Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Murat S. Dural’dan Haziran 2018 Okumaları

0

Murat S. Dural aylık olarak yaptığı okumalarını değerlendirmeye devam ediyor. Dural, Haziran ayında 4 kitaplık bir okumanın ardından değerlendirmelerini takipçilerimizle paylaştı.

“Okuma” anlamında bana göre kısır geçen bir ayın sonunda, yeni ay ile yeni kitapların başında ve bu vesileyle sizlerin karşısındayım dostlarım.

KitapEki
KitapEki

Evet yoğun, geçen yıl bu tarihlerde biten ama kimsenin suçunun olmadığı talihsizliklerle hâlâ son aşamaya geçemediğim romanımla uğraşmaktan, tekrar gözden geçirmekten ve dergi yazılarıma gömülerek kendimi avutmaya çalışmaktan dolayı yorgunum. Ayrıca FABİSAD (Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği) kapsamında da çok değerli dostlarımla bu türleri geliştirmeye, tanıtmaya, yaymaya ve yeni üreticiler, eserler bulmaya yorsa bile büyük keyif veren çalışmalar içerisindeyiz.

Bu yüzden geçen ayda dört kitaplık bir okuma listem oldu. Evet evet dört! Lafı neden bu kadar uzattığımı, sizi siz fark etmeden bir labirente sokmaya çalıştığımı sanıyorsunuz?

Tüm bunlar bir yana, az olmasına rağmen oldukça doygun eserlerle haşır neşir olduğumu, tat aldığımı söyleyebilirim.

Başlayalım mı?

Rüzgârın Şarkısını Dinle – Haruki Murakami

Sizlere naçizane düşüncelerimi açacağım ilk kitap “Rüzgârın Şarkısını Dinle”. Haruki Murakami okumak, edebiyat ve ben… Bir tür onunlayken bile onu özleme, anlamaya çalışma, anladığımı düşündüğümde bile anlayamadığımı hissedip üzülme hali atıyor üstüme. Eserini eline almak, bırakmamak isteyip kitabın elinden kayıp benden kaçacağını bilmenin verdiği bir hüzün oluşuyor içimde. Murakami her seferinde neden bende bu duyguları yaratıyor, neden her kitapçıya girdiğimde başka bir kitabını almak istediğimde korkutuyor gerçekten anlayamıyorum. Fazlasıyla düşünüyor, cevap bulmaya çabalıyorum.

Metinleri beni küçümsemese, ahkam kesmese bile anlattıklarının gizli dehlizleriyle kör labirentlere sokup orada ışıksız, bırakıyor sanki. Doğan Kitap’tan çıkan son ama aslında yayın hayatındaki ilk kitap olan bu eser “Rüzgârın Şarkısını Dinle” de böyle bir eser işte. Düşünüldüğünden daha hızlı okunan, rahat cümlelerle kurgulanmış ama yine şahsa özel, onun evrenini kapsayan bir metin. Akıcı. Ama yine de, evet yine de insana acaba Murakami başka bir şey anlatıyor ve ben başka bir şey mi anlıyorum dedirten bir yapısı var. İçinde en çok hoşlandığım şey “yazmak” ile ilgili verdiği ipuçları. O delilik, çok keyifli olmasına rağmen yazarı soktuğu delilik hali, soru işaretleri harika ortaya konulmuş. Murakami okumak istiyorsanız bir ilk kitap olabilir.

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil – Bülent Ayyıldız

“Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil” Bülent Ayyıldız tarafından yazılan, İthaki Yayınları Türkçe Edebiyat serisinden çıkan son Fantastik – Korku içerikli eser. Yabancı fantazya türlerindeki eserler anlamında bence bir numara olan İthaki Yayınları’ndan uzun süre sonra çıkan ilk yerli fantazya niteliğine sahip. “Yeryüzü Müzesi” gibi kolektif, çok satan bir bilimkurgu eseri gördüğümde İthaki’nin çok daha fazla Türkçe, yerli fantazya eserini gündeme alacağını, getireceğini düşünmüştüm; ama bu dileğim ne yazık ki gerçekleşmedi.

Yayın sorumlusu Ayla Duru Karadağ, yayına hazırlayan Burak Albayrak ve kapak tasarımı Hamdi Akçay: İlgi duyduğum türe, yayınevine, yazara gelmeden önce her anlamda bu kitabı alıp heyecanla okumamın, tasarımına bayılmamın en önemli üç sebebi bu isimler.

Kitaba gelecek olursak kurgu kesinlikle heyecan verici bir alt yapıya, kör ebe oyununa, baştan sonuna kadar süren güçlü bir aksiyona dayanıyor. Korku, karanlık atmosfer, bilinmezlik, sürprizler ve özün içindeki çatışma cümlelere, paragraflara güzel yedirilmiş. Bülent Ayyıldız’ı okurken ve bitirdiğimde “bu kitapta daha fazlası var, sanırım bazı şeyleri kaçırdım” diye düşündüm. İyi ya da kötü bir şey değil bu. Anlatanın dinleyenden daha fazlası olması, o kitabı ileride yeniden okumak için kıymetli bir sebep yaratması diyebilirim.

Binbir Hayalet – Alexandre Dumas

Dikkat! Üçüncü kitap saf romantizm, gotik anlatı, korku ve müptezellik hikayeleri barındırıyor. Tek bir geceye bağlanmış, misafirlerin anlatıları ile şekillenen karanlık bir gece. Groteks anlatılar, bahsi arttırırcasına şiddet, olağanüstülük barındıran, üstüne üstlük “yaşandığı” söylenilen tuhaf öyküler. Alexandre Dumas’ın nefis kalemi de işin içine girince çok acayip, bu türleri seviyorsanız muhakkak (!) okunması, edinilmesi gereken bir eser çıkıyor ortaya. Kaçırmamız gerektiğini düşündüğüm bir eser. Kendi adıma bu kitap özelinde çok tat aldığımı belirtmeliyim. Söylenebilecek daha çok şey var ama eğer “Murat? Bana gerçekten okumam gerektiğini, tanımam gerektiğini söyleyebileceğin bir yazar / kitap var mı?” derseniz. Şu an onlardan biri hakkında yorumlarımı okuyorsunuz diyebilirim.

Kabuk – Zeynep Kaçar

Haziran ayında okuduğum son kitabın, “Kabuk”un ilk sayfalarını okurken zorlanacağımı düşünmüştüm ama daha birinci sayfa bittiğinde bana kendi ritmini, dağdan yuvarlandıkça büyüyen olaylar silsilesini, kurgusunu benimsetti. Bazı kitaplar vardır, yazma çabasındaki insan okurken “böylesi yazmak mümkün mü?” diye sordurur. Karşınızdaki kitap tam da böyle bir eser.

Hiç evirip çevirmeden Zeynep Kaçar’ın kitabını ne kadar beğendiğimi söyleyeceğim. Çok güzel bir kitap ve tarz olarak harika bir deneyim oldu. İç içe geçmiş üç kadın üzerinden, üçünün farklı dili ve zihninden yola çıkan ilerleyen eser nedense okurken aklıma hep William Faulkner’in “Döşeğimde Ölürken”ini getirdi aklıma. Zihin akışı o kadar saf, basit, güçlü ve etkileyici ki. Ülkemizde kadın edebiyatı, yazını varsa sevgili Zeynep Kaçar gerçekten bu kategoride söz sahibi olması gereken, okunması gereken bir yazar. Çok tebrik ediyor ve yeni eserlerini bekliyorum.

Bu seferlik de bu kadar. Sanırım üstüme atılmış yaş toprağın siz de farkına varmışsınızdır. Zannımca tüm yılın yorgunluğu, kendisi gibi bir labirente dönen romanın hem fiziksel hem de ruhsal olarak bende yarattığı karanlık atmosferi hissetmişsinizdir. Umuyor ve diliyorum ki, her ne kadar okuma listemde, okuma performansımda bir düşüş olsa da Eylül ya da Ekim’den sonra sizinle daha güçlü, daha pozitif bir iletişim kurabilir, kendi üretimlerim hakkında daha güzel müjdeler verebilirim. Sosyal Medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz. O zamana kadar güzel, doygun okumalar, çalışmalarınızda, üretimlerinizde başarılar dilerim. Gelecek ay yeni kitaplarda buluşmak üzere.

Sevgilerimle.

https://twitter.com/MuratDural
https://www.facebook.com/murat.dural.33
https://www.instagram.com/muratsdural/
https://www.goodreads.com/author/show/16048476.Murat_S_Dural
https://www.linkedin.com/in/murat-s-dural-b7718530/

Murat S. Dural

Murat S. Dural

Murat S. Dural’ın sıradan hayatı askerlik günlerine denk gelen bir süreçte ansızın değişti. Yüksek arkeolog olarak yaşamını sürdürürken 28 yaşında askere gitmeye karar verdi ve yaşadığı uykusuzluk sorunu sonucu topukları hariç (bilateral chopart) her iki ayağını da kaybetti.
Küsmedi, eve kapanmadı, yıllardır engelliler için türlü mücadelelerin içine girdi ve sonunda fantastik öykülerinden oluşan bir de kitap çıkardı: Kibrit Ev…
Murat S. Dural

Latest posts by Murat S. Dural (see all)

Tempus

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *