Responsive banner image
 

merak gözü

0

kitabı okumadım henüz, az önce internette karşıma çıktı. ilgimi çekti ve hemen paylaşmak isteği uyandı içimde. okumadığım bir kitabı önermek bir yazar açısından riskli gibi görülebilir başta.

kitabı okumadım henüz, az önce internette karşıma çıktı. ilgimi çekti ve hemen paylaşmak isteği uyandı içimde. okumadığım bir kitabı önermek bir yazar açısından riskli gibi görülebilir başta. referans olur çünkü. ancak biz hep kendimizi garantiye almak üzerinden bir ilişki kuramayız ki öğrenmeye hevesliyken. aslında illâ okuduğumuz ve hakkında bilirkişi gibi konuştuğumuz yazı metinleri konusu da üzerinde pek de konuşulmayan bir tabu… oysa bu bir bakış, bir bulaşma biçimi… ben kitabı okuyup bitirene kadar beklemeyelim; gelin birlikte okuyalım derim: “hayat kısa kuşlar uçuyor.”

Kırmızı Kedi Temmuz 2

kitapta dikkatimi çeken ilk şey: alt başlık: “Hayvan Haklarının Siyasal Kuramı”

ikincisi kitabın tanıtımında geçen şu cümleler: “Hayvan hakları savunuculuğunun uzun bir geçmişi var. Modern dönemdeki ilk hayvan hakları cemiyetinin kuruluşundan bu yana akademik bağlamda, kamuoyu tartışmalarında ve siyasal alanda pek çok zafer kazanıldı. ancak Sue Donaldson ve Will Kymlicka Zoopolis’te, olumlu tablonun bir de karanlık tarafı olduğunu, hareketin büyük oranda başarısızlığa uğradığını ileri sürüyor ve bu başarısızlığın, hayvan meselelerine ilişkin kamuoyu tartışmalarında kullanılan kusurlu terimlerin bir sonucu olduğunu savunuyorlar.”

14536669_1198630780202743_1369231020_o

evet … kullandığımız dile dikkat… kendimizden başlayarak dikkat en başta… kullandığımız dildeki ayrıntılarda gizlidir aslında meseleye nasıl baktığımız ve aslında ne olduğumuz… bu fark etme biçimi sadece hayvanlar dahil doğayla nasıl ilişkilendiğimiz ve ilişkileneceğimiz konusunda değil, birbirimizle ilişkilenirken kullandığımız dili de kapsar.

not_20150205_225630_011

  • Zoopolis
  • Yazar: Sue Donaldson, Will Kymlicka
  • Çeviri: Mine Yıldırım
  • Baskı Yılı: 2016
  • Sayfa Sayısı: 358 Sayfa
  • Yayınevi: Koç Üniversitesi Yayınları

 

Aynur Uluç

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde, insandaki “başarı” hazzının başkasının başarısızlığı, mutsuzluğu üzerine kurulduğunu belirterek “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...” niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor.

aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazıları ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda, izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. öte yandan şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde mesleğini halen sürdürmekte.
Aynur Uluç

Latest posts by Aynur Uluç (see all)

Paylaş

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *