Mario Vargas Llosa’nın sunuşuyla yayımlanan Ötekinin Rüyası, Arjantinli yazarın zengin ve fantastik öykü dünyasının ilk durağı.

Yazarın 1937-1945 arasında kaleme aldığı ilk dönem öykülerinin yer aldığı Öteki Yaka ve kendi ismiyle çıkan ilk eseri olan Hayvan Hikâyeleri’nin (1951) yanında Oyunun Sonu (1956) ve Gizli Silahlar (1959) derlemelerini de içeren Ötekinin Rüyası, Cortázar’a aşina olanların her okuyuşta farklı yönlerini keşfedecekleri bir başucu kitabı, yeni başlayacaklar içinse mükemmel bir giriş niteliğinde.

9

Sakın Oraya Gitme

Yekta Kopan’ın alışkın olduğumuz gündelik hayatımızdaki küçük ayrıntıları hatta belki de sadece kendimizin fark ettiğimizi düşündüğümüz o ayrıntıları bu öykülerinde de bulacaksınız. Sizi şaşırtmayacak, sizi hayal kırıklığına uğratmayacak, size “sakın oraya gitme” demeyecek… Bilakis sokağa çıkmaya, güvenmeye, inanmaya, fikirlerini söylemeye, yazmaya cesaret edemeden bir uyarı mahiyetinde kullandığımız bu cümleyle birbirimizi korumaya, kollamaya çalıştığımız bugünlerde bu korkumuz üzerinde düşünmemiz gerektiğini göstermek istiyor bize.

 10

Şu Yağmur Bir Yağsa

Kâmil Erdem zamansız öyküler anlatıyor. Dün yaşanmış, bugünü anlatan, yarına dair olan, uzak bir kasabadan ya da şehrin göbeğinden, bütün bir ömürden birikerek süzülenleri… Fark edilmezliği, önemsiz görünen hayati meseleleri, iki kelime arasındaki boşluktan türeyen tarifsiz oluş hallerini fısıldıyor. Kulak kabartmak gerekiyor duymak için.
Şu Yağmur Bir Yağsa tam da umutsuzluğun, iç hesaplaşmanın, bocalamanın ya da tökezlemenin içinde yeşeren umudu resmediyor. Eksiğini, olumsuzunu, kötüsünü görmeye aşina gözlerin tam zıddıyla karşılaşma ihtimallerini nüktedanlıkla sezdiriyor. Gözümüze sokmadan, bağırmadan yapıyor her şeyi. Tıpkı kendiliğinden yağan yağmur gibi. Öylesine, aniden. Bereketli, ferah.

Kolektif Kitap
Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us

Cevap Yazın