Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Murat Özyaşar ve “Kara kış gibi bastıran devlet”

0

“Ayna olsam sana çok kırılırdım” Ayna Çarpması; Sayfa 15
“Babam; ayakkabımın içindeki bir taş ve ben topallaya topallaya…” Sarı Kahkaha; Sayfa 67

Öyküleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanan Özyaşar’ın ilk öykü kitabı 2008 yılında yayımlandı. Ayna Çarpması adlı bu öykü kitabıyla aynı yılın Haldun Taner Öykü Ödülünü aldı. 2009 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülünü de alan Ayna Çarpması 2011 yılında Bîr adıyla Kürtçeye çevrildi.

KitapEki
KitapEki

İkinci kitabı Sarı Kahkaha ise 2015 yılında diğer kitapları gibi Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Edebiyatla ilgilenenler, kitap okuyanlar, kitap kokusu sevenler açısından Murat Özyaşar ilk öykü kitabı Ayna Çarpması’ndan beri bilinen takip edilen bir yazar.

Daha geniş bir kitlenin Murat Özyaşar’dan haberdar olması Eğitim-Sen’li öğretmenlerin açığa alınmasıyla oldu diyebiliriz.

Kızı Mavi Lorin’i sanırım ilk kucağa aldığı anın fotoğraflarına gülümseyerek bakmıştım. İçimden ona ve kızına iyi dilekler yollamıştım evrene. Henüz 20 günlük babayken gözaltına alındı. Hüzün ve ironiyi harmanlandığı sözcüklerini, cümlelerini zihnime üşüştüren bir durumdu gözaltı haberini aldığım anda hissettiğim.

Darbe Günlükleri

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun açıkladığı son rakamlara göre kamudan ihraç edilen memur sayısı 70 bin 784’e ulaşmış.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)’nin saptamasına göre 23 Kasım 2016 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde, 11’i imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 128 gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 11 bin 285 öğretmen OHAL kapsamında çıkarılan 23 Temmuz tarihli ve 29779 sayısı kanun hükmünde kararname uyarınca açığa alındı. Edebiyatımızın son döneminin en güçlü ürünlerini veren Kemal Varol’un, Murat Özyaşar’ın içinde bulunduğu bu edebiyat öğretmenlerini öğrencilerinden mahrum ettiler. Elbette o şanslı öğrencileri de onlardan. Hala soruşturmaları süren binlerce öğretmen ve kamu emekçisinin kafasının üzerinde aynı kanunlar farklı numaralarla Demokles’in Kılıcı misali savruluyor.

“Bütün çaresizlikler bende deneniyor. …”

Murat Özyaşar’ın Ayna Çarpması kitabında on iki öykü bulunuyor.  Bu ilk öykü kitabındaki, neredeyse tüm öyküler kişisel hesaplaşmalar ve hüznü anlatıyor. Kahramanları, eğer otobiyografik kimi yanlar olmadığını kabul edersek yakın çevresiyle hesaplaşmak için yola çıkan kişilerden oluşuyor. Özellikle baba figürünün önemli bir hesaplaşma odağı olması, aile içi şiddet üzerinden öfkenin birikiyor oluşu önemli bir nokta.

Babanın şiddet uygulaması, annenin bu şiddete boyun eğen mülayimliği.

Annenin altın dişleri.

Ders kitaplarındaki annelerin giydiklerine benzemeyen giysileri.

Türkçeyi konuşamıyor oluşu.

Oğulun anneden utanışı.

Babanın kendisini değil de annesini dövmesinden doğan öfke.

İki taş arasında yapılan kalecilik.

Ve yoksulluk, yoksunluk.

“Et yemem gerekliymiş: …Oysa benim seneye de giyerim diye alınan pantolonum vardı.”

“Kendime kırıldığım yerden, kendime döner gibi, korka korka dönmeliyim eve.”

Daha kısası var mıdır bilmiyorum. Öykü konusunda yalnızca bir okuyucuyum, iddialı bir tespitte bulunmayayım diyorum ama Murat Özyaşar’ın Ayna Çarpması’nda geçen Uzun Hikaye öyküsü bence dünyanın en uzun hikâyesi. Onlarca duyguyu, düşünceyi, hikâyeyi içine sığdıracak kadar uzun. Kitaptaki on iki hikâyenin sonuncusu. Ve buraya yazılacak kadar kısa.

 “Uzun Hikâye
Uzun zamandır dalgın bakıyordun dünyaya.
Anlat, dediler.
Anlatamam, uzun hikâye, dedin.”

“Oysa kaç zamandır, cam ile taş gibi olmuştuk babamla…”

Murat Özyaşar, Ayna Çarpması kitabındaki öykülerinde kendisiyle ve yakın çevresiyle hesaplaşan kahramanları anlatmıştı bize. Kendisine, babasına, annesine, konuştuğu evin duvarlarına, telefon rehberindeki “arasan ne olacak?” kişilerine; değindiği, hikâyede şöyle bir görünüp geçen isimlere olan mesafesini ve dört duvar arasındaki yalnızlığını anlatmıştı okuruna.

Sarı Kahkaha’daki öykülerini okuduğumuzda görüyoruz ki hikâyeciliğinde yeni bir döneme geçmiş. Üslup olarak aynı şiirsellik, aynı özenli dil kullanımı devam ediyor.

2015 yılında yayımlanan Sarı Kahkaha on öyküden oluşuyor. Murat Özyaşar “hikâye anlatıcılığına” geçmiş Sarı Kahkaha’daki öykülerinde. Birinin diğerine herhangi bir üstünlüğü olmamakla birlikte ben Sarı Kahkaha’nın öykülerini daha çok sevdim. Kişisel olarak durum öyküsüne değil de klasik öyküye daha yakın bir okuyucu olmam bu tercihimi etkiliyordur mutlaka.

Kitaptaki tüm öyküleri sevmekle birlikte Kepenk, Altıotuzbeş ve Kamil’i daha çok sevdim.

“Kamil
Kamil, bu kadar mıydı senin derdin?

Telefonunu annen açtı, ‘Kamil uyuyor’ dedi.
Ee, ne var bunda?
Annesinden önce uyuyanların derdine inanmıyorum ben.”

Murat Özyaşar, gencecik bir yazar. Uzun süre onun cümlelerini, öykülerini okuyacağız, yeni öykülerinin yolunu gözleyeceğiz.

  • Ayna Çarpması – Sarı Kahkaha
  • Yazar: Murat Özyaşar
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: Mart 2016; 4.Basım – Ekim 2016; 3. Basım
  • Yayınevi: Doğan Kitap
Güzella Bayındır
Takip için

Güzella Bayındır

Akıntıya Karşı Aziz Nesin;
Akıntıya Karşı Orhan Kemal;
Akıntıya Karşı Behice Boran-Tek Başına Bir Koro belgesellerinin yapıcısı SineGöz Film Atölyesi'nin üyesi.
Belgeseliyle aynı ada sahip Behice Boran kitabının yazarı.
Zela'nın annesi.
Okur, yazar, düşünür, gezer.
Güzella Bayındır
Takip için

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *