Responsive banner image
DeliDolu
 

Klişelerin Gizlediği Sorular

0

Ben Buradan Okuyorum, klişelerin altına gizlenmiş nitelikli soruları açığa çıkararak edebiyat üstüne düşünmemizi sağlıyor.

Daniel Kehlmann’ın Sesler romanının kahramanlarından Leo Richter, okurlarının, edebiyat meraklılarının “bu fikirleri nereden buluyorsunuz?” sorusuna maruz kalmaktan şikâyetçidir. Richter, panellerde, elçilik resepsiyonlarında ve imza günlerinde hep bu soruyla karşılaşır. Kehlmann, aslında tüm yazarların özellikle söyleşilerde karşılaştıkları “salakça” sorulara verdikleri tepkiyi hicvederek, eksantrik karakter olarak sanatçıların beklentilerinin boşluğunu gözler önüne serer. Leo Richter’in maruz kaldığı soru tipi edebî sohbetlerde sıklıkla ortaya çıkan klişelerden sadece bir tanesidir. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Tim Parks’ın denemelerinden oluşan Ben Buradan Okuyorum adlı kitabı da edebî klişelere farklı bakış açılarıyla yaklaşmanın nasıl ufuk açıcı bir faaliyet olabileceğini gösteren bir yapıt.

KirmiziKedi__3

Edebiyatın Farklı Dinamikleri

Edebiyatla içli dışlı olanlar, bir noktadan sonra şu gibi klişe sorularla karşı karşıya kalır: “Öykülere ihtiyacımız var mı?”, “Gerçekten insan yazmazsa ölebilir mi?”, “Başladığımız her kitabı bitirmek zorunda mıyız?”, “Yazarların daha çok para kazanması daha iyi yazmalarını sağlar mı?”, “Edebiyat ödülleri gerçekten hak sahiplerine mi gidiyor?”, “Edebiyat piyasaları küreselleşmeden nasıl etkilendi?”… Bu sorular uzayıp gider. Akademik üretimde bulunan edebiyat araştırmacıları metnin içindeki tartışmalara katkı sağlayacağını düşünmedikleri için bu tarz sorulara mesafeli durma eğilimindedirler. Metnin dışındaki bu etkenlerle ilgilenmesi gereken daha çok edebiyat sosyoloğu ya da kültür araştırmacısıdır. Edebiyat sosyolojisi ya da kültürel araştırmalar alanlarında çalışanlar ise sadece belirli bir izlek söz konusu olduğunda düşerler bu tip soruların peşine. Edebiyat âlemini bütünlüklü bir dünya olarak algılayıp temas noktalarını açığa çıkarmak, bunun üstünden bir tartışma yürütmek ise her zaman gerçekleşebilecek bir şey değil. Tim Parks,  Ben Buradan Okuyorum’daki denemeleriyle edebiyatın farklı dinamiklerinin birbiriyle ilişkisini serimleyecek adımlar atmaya çalışıyor.

Böyle bir yükü sırtlanmanın kolay olmayacağı tahmin edilebilir. Tim Parks, kurmaca eserlerinin yanı sıra düzenli olarak edebiyat üzerine denemeler yazan, çeviriler yapan ve aynı zamanda üniversitede ders veren ve projelere imza atan üretken bir sanatçı ve akademisyen olduğu için bu zorluğun üstesinden gelebiliyor. Ben Buradan Okuyorum’daki denemelerinde farklı alanlarda ürün vermesinin izlerini takip edebiliyorsunuz. Örneğin, çeviri sorunlarını tartışırken küresel yeni roman akımlarına, ödülleri tartışırken üslup ve kurgu değerlendirmelerine rastlayabiliyoruz.  Parks, edebiyat tartışmalarının klişeleştiği için üzerine düşülmemiş konularını denemelerinde açığa çıkardıkça, edebiyatın üzerindeki hâleler de dağılmaya başlıyor.

Piyasaya Teslim Olma

Mesela biyografi yazarlarının neden ele aldıkları yazarla mesafelerini yitirmeye başladıklarını soruyor, Parks. “Bir-iki sayfadan uzun sürmeyen çok nadir istisnalar dışında her yazar, dünyanın en yetenekli ve iyi niyetli yazarı olarak sunuluyor” diyen Parks, neden yazarların olumsuz yönlerini de göremediğimizi sorarak farklı bir bakış açısı geliştiriyor. Aslında sadece biyografi kaleme alanların değil, belirli bir yazar üzerine uzmanlaşan akademisyen ve eleştirmenlerin de düştüğü bir tuzak bu. Bunun bir sebebi Stockholm sendromuysa, diğeri ise ele alınan yazarın kanatlarının altına girmenin yarattığı konfor olabilir.

Bir diğer verimli tartışma ise okuma alışkanlıkları konusunda ilerliyor. Eğitimcilerin son dönemde kalıplaşmış bir yaklaşımı var: “Çocukların ya da gençlerin ne okuduğu önemli değil, önemli olan okuma alışkanlığı kazanmaktır.” Parks, bu yaklaşımın olası sonuçlarını gözler önüne sererek, yukarı doğru okumanın –ucuz romandan nitelikli eserlere geçmenin– olanaksızlığı üzerine düşünmemizi sağlıyor. Üstelik okuma eyleminin telefon, mesaj sesiyle ya da başka bir aktivitenin ayartısıyla bölünmeden yaşanamadığı çağımızda zihnimizi zorlayan metinlerle boğuşmanın zorlukları da tartışılıyor bu denemelerde. Parks, Nobel tartışmalarına dâhil olurken ise yeni küresel roman üzerine olan bunaltıcı tartışmaları hatırlatıyor. Ayrıca yayıncıların, belirli birtakım ülkelerdeki bir ismi parlatırken, daha nitelikli ya da deneysel yazmaya meyilli yazarlara niçin yönelmediklerini sorgulayarak yayın dünyasının piyasaya teslim oluşunu ve yerel dillerdeki nitelikli eserlerin okunamamasının acısını duymamıza yardımcı oluyor.

Velhâsıl Parks, birbirinden bağımsız denemeler kaleme alıyor gibi gözükse de aslında birbiriyle de, okurlarıyla da konuşan metinler yazıyor. Kitabın arka kapağındaki klişeye sığınacak olursak, birbirini tamamlayan denemeler bunlar. Ben Buradan Okuyorum, klişelerin altına gizlenmiş nitelikli soruları açığa çıkararak edebiyat üstüne düşünmemizi sağlıyor.

  • Ben Buradan Okuyorum
  • Yazar: Tim Parks
  • Çeviri: Roza Hakmen
  • Tür: Deneme
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 224 Sayfa
  • Yayınevi: Metis Yayınları

 

Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

Kolektif Kitap
Paylaş

Cevap Yazın